Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kim düğün sonrası düğünü değerlendirmez. Gelini, damadı, kaynanayı, anneyi, babayı konuşup dedikodu yapmaz. İşte Fahriye Evcen ile Burak Özçivit’in düğün görüntüleri de sosyal medyaya düştüğü sırada 8 kadın bir masada otururken neler mi konuşur?

        Şükür evlendiler.

        Fahriye Evcen nikâh merasiminin olacağı yere doğru yürürken Burak Özçivit’in elini mi öpüyor, bana mı öyle geldi?

        Vallahi öpüyor, helal kıza.

        Çok kötü, bence ayaklarını da yıkıyordur.

        Yok canım, o hareketi bir kadının değil erkeğin yapması gerekiyordu, olmamış.

        Bence çok güzel olmuş. O an öyle hissetmiş. Ben de olsam aynısını yapardım. Bayıldım.

        Hayır, olmamış. Fahriye değil de o hareketi Serenay Sarıkaya yapsaydı asla göze batmazdı.

        Burak Özçivit nasıl yürüyor. Krallar gibi. Fahriye Evcen bulutların üstünde.

        Gelinliği, saçı, makyajı olay ama. Duru, dupduru, sade. Çok güzel olmuş.

        Neslihan yok muydu hani, Kadir’le evlendiler ya geçen sene. Sanki onun gelinliğine benziyor.

        Bilmem ama güzel olmuş. O kınada giydiği kırmızı kıyafet neydi öyle. 80’lerdeki lise mezuniyet kıyafeti gibi.

        SERENAY DENGEMİ BOZDU

        O nasıl bir bacak boyu.

        O nasıl bir elbise.

        O nasıl saç-makyaj.

        O nasıl içten gülümseme.

        O nasıl Angelina Jolie duruşu.

        O nasıl güzellik.

        O nasıl düğünden rol çalmak.

        O nasıl endam.

        Serenay Sarıkaya’nın düğünden görüntüsü sosyal medyaya düştüğü anda aynı masada olduğumuz 8 kadın, “Bu ne ya, nasıl bir kadın bu” diyerek kendisini uzun bir süre incelediğimiz doğrudur. Düşünün biz 8 kadın bunu yaptıysak memleketteki kadınların çoğunun dengesi bozulmuştur diye düşünüyorum.

        Erkekler bu kadar ilgilenmemiştir belki diyeceğim ama zor. Serenay kadınların dengesini bozuyorsun, haberin ola.

        Şeyma Subaşı-Ahmet Hakan düellosu

        Ahmet Hakan yılın gerçekten tiye alınacak röportajını yorumluyor. “Dünya umurumda değil. Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün ben hedefe kilitlendim. Kötü söz söylenince hoşuma gidiyor” minvalinde takılan Şeyma Subaşı aslan kesiliyor. Demek ki neymiş:

        Her şeyi kafasına takıyor, üzülüyormuş.

        Rol hemen kendini belli ediyormuş.

        “Reklamın iyisi kötü olmaz” durumu doğru bir şey değilmiş.

        “Ben doğalım, olduğum gibiyim”i abartmak da fazla olabiliyormuş.

        Ve gerçekten bazen değil, en gerekli yerlerde susmak gerekiyormuş.

        Yanıt vermek ve bu hatayı ikinci kez yapmak olmadı. Daha da komik oldu.

        Bu kadar mı gözünüz döndü, çüş

        Sinop’ta bir kadının eteğinin altından cep telefonuyla fotoğrafını çeken bir adam yakalanmış, linç edilmek istenmiş. Olacak iş değil. Deliriyorum, çıldırıyorum. Bu adamları durdurun. Allah aşkına porno sitelerini açın, bir şey yapın. Bu manyaklar da iyice doysun.

        Bu nedir ya Allah aşkına? Mini etek, uzun etek, çarşaf marşaf, türban fark etmez. Sapık her zaman sapık. Size türbanlı bir kızın başına gelen gerçek bir olayı anlatayım mı?

        Kızın babası çoğu zamanını kahvede geçiriyormuş. Kız bir gün eve dönerken kahvenin önünden geçiyor. Kızın başında türbanı, üstünde de normal bir kıyafet var. Eteği yere kadar. Hatta ayakları bile görünmüyor. Eteğin önünde belden yere kadar düğmeler var. Baba da o esnada kahvede. Yan masalardan, “Şu kıza bak. O eteği bir parçalarım ben. O düğmeleri dişimle açarım” diyen bir konuşma. Baba deliye dönüyor. Eve gidiyor ve kızını öldüresiye dövüyor. Günlerce eve kapatıyor.

        Bu Türk filmi değil, gerçekten yaşanan ve halihazırda yaşanmaya devam eden bir durum. Başka söze gerek var mı? Benim artık aklım durdu. Sapıklık, gerçekten sapıklık. Doymuyorlar.

        Diğer Yazılar