Mangalla bitmeyen sınavımız
ETRAFIMDAKİ herkes, “Mangal yasaklansın mı yasaklanmasın mı?” diye tartışıyor. Üstüne üstlük önceki gün de Mikonos Namos’ta, Türklerin kavgası ortaya çıktı.
Mangal, çöp ve kavga mevzusunda artık diyecek bir kelime bulamıyorum. Çünkü utanıyorum.
Sadece 11 Eylül 2015’te bu köşede yazdığım yazıyı yeniden yazıyorum. Aynen, hiçbir kelimesini değiştirmeden:
“Berlin’de gezerken rehberimiz, ‘Burada mangal yapılan bir özel alan vardı. Ama son zamanlarda insanlar çok rahatsız olmaya başlamıştı. Çünkü mangal sonrası burası çöplüğe dönüyordu ve bu da ekstra masraf yaratıyordu. İnsanların çöplerini alıp gitmesi için çok uğraştılar. Ama olmadı.
Sonra bir gün, yine mangalı söndürüp çöplerini bırakan birine belediye çalışanı, ‘Çöplerinizi alınız’ deyince bir tartışma başlıyor. Tartışma büyüyor ve o çöpünü almak istemeyen bir Türk, belediye elemanını bıçaklayıp öldürüyor. Bunun üzerine şehirde mangal yakmak yasaklandı’ diye anlatıyor.
Yani inşallah şu küçücük ama çok anlamlı yazıdan bir şeyler çıkarır insanlar kendine. Kural tanımak, etrafına saygı göstermek, disiplinli yaşamak kötü bir şey değil. Geçen gün Oben Budak da yazdı. Mikonos’ta en son 15 yıl önce kavga çıkmış, onu da Türkler çıkarmış.
Başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Kurallara uymak, eğitimden geçiyor. O yüzden lütfen yetiştirdiğiniz çocukları eğitiniz. Okulda olmuyorsa evinizde eğitiniz.”
İşte o gün bunları yazmışım.
Düşünün, mangal meselesi bizde de yakında bir faciaya doğru yol alırken Mikonos’ta da 15 yıllık bir ara vermemek için her sene kavga ediyor insanımız.
Gerçekten korkunç; sizi bilmem ama ben çok utanıyorum bu halimize, çok.
Türkler neden kavga çıkarır?
- BİZ Türk’üz, bize bir şey olmaz. (Oluyor oluyor, işte böyle rezil oluyoruz.)
- İstediğim şarkıyı çalmadı. (“Nasıl çalmaz ulan benim istediğim şarkıyı?” diye başlayan kabadayılık rezaletle biter. Her zaman.)
- Müziği kısma, devam et. (E ses cezası var. Saati geldi. Polis geliyor, ceza kesiyor.)
- Benim yanımdaki kadına nasıl bakar ulan? (Bir sakin ol, belki tanıdığıdır.)
- Kolu koluma çarptı. (E çok dar orası, normal değil mi?)
- Hesabı yarın gönderirim. (Efendim sizi tanımıyoruz ki, siz kimsiniz.)
- Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun? (Hayır bilmiyorum, kimsin?)
- Üstümü arayamazsın, silahımı alamazsın. (Ama efendim kural var, almamız lazım, silahla giremezsiniz.)
Çat çat, silahlar patlar, küfürler havada uçuşur, bu kavga uzar gider.
ÇAĞLA VE KASLI VÜCUDU
ÇEKİLELİM hanımlar, çekilelim. Az biraz çekilelim...
Çağla Şıkel kaslı vücuduyla kızgın kumlardan serin sulara atladı.
Allah sizi inandırsın, bir kış durmadan çalıştım ama göbeğim oturunca yine katlanıyor.
Düz oluyor ama o küçük Türk göbeğim beni bırakmıyor.
Ne yaparsam yapayım Çağla’nınki gibi olmuyor.
O yüzden izninizle ben biraz denizden çekiliyorum.
Çağla şov başladı.
Siz uyurken
- ÇEŞME Paparazzi’den çıkarken bir adam, bir kadının yanına yaklaşıyor ve “Ne kadar güzel bir kadınsın” diyor. Kadın da “Ha baamı didin” diyor. Bir gün sonra bu muhabbet hâlâ dönüyordu ve kadının arkadaşları geyik yapıyordu.
- Ben artık kabul ettim. Biz özellikle hamur işi yemeyi seven bir toplumuz. Alaçatı Çarşı girişinde sabaha karşı gün ağarmaya yakın çorba ve pidecilerde resmen kuyruk oluyor. Kelle-paça, pide, söğüş en çok tercih edilenler arasında.