Alaçatı ruhunu bozmak nedir?
FARKINDA mısınız bu sene herkes bir tarafından Alaçatı’yı çekiştirip duruyor. Bir sağdan, bir soldan. Yazdıkça, vurdukça devam ediyor. Şimdi moda Alaçatı’yı al aşağı çekmek ya, işte birçok kişi de o modanın peşine takılmış gidiyor.
Yok bir mekânın 50 bin TL verip haber yaptırmasından tutun da müşteri kalitesinin düştüğüne kadar. Bu müşteri, bu mekân sahibi yine kendi insanımız. Yabancı turist, yabancı yatırımcı gelmiyor ki artık Bodrum’a ve Alaçatı’ya.
Hollandalısı, İngiliz’i Marmaris’te, Fethiye’de. Oralara gideceksin o zaman. Buralara gelip “Of nerede benim eski köyüm” dönemleri geride kaldı. Türkiye, eski Türkiye değil, önce bunu bir kabul et bence. Sızlandıkça yine kendi insanını vuruyorsun.
Artık İstanbul’da, Bodrum’da, Alaçatı’da en çok Arap turist var ya da Almanya’dan gelen kendi insanımız. Her zaman Bodrum’da gördüğüm “Alamancı” insanımız var bu sene Alaçatı’da. Bu mudur kalitesizlik. Bu mudur varoşluk. Kimden bahsediyorsun hele bir onu açıkla da bilelim.
Pardon tabii bu senenin modasının peşindesin, anladım ben. Yani “Yakında açıklayacağım, hazır ol”, “Bir açıklarsam yer yerinden oynar”, “Varoş kesim doldu”, “Bir mekân 50 bin TL ödedi” diyenlerin peşindesin. İyi de kardeşim bir açıkla da rahat etsin herkes. Çıkar şu içindekini. Kim o mekân, kim o varoşlar.
Kim, kim, kim.
Unutma artık şeffaflık moda.
Öyle “Az sonra” dönemi 90’larda kaldı unutma.
Tıpkı eski taş köy evlerinin olduğu Alaçatı gibi...
Hatırlayın bir dönem Antalya’yı
AÇIN arşive bakın. Bir dönem Antalya için de bıkmadan usanmadan böyle yazılar yazılır, böyle konuşulurdu. “Açık büfe, her şey dahil insanı” yerden yere vurulurdu.
Antalya’ya gidecek insan, yan komşusu, “Aaaa Antalya’ya gitme. Orası varoş dolu” deyince utanıp gitmekten vazgeçerdi.
Çok kişiyi biliyorum, “Antalya’ya gidiyorum diye etrafım benimle dalga geçiyor” deyip başka yerlere gittiğini. Bu durum birçok kişide böyle bir baskı yaratıyor, ama kimse farkında değil. Yani yine kendi kendimize, ülkemize, yatırımcımıza zarar veriyoruz.
Ama bunu söyleyenlerin hepsi sarayda büyüdü, yurtdışında eğitim aldı ya onlar da haklı! Kalitesizlik bünyelerinde gaz yapıyor.
Sen pavyona hiç gitmemişsin
İŞTE tam da bunların üzerine yine bir köşe yazarı döktürmüş. Bazı mekânları, pavyona benzetmiş. Acaba hiç pavyona gitti mi bilmem ama ben 1999 yılında “İstanbul’da pavyon geceleri” diye bir yazı dizisi yapmıştım. İstanbul’un en iyi pavyonlarını gezmiş anlatmıştım. Kayıtlarda var, açın bakın.
O dönem “Bodrum geceleri”, “İstanbul geceleri”, “Pavyon geceleri” diye uzayıp giden yazı dizileri yaptım bir gazeteci arkadaşımla birlikte. Yani diyeceğim odur ki, pavyona hiç gitmemişsin belli ki. Alaçatı’da birçok mekânı pavyona benzetmen komik olmuş.
22 yıllık gazetecilik hayatımda çok yerde uzun süre bulundum. Size göre “Alaçatı ruhu” neydi bilinmez, ama artık Alaçatı gibi birçok yer değişti. Yani alan memnun, satan memnun. Milyon dolarlık taştan yapılmış köy evlerini satanlar, kiraya verenler pek memnunlar bu durumdan. Hiç şikâyet etmiyorlar. Polise, memura şikâyet eden de yine yan veya arka mekân. Kim iş yapıyorsa oralar şikâyet ediliyor. Klasik Türkiye anlayacağın.
**************
‘Kaliteli insa nın!’ son moda sözleri
- EKRANDAKİ programlar çok kalitesiz.
- Bodrum’da çok kalitesiz müşteri var.
- Alaçatı’yı hiç böyle görmemiştim, çok kalitesiz.
- Müşterilere ne oldu, herkes çok kalitesiz
- Beyoğlu yürünecek gibi değil. Acayip kalitesiz.
- Sarıyer’de hiç yürüdün mü yakında. Aman Allah’ım çok fena.
- Hiç sokağa çıkıyor musun? Metroya bindin mi? Felaket.
- Akyakayı da bozmuşlar. Yok artık gidilmez.