Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        1- “AMAN şimdi Bodrum’da, Alaçatı’da çok tanıdık vardır” diye.

        2- “Yediği, içtiği görünmesin” diye.

        3- “Çok pahalı” diye.

        4- “Gazeteciler yakalamasın” diye.

        5- “Gönül rahatlığıyla masaların üzerine çıkıp dans edebilsin” diye.

        Ama sürekli dilinde bu cümleler olan insanımız ne yapıyor?

        - Daha ilk dakikada Instagram’a fotoğraf yüklemeye başlıyor. Hatta Snapchat’in düğmesini sürekli basılı tutuyor.

        - Bütün tanıdıklarıyla karşılaşıyor.

        - Ne yiyor, ne içiyor, ne giyiyor hepsini gösteriyor.

        - Hatta gittiği tüm mekânların görüntüsünü anında paylaşıyor.

        - Yetmiyor özel uçağını, özel teknesini gösteriyor.

        - Kiminle gittiyse o kişi de aynı yerden görüntü koyuyor.

        - Bununla da yetinmeyip eşine dostuna WhatsApp’tan görüntü yolluyor. O görüntü de yayılıyor. Yani fotoğrafları herkes görmüş oluyor.

        **************

        GÖSTERMEDEN RAHAT EDEMİYORUZ

        SOSYAL medya çıktığı andan itibaren kendini saklayan, saklamak zorunda kalan herkes ortaya çıktı. Daha doğrusu çıkmak zorunda kaldı. Hatta kendi insanından kaçamaya çalışanlar yine kendi insanına hava atma arzusuyla yanıp tutuştu. Tuhaf bir karmaşa yaşanıyor anlayacağınız.

        **************

        KENDİ İNSANINDAN NEFRET ETMEK

        TEMMUZ ve ağustosta özellikle Bodrum ve Alaçatı müthiş kalabalık oluyor.

        Özellikle Alaçatı’nın dar sokaklarında yürünmüyor.

        Hele bir de bebek arabaları girdiği zaman kilit durumu yaşanıyor.

        Son beş yıldır da Yunan adaları Türklerden geçilmiyor. Fakat tüm bunlar yaşanırken inanın duyduklarım karşısında şaşırıyorum.

        Sağda solda bazı sözler duyuyorum:

        - O taraf kalitesiz, biz bu taraftan o tarafa gitmeyelim.

        - Burası varoş dolu, biz aslında bu otelde kalmıyoruz.

        - Neden şimdi bu tipler gelmiş buraya. Şunlara baksana. Korkunçlar.

        Bunları kendi insanı için söylüyor bazı kişiler.

        Benden onlara naçizane bir tavsiye. Bu bilinen bir durumdur ki temmuz ve ağustosta gerçekten kalabalık oluyor birçok yer.

        Eğer dert yanacak, kendi insanınızı aşağılayacak, küfredecek, hatta beğenmeyecekseniz bence bu aylarda evinizde oturun.

        Sonra mesela bu yerler eylülde mis gibi olur, hem de ucuz. Tadına doyum olmaz.

        O zaman giderseniz hem bedeninize, hem cebinize, hem de ruhunuza gayet iyi gelir. Aklınızda bulunsun.

        **************

        BEBEK ARABALARI

        ALAÇATI’nın dar sokaklarında bebek arabalarından geçilmiyor. Bayram sebebiyle de biraz fazlalaştı. Tabii bu yüzden kavga da çıkmıyor değil.

        Anne babalar da bu durumdan şikâyetçi. Çünkü, “Çocuğumu gezdirmeyeyim mi?” diyorlar. Onlar da haklı.

        Ama o ağlayan, sıkıntı yaşayan, hatta huysuzluk yapan çocuk herkesten daha fazla haklı. Çünkü:

        - Bebek arabasında sadece insanların poposunu görüyorlar.

        - O arnavut kaldırımı taşlar, küçücük bedenlerini rahatsız ediyor.

        - Sıcak da bunaltıyor.

        - Sağdan, soldan bayağı yüksek müzik sesleri geliyor.

        - Çok fazla gürültü oluyor.

        - Belki o kalabalıkta canları acıyor, birinin çantası, birinin torbası, birinin bir şeyi batıyor.

        - İnsanlar üstlerine üstlerine geliyor.

        Acaba siz anne ve baba olarak bunları düşünemiyor musunuz?

        O hıncahınç kalabalığa canınızı, bir tanenizi, meleğinizi neden sokuyorsunuz?

        Vallahi ben kıyamıyorum, siz nasıl kıyıyorsunuz anlamıyorum.

        Diğer Yazılar