Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SON günlerde ben de birçok kişi gibi Vartolu hayranıyım. Yani Show TV’nin iddialı yapımı Çukur’un Vartolu’su Erkan Kolçak Köstendil’den bahsediyorum. Oynamıyor, yaşıyor, yaşatıyor. Ve kiminle konuşsam aynı yorumu yapıyor.

        Erkan Kolçak Köstendil, oyunculuğu ve yarattığı karakterle dillerde ama son günlerde sinema dünyasında da Amsterdam’dan aldığı ödülle konuşuluyor. Amsterdam Uluslararası Film Festivali’nde 9 bölümlük internet dizisi “Tırnık in Amsterdam” ile ödül alan Köstendil senaryosunu yazdığı diziyi yönetti de.

        Festivalde 90’dan fazla ülkeden film, kısa film, belgesel, öğrenci filmleri, animasyon, müzik videoları gibi kategoriler de yarışıyor ve dünyada kabul görüyor. “Tırnık in Amsterdam” da yarısı Amsterdam yarısı İstanbul’da geçen bir hikâye.

        Tam da ödül törenleri, festivaller derken uluslararası arenada hakkıyla bir ödül almak da çok kıymetli olsa gerek. O yüzden ayakta alkışlıyorum.

        *************

        DEĞİŞMEYEN GERÇEK

        DEMET Akbağ, önceki gün “Önüne gelene ödül veriyorlar” demiş. Ben 3 sene önce bunu yazdım diye düşman ilan edildim. Dostlarının sahte internet hesaplarından bana saldırtmalara kadar varan olaylar yaşadım. Varsın yaşayayım, umurumda bile değil. Görünen köy kılavuz istemiyor işte.

        Durum öyle bir noktaya geldi ki memlekette bu tarz törenlere kimsenin inancı kalmadı. Yani el birliğiyle bu güzel mevzu da yok edilmiş oldu. Bunda emeği geçen herkesi kutluyorum! Bence bir ödül de kendilerine yaptırıp evlerinin başköşesine koysunlar.

        *************

        ESKİ TÖRENLER

        BİR muhabir olarak takip ettiğim 1995-2005 arası ödül törenlerinde şunlar olurdu:

        - Sadece ödül alan değil aday olan herkes katılırdı.

        - Ödülünü alan anında salonu terk etmez, sonuna kadar bekleyip son fotoğrafta poz verirdi.

        - En ünlüsünden en ünsüzüne son dakikaya kadar kimse ayrılmazdı.

        - Ödül veren de alan da arka kapıdan girip sahneye çıkmaz, sonra yine hemen arka kapıdan gitmezdi.

        - “Kim gelirse ona ödül verelim” denmezdi.

        - Reklam anlaşması tabii ki vardı. Anlaşmalı ödüller tabii ki vardı. Ama çoğunluk hak eden kazanırdı.

        - “Hak eden” ne güzel bir söz. Bunu bence memleket olarak sık sık tekrarlamalıyız. “Hak eden, çalışan, çabalayan, alın teriyle kazanan...”

        *************

        ÖMÜR NE YAPMAYA ÇALIŞMIŞ OLABİLİR?

        ÖMÜR Gedik, “Moda editörlerinin ayıbı” başlığıyla, “Moda okullarının ilk dersi olmalı doğru telaffuz. Neler nasıl yazılır, nasıl okunur dersine katkım olsun benim de. İşte moda dünyasının markaları ve hemen yanlarında nasıl okundukları” diye bir marka listesi çıkarıp yanlarına da okunuşlarını yazdı.

        Birkaç örnek vereyim yazısından: “Balmain-Bealma, Hermes-Irmez, Louis Vuitton-Luvi Viton, Mango-Mengo, Versace- Virsaçi.” Üzerinden kaç gün geçti, insanlar bu yazıyı konuşup ciddi makara yapıyor. Konuşulanları yazmayacağım ama...

        - Ömür bu listeyi yaparken kafan mı iyiydi?

        - Acaba sen doğru yazdın da senden nefret eden bir el son dakika yazını mı değiştirdi?

        - Kendinden söz ettirmek için başka bir şey mi bulamadın?

        - Milletle dalga geçmeye çalışıp dalga konusu mu oldun?

        - Yoksa gerçekten böyle okunduğunu mu zannediyorsun?

        - Yarın çıkıp “Evet sazanları bulmaya çalıştım” mı diyeceksin?

        - Acaba gazetede böyle dalga yazılar mı dikkat çekiyor?

        Bu arada ben çok mu anlıyorum. Tabii ki hayır. Doğru telaffuz ettiğimden değil ancak yazını okuduğumda, “Dalga mı geçiyor bizimle” diye tepki verebiliyorsam gerisini sen düşün artık.

        Diğer Yazılar