Fİ ile yeniden
YAPIMINI Ay Yapım, yönetmenliğini Mert Baykal’ın üstlendiği, Azra Kohen’in en çok satan Fİ-Çİ-Pİ üçlemesinden uyarlanarak senaryolaştırılan Fİ’nin Show TV ekranlarında yayınlanacak olmasına heyecanlananların başında geliyorum. Diziyi izlememe rağmen heyecanlanmamın sebebi şu:
1- Kaliteli bir dizi.
2- Oyunculuklar harika.
3- Ve çok uzun sürmüyor.
Daha ne olsun. Vurdulu kırdılı, silahların bol olduğu dizilerin arasında böyle dizilere de gerçekten çok ama çok ihtiyacımız var. Evet internetteki gibi özgür sahneleri belki olmayacak ama en azından kaliteli bir dizi ve oyunculuk izlenecek Show ekranlarında. (Evet, üzücü bir konu ise RTÜK’ün internete de el atması.)
22 Mart’ta ilk bölüm yayınlanacak. Serenay Sarıkaya, Ozan Güven, Mehmet Günsür, Berrak Tüzünataç, Büşra Develi gibi oyuncuların uzun süredir ekranlarda olmaması ciddi bir açıktı. Bence güzel bir hareket olacak. O zaman hoş geldin “Fİ”. Yeniden izlemek pek güzel olacak.
***********
SERENAY MÜTHİŞ BİR OYUNCU
“Çİ”nin son bölümünü izledikten sonra Serenay Sarıkaya’ya mesaj atıp “Gerçekten yurtdışı standartlarında oynuyorsun” dedim. İddia ediyorum, Serenay dünyaya açılsa, yıllardır “Oscar hayali kuruyorum” diye açıklama yapan oyuncularımızın ötesine geçip o çok hayali kurulan Oscar heykelciğini alır. Onda o azmi, hedefe kilitlenme duygusunu görüyorum. Oynamıyor, adeta yaşıyor. Ki “Fİ” ve “Çİ” serisinde Serenay Sarıkaya’nın kendini aştığına, ciddi bir oyunculuk sergilediğine çok şahit olduk.
***********
SÜREKLİ BİRBİRİMİZİ ELEŞTİRMEK
- SOKAKTA yürürken...
- Takside, metrobüste, otobüste, dolmuşta, vapurda...
- AVM’de, mağazada, kuaförde, dost sohbetinde, arkadaş ortamında, misafirlikte, aklınıza gelecek her yerde...
Dikkat ediyorum da insanımız sürekli birbirinden şikâyet ediyor, sürekli birbirini eleştiriyor. Acaba bu işin uzmanları, bu soruna bir çözüm bulabilir mi? Bu toplumun kendini yeniden sevmesi, kaynaşması için bir çözüm. Bence zor değil. Bu kutuplaşma ve nefret genlerimize daha fazla yerleşmeden çok çabuk kaynaşabiliriz.
***********
TAYTINDAN POPON GÖRÜNÜRSE TACİZ ÜSTÜNE TACİZE HAZIR OL
MADEM eleştirmek demişken bir eleştiri de ben patlatayım. Zaten gazete sayfalarında yazarlara bakıyorum, oradan giriyorlar, buradan çıkıyorlar, yani eleştiri üstüne eleştiri. Benimki göze bile batmaz. Yaz gelirken biraz spordan bahsedeceğim. Her sabah rutin olarak önce spor amaçlı yürüyorum. Onun dışında gün içinde memlekette trafik olduğundan, o stresi çekmemek için gideceğim her yere yürüyorum. (Zaten bir kadın olarak topuklu ayakkabıyı unutalı çok oldu.) Neyse, bu memlekette en zor şeylerden birinin spor yapmak olduğunu biliyor musunuz? Mesela yürümek. Sen misin yürüyen? Neden mi?
1- Yürürken eğer taytınızın popo kısmını kapatmadıysanız vay halinize. Yandınız. İlla dik bakışlı biri çıkıyor. Tacizden kaçmanıza imkân yok.
2- Tayt seçimi önemli, tamam. Ama üstünüz de önemli. Dar, yapışan giydin mi, taciz üstüne taciz. Sabah sabah gerilmemek için en iyisi üzerinize bol şeyler giyin. Malum spor rahatlamak için yapılıyor.
3- Hızınızı düşürmemek için zikzak çizmek zorundasınız mesela. Çünkü insanımız asla spor yapan kişiyi anlamayıp yolu kapatabiliyor. Hatta her sokağa, her caddeye deniz kenarı muamelesi yapıyorlar. Ellerde bir çekirdek eksik.
4- Sabah özellikle turistler fazla koşuyor Tophane, Kabataş, Ortaköy yolu üzerinde. Arkasından, “Bu adamlar da kafayı yemiş. Her sabah koşuyorlar” sözlerini duymamak için dinlediğiniz müziğin sesini iyice açmanız gerekiyor.
5- Müziğin sesini açınca de bu sefer beyniniz şişiyor. Spor mu yapıyorsun, işkence mi çekiyorsun belli değil. Spor tabii ki rahatlamak için yapılır. Ama şehir içinde yaparken gerildiğin için spordan sonra rahatlamak maksadıyla bir de esnemen gerekiyor. Malum şehir insanına anca tahammül ediliyor.