Son Dakika

Mehmet Ali Erbil’in kaçış hastalığı

24.10.2018 - 02:10 | Güncelleme:
 
Evinin banyosunda düşerek yaralanan ve Maslak’ta kaldığı hastanede ameliyat olan Mehmet Ali Erbil beş gündür yoğun bakımda. 
Dostları ve arkadaşları, çocukları iyi haber bekliyor ama maalesef Mali’den kötü haberler geliyor.
Sizi bilmiyorum ama benim içim acıyor, çünkü Mehmet Ali Erbil’e bu durum hiç yakışmıyor.
Mehmet Ali Erbil her ay kendi hastalığı “Kaçış sendromu” için hastaneye yatıyor ve 24 saat özel bir ilaç alıyordu.
Ben o hastane odasında çok kez bulundum birçok dostları gibi.
Çünkü Mali o ilacı alırken tüm dostları başına toplanıyor ve onu yalnız bırakmıyordu.
24 saat bir yatağa bağlı olarak her ay bir ilaç almak zorundaydı ama neşesi bir an bile eksik olmuyordu.
İçinde kopan fırtınaları, üzüntüleri bir kez olsun fark ettirmeyip gülmeye, güldürmeye devam ediyordu.
İlaç bitip hastaneden çıkarken de tüm hastane de neşe saçıyordu.
 
Mehmet Ali Erbil
Mehmet Ali Erbil
 
Yaşadığı her şey çok zordu düşünsenize yıllardır bir ilaca bağlı ve her ay onu almak zorunda. Ama o neşesinden hiç bir şey kaybetmeden insanlara neşe saçma görevini de yapmaya çalışıyordu.
Herkesin yapamayacağı zor bir görevi var aslında Mehmet Ali Erbil’in.
İnsanları mutlu edip güldürmek.
Şimdi düştüğü için beş gündür yoğun bakımda ve “Kaçış sendromu” yeniden nüksetmiş.
Mehmet Ali Erbil’e hiç yakışmayacak bir sessizlik döneminde.
Ve bir an önce geçmesi için de dua ediyorum. Çünkü gerçekten bazı insanlara somurtmak, susmak, sessizlik, bir yatağa bağlanıp yatmak yakışmıyor.
Çünkü öyle alışmadık. O da bize bunu alıştırmadı. Bir an önce iyileşip o eski neşesine kavuşmasını canı gönülden istiyorum.
Herkese nasip olmayacak bu özelliği ile yeniden hayatımıza dokunmasını istiyorum.
 
***
 
Güzel fotoğrafların arkasındaki acılı insanlar
 
Yeşim Ceren Bozoğlu, sosyal medya hesabından yaşadığı taciz olayını ilk kez anlattı.
Ve “Fotoğrafta ne görüyorsunuz? Güzel bir kadın mı? Havalı bir elbise mi? Güzel saçlar ve makyaj mı?” diye başladı satırlarına. 
Ve sonra acı gerçeği hepimizin yüzene vurdu.
Çocukken yaşadığı ve yıllardır savaştığı korkunç tacizi anlattı. 
Ve bu yazı ile bir gerçek daha ortaya çıktı ki, o süslü püslü görünen muhteşem Instagram fotoğrafların arkasında birçok kişinin bir dram olabilir.
 
Yeşim Ceren Bozoğlu
Yeşim Ceren Bozoğlu
 
 
Her süslü püslü hayata ve kareye inanmamak gerek.
Herkesin öyle ya da böyle bir hikayesi var.
Ya bunu sergilemek istersin ya da muhteşem Instagram dünyasında kendini gizlersin.
Yani gizleyebilirsin.
Yeşim Ceren Bozoğlu’nun gücünü, güçlü duruşunu, bu savaştan galip gelmesi cidden örnek alınacak bir davranış.
İnşallah bu savaştan her kadın güçlü çıkabilir. Çıkmayı başarabilir.
Ki çıkmayı başaran çok kadın var.
Bana birçok e-mail ve sosyal medya hesaplarımdan mesajlar geliyor. 
Yani çocukken uğradıkları taciz sonrasında yaşadıkları olayların üstesinden gelmiş ayakları üzerinde sapasağlam duran kadınlar var.
Hiç de az değiller.
Ki Yeşim Ceren Bozoğlu’nun bu itirafı da bu savaştan galip gelemeyen birçok kadına örnek olur ve cesaret verir inşallah.
Bu anlamda bile ayakta alkışlanacak bir hareket.
 
***
 
Pascal bana Kaya Çilingiroğlu’nu gafını hatırlattı
 
Beşiktaş’ın eski futbolcusu şimdilerin radyocusu Pascal Nouma, Bebek’te sevgilisiyle görüntülenmiş.
Kendisini çekmeye çalışan paparazzilere ise “Çekmeyin. Sevgilim evli, daha boşanmadı. Mahkemede sorun olur” demiş.
Tamam sevgilisinin yüzü gözükmemiş ama Pascal kendi diliyle kendini yakmış ve ciddi bir pot kırarak haberi de servis etmiş anlayacağınız.
 
Pascal Nouma
Pascal Nouma
 
Bu durum bana yıllar öncesinde Kaya Çilingiroğlu’nun “Feraye’yi nereden tanıyorsunuz” gafını hatırlattı.
O olay da aynen şöyle olmuştu:
Bir akşam Kaya Çilingiroğlu bir mekandan çıkıyor. Kendisini çeken paparazziler, Kaya Çilingiroğlu’na “Kaya bey Ferrari'nizi yeni mi aldınız?” diye sorar. Ama soruyu anlayamayan Kaya Çilingiroğlu “Siz Feraye’yi nereden tanıyorsunuz?” deyiveriyor. 
İşte bu gaf tüm gerçeği ortaya çıkartmıştı ve Kaya Çilingiroğlu ile Hülya Avşar boşanmıştı.
Bazen diliniz sizi böyle aniden ele veriyor işte.
Siz ne kadar saklamaya çalışsanız da…
 
***
 
Game of  Thrones’dan kaçış yokmuş
 
Çevremde tüm arkadaşlarım yıllardır “Game of Thrones”u izliyor ve sezonu başlasın, yeni bölümleri gelsin diye gün sayıyor.
Emmy Ödül törenlerinde her sene tüm ödülleri silip süpürüyor.
Ben ise yedi sezondur inatla izlememek için direniyordum.
Ama anladım ki, “Game of Thrones’den kaçış yokmuş.
Bir başlayayım dedim pir başladım. 
On gündür gecem, gündüzüme karıştı.
Gözlerim pörtledi tüm sezonları yalayıp yuttum. 
Anladım ki, “Game of Thrones” bir hastalık.
 
 
Son günlerde herkesin yüzünde Jon Snow’u, Starkları, Lannister’leri görüyorum. 
Yanlışlıkla sizlere Arya, Cercei, Tyrion falan diye seslenirsem yanlış anlamayın.
Çünkü rüyamda da benimleler.
Hayır işin kötüsü bundan sonra nasıl bir dizi beni böyle mutlu edecek bilemiyorum. 
İşin içinden çıkamıyorum. Keşke biraz daha direnseydim.
Çıtayı acayip yükselttiler kendimi toparlayamıyorum.
Bütün dizilere burun kıvırıyorum…
“Game of Thrones” da taht kavgası, güç, strateji, savaşlardan beynim döndü.
 
 

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 24 Ekim 2018 Çarşamba 08:52
    Allah şifa versin. Parası var, ilaç alabiliyor, tedavi görürken çevresine dostları toplanıyor. Ya parası olmayan, hayati ilaçlarını alamayan, hastaneye yatmak için aylarca bekleyenler için ne yapmalıyız? Onlara da üzülmeliyiz değil mi ?
Kalan karakter : 300