Milano'da mütevazı bir yaşam kurdu
Tuğçe Kazaz'ın facebook'taki iletisinde "Milano'daki yeni evimde kendimle baş başayım. Karşımda orman, hava da hafif yağmur ve çok güzel toprak kokusu, elimde yeşil çayım ve facebook'um" yazıyordu. İki gün sonra ise, "Biz insanlar güçlü varlıklarız, istediğimiz her şeyi elde edebiliriz. Çünkü içimizde Tanrı'dan bir parça var. Biz onun kıvılcımlarıyız" yazısını görünce mesaj atmaya karar verdim. Ben tabii soruları sıralayınca Tuğçe bana, "Paris, Londra arası mekik dokuyorum. Din, özel hayat dışında her şeyi konuşabilirim. Çünkü Türkiye'de başım çok ağrıdı ve bu konular yüzünden söylemediğim binlerce haber yapıldı" diyerek bu konuda biraz zaman istedi. Anladığım kadarıyla Tuğçe kendine çok huzurlu bir yaşam kurmuş. Bunu da şu anda bozmak istemiyor. Bu sene ikinci kez Armani defilesine çıkan Tuğçe, "İlk Armani defilesine 2007'de çıkmıştım. Çok heyecan verici bir şeydi benim için. Düşünsene Giorgio Armani geliyor ve sana diyor ki, 'Türk kızlarının hepsi senin kadar güzel mi?' Bundan daha onur verici bir şey yok herhalde. Beğenilmek herkesin hoşuna gider ama bunu Armani'den duymak çok onurlandırmıştı beni. Ben de bağlantıları sıkı tuttum. Gerçi arada benim evliliğim yüzünden 2008'deki defileye gidememiştim ama bu sene yine çıktım çok şükür. Ben her şeyde bir hayır olduğuna inanıyorum. Mariella Burani defilesine çıktım daha sonra. Milano'da ev kiraladım. Stüdyo daire şeklinde bahçeli sabah kuş sesleri ve yağmur sesi eşliğinde uyanmak o kadar güzel bir şey ki anlatamam. Penceremi açık tutuyorum hep. Hiçbir doğa sesini kaçırmamak için daha sonra yoga yapıyorum. Türkiye'ye çok az geliyorum. Geldiğim zaman da, iki gün kalıp hemen geri dönüyorum" diyor. Steril bir yaşam sürdüğünü söyleyen Tuğçe Kazaz'ın sakinleştiğini söyleyebilirim. Demek ki yoga ve kuş sesi, yağmur sesi ona iyi gelmiş. Eski hırçınlıkları yok olmuş.
Bitmeyen senfoni
Özcan Deniz ile Fahriye Evcen yine ayrıldı. Tıpkı Özcan Deniz'in Meltem Cumbul ile 'Aşk Yakar' dizisine başladığı hafta olduğu gibi. Yani deja vu oldu yine. Özcan Deniz önümüzdeki günlerde Vildan Atasever ile 'Samanyolu' isimli diziye başlayacak. Ve bugün de Günay'da sahneye çıkacak. Ayrılmaları ne hoş tesadüf, öyle değil mi? Kısacası hiç uzatmayacağım, bu bir klasik magazin oyunudur. Şimdi Özcan Deniz, dizi gereği Vildan Atasever ile öpüşüp, koklaşınca 'Fahriye Evcen kıskanıyor' haberleri de çıkacak. Yok barıştılar, yok barışmadılar derken dizi yayına girecek. Olay bu anlayacağınız. Geçen gün Cihangir Firuzağa'da oturuyorum. Yanımdaki masada genç bir oyuncu var. Daha adı sanı duyulmamış. Arkadaşlarına anlatıyor. Diyor ki; "Ünlü bir sanatçı var. Şimdi ben yeni bir diziye başlayınca onunla bir ay sevgili gibi takılacağım. Bizi çekecekler, biz de kaçacağız. Bu aşk haberleri benim dizime onun da çıkartacağı albüme yarayacak" diyor. İşte buyurun efendim, olay bu. Bu kadar basit. Yani anlayacağınız, izlediğiniz o ölümsüz aşk haberlerinin altında çok başka oyunlar yatıyor.
Siz uyurken
- 02.00'de Galatasaray Hamamı'nın sokağında yerde bir kız diz çökmüş bira içiyordu. Bir çocuk da, önünde yere oturmuş, "Hadi yapalım artık" diyordu. Kız da, "Dur düşünüyorum. Sus, konsantremi bozma" deyip içmeye devam etti. - Beymen Blendar'da 00.00'de düzenlenen partide bir kadın alkolün etkisiyle sürekli karşı kaldırıma geçmeye çalışırken az daha eziliyordu. Arkadaşları kadına "Yeter" deyip kaldırıma oturttular. - Beyoğlu Mojo'da tuvalete girdim. Bir kız çığlık atıyordu. Çünkü Mojo'nun tuvaletleri alaturka model, yani eski sistem. Kız, "Aman tanrım, bu ne böyle! Ben bu tuvalete oturamam ki, ama altıma da yapmak üzereyim" deyip hızla dışarıya çıkıp gitti.