Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Eskiden İstanbul gece hayatı denince akla gazinolar ve pavyonlar gelirmiş. Büyüklerimiz öyle der. Artık pavyon geleneği çok azaldı. Aksaray'da 3-5 mekan kaldı. Çakıl, Maksim gibi gazinolar da kapandıktan sonra bir tek Günay ayakta kalmış ve can çekişiyordu. Ancak o da dayanamayarak kapısına demir vurmuştu ki, geçen sene, Vahit-Bayram Yıldız kardeşler Günay'ı aldı. Krize rağmen hiç bir çalışanını işten çıkarmayarak, ayakta kalma mücadelesi veren Günay için sanatçılar da fedakarlık yapıp fiyatların da indirim yaptı. Ben de, Günay'a sık sık gidiyor ve gelişmeleri takip ediyorum. Her hafta bir ünlünün çıktığı Günay'a bence herkes destek olmalı. İstanbul eğlencesinin yok olmaması için bazı değerleri de yok etmemek gerektiğini düşünüyorum. Bayramın ikinci günü Günay da Banu Zorlu ile Özcan Deniz vardı. Özcan Deniz'i ikinci kez izleme fırsatım oldu. Dikkat ettim de, Özcan'ı izlemeye gelen kadınlar kıyafetlerin de çok cesur davranıyor. Özellikle bol dekolteli güzel kadınlar Özcan'dan gözlerini ayıramıyor. Bu arada tuvalette konuşulan konu, Özcan Deniz'in uzun saçlarıydı. Saçlarının yakışmadığının dedikodusu yapıldı. Onun dışında çok seksi gözüküyormuş. Vallahi ben tuvalette konuşan kadınların yalancısıyım ama Özcan bana da biraz seksi gelmedi değil. Ve artık Özcan çarşamba günleri de Günay'da hem de kadınlarla olacak. Ben o günü düşünemiyorum. Ve bunun için sırf meraktan gidip izleyeceğim. Ve 90'lı yıllarda Taksim Maksim'de kadınlar matinesini de çok izlemiş biri olarak iki dönemi karşılaştırıp size anlatacağım. Cumartesi görüşmek üzere.

        Şenay'a 3 bin TL'lik haciz şoku

        Bu günlerde şansım yerinde. Ayrılık, aşk, estetik haberleri derken magazin bombaları kulağıma fısıldanıyor. Bir kaç arkadaş ile uzun süredir aklımda olup da gidemediğim Akaretler Sıraevler'deki Kalamata da, roze şarap ve votka ile geçen bir yaz sonrasın da rakı keyfi yapıyorduk. Hele ki, 27 yıllık meyhaneci Beyza Gürbüzer'in mezeler ile aklımı kaybetmek üzereydim. Daha önce varlığından bile haberim olmayan sarmısak turşusu yıkılıyordu. Beyza Hanım'ın kendi elleriyle yaptığı Türk kahvesi yanında içtiğim likor ile sarhoş olabilirim. Ben tam bu güzelliğin içinde magazinci bile olduğumu unutmak üzereyken bir arkadaşım beni farkedip yanıma geldi. Sohbet ederken, telefonu çaldı. Karşıda ki, kişi, Şenay Akay'a giden hacizden bahsediyordu. Meğer, Şenay Akay'a telefon borcundan dolayı haciz gidecekmiş. Bugün Turkcell kağıt yollamış. Galiba ödemeyi unuttuğu bir hattından dolayı borç büyümüş. Borç ise 2 bin 900 TL olmuş. Bu borcun kısa bir süre içinde ödenmemesi halinde evine haciz gidecekmiş. Kendisine buradan geçmiş olsun diyorum. En yakın zaman da bu sorun çözülür inşallah. O gece çok bombalar konuşuldu. Onları da daha sonra paylaşacağım sizlerle.

        Siz uyurken

        - Günay 01:45'de, garson diğer bir garsona iki rakı kadehi verip; "Bunları yıkamadan paket et. Amerika'ya götüreceklermiş hatıra olarak" dedi.

        - Love 02.30'da yanımda şaşkınlık ile etrafı izleyen bir kadın ile sohbete ederken kadın, "Bana hiç kimse bakıp taciz etmiyor. Kendimi şu anda gereksiz hissediyorum. Ne kadar yakışıklı adam var" diye dert yanıyordu. İlk kez marjinal kulübe geliyormuş. İlk tepki hep böyle oluyor.

        - Cihangir Meyra'da 01.30 da sokaktaki masa da iki kadın ile bir erkek oturuyor. Masadaki oturan kadınlar birisi tuvalette telefon ile konuşuyordu; "Tamam Mehtap'dan hoşlandı. Sonunda kurtuldum bu piskopattan!" Ne alaka anlamadım, belki siz anlarsınız.

        Diğer Yazılar