Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şiddet, şiddet, şiddet…

        Kanımıza, damarlarımıza işlemiş gitmiyor.

        Maalesef erkeklerin değil kadınların da ruhuna işlemiş.

        Şiddeti konuşuyoruz ama bir türlü bir yere gelemiyoruz.

        Neden?!

        “Severde, döver de. Yaşasaydı da dövseydi, yaşasaydı da başka kadına gitseydi. İki tokat atmış ne olmuş. Çok iyi bir insandı” diye cümleler kuran Muhterem Nur’un sözlerinin üzerinden 24 saat geçmedi.

        Ne acıdır ki, günümüzde her gün şiddete uğrayan bir kadın var. Ve yine ne acıdır ki, yine şiddetten ölen kadınların sayısı günden güne çoğalıyor.

        Ve bu cümleleri bir kadın kuruyor.

        Sadece Muhterem Nur mu? Bu ve bunun gibi cümleler kuran o kadar çok kadın var ki!

        İşte bu yüzden şiddet hayatımızdan çıkmıyor.

        Bu toprakların en büyük kanayan yarası öylece duruyor. Bir yol kat edemiyoruz.

        Kadınların şiddete ve erkeklere bakış acısı değişmediği sürece de bitmeyecek.

        Şiddete karşı çıkan kadınlara da “Çok ayıp kocan o senin. Döver de, sever de” diyen kadınların sayısı az değil.

        Kadınlar buna çanak tuttuğu sürece de azalmayacak.

        Muhterem Nur’un sözleri sadece bir örnek.

        Evet Muhterem Nur ve Müslüm Gürses aşkını bilmeyen yok.

        Hepimiz şahidiz.

        Allah rahmet eylesin Müslüm Gürses çok iyi bir insandı.

        Tamam.

        Ama iyi insan olması şiddeti haklı göstermiyor.

        Göstermemeli.

        Muhterem Nur kendisine aşık olduğu, sevdiği için o tokatlara katlandı. Ama keşke “Evet Müslüm Gürses çok iyi bir insandı. Şiddete keşke hayatımızda hiç olmasaydı. Babası annesine şiddet uygulamış ve öldürmüş. Keşke Müslüm’ün bu tür eğilimi olmasaydı. Babasının tam tersi olsaydı. Ama ben aşık olduğum için katlandım. Yoksa doğru bir şey değil. Hiç böyle bir şeyin doğrusu, kabulü olmaz” diyebilseydi.

        Ve keşke de deseydi.

        Şiddetin yanında hangi aşk güzel olabilir ki.

        Şiddet ile aşk bir bütün olamaz.

        ***

        Muhterem Nur bile dayak yemiş sen kimsin?

        Şimdi ben size dilim yettiğince, beynim, aklım, mantığım anladığınca açık açık bir örnek vereceğim.
        Bu ülke insanını az biraz anlayıp kavradıysam.

        Muhterem Nur’un anlattıkları, Müslüm Gürses filminde izlediklerimizden yola çıkarak şiddet eğilimli bir adam karısını, sevgilisini pek de güzel döver.

        Ardından da sever.

        Sonra yine döver.

        Hatta şiddetin dozunu her seferinde arttırır.

        Sonrasında zırlayan, ağlayan kadına da “Müslüm babamız, Muhterem Nur’u dövmüş. Sen kimsin? O ünlü kadın dayak yemiş ses çıkartmamış. Bir de dayaktan sonra adama çay demlemiş. Bak kocasına sahip çıkmış. Sen kimsin! Dayakta diyeceksin, evinde de duracaksın. Ben senin kocanım. Döverim de severim de” der olur biter.

        Olmaz mı?

        Bal gibidir olur.

        Bu topraklarda bu ve bunun gibi o kadar çok örnek var ki!

        O yüzden hanımlar.

        Önce siz kabul etmeyin. Yapmayın, etmeyin.

        Dayak atan adam sizi sevemez. İyi bir insan da olamaz. Bir kez dayak atan her zaman atar.

        Kurtarın ülkenin bu kanayan yarasını.

        Önce kadınlar buna dur diyecek. Bütün kadınlar dur diyecek.

        Ancak öyle olursa olur bu iş.

        ***

        Her konuda konuşmamak gerek

        Emel Müftüoğlu “Papağanlar benim dalında en uzman olduğum kuş türüdür. Normalde papağan öyle bağırır” diye bir açıklama yaptı.

        Papağanın boğazını sıkan pislik sahibi bile eziyet ettiğini kabul etmişti üstelik.

        Peki sonra ne oldu?

        Emel Müftüoğlu’nun bilgiç laflarından sonra kısa bir süre sonra papağanın öldüğü haberi geldi.

        Demek ne oluyormuş.

        Psikopat pisliğin kabul ettiği gibi eziyet edilmiş. Hayvan da bu eziyet sonrasında daha fazla dayanamamış ve ölmüş.

        Yani lafım sadece Emel Müftüoğlu’na değil.

        Hem ona hem de 90’lar ekolünden gelip her şeyi bildiklerini zannedip açıklama yapan ünlü isimlere.

        Lütfen her konuda ahkam kesmeyiniz. Devir eski devir değil. Memleket psikopattan geçilmiyor.

        Gündem olacaksınız, gündeme geleceksiniz diye her konuda bilgiçlik taslama dönemi geçti, bitti geçmiş olsun.

        Sonrasında “Ben öyle demedim. Kötü niyetlisin” diye açıklamalar ile daha da fazla haklı çıkmaya çalışmayacaksınız.

        ***

        Cesur kadınlar

        Mensure Özbek sayesinde tanıştım Pembe İzler Derneği kadınlarıyla. Ve tabii kanserle savaşan cesur kadınlarla.

        Bu kadınlar zaman zaman toplanıyor ve dernek için çok güzel çalışmalar yapıyor.

        Önceki hafta Pembe İzler Derneği Başkanı Arzu Karataş ve dernek üyelerinin ev sahipliğinde yeni yıl yaklaşırken düzenledikleri Raffles Otel’de harika bir organizasyona katıldım. Saffet Emre Tonguç ve Serda Büyükkoyuncu önderliğinde tam bir akşam üzeri çay buluşmasıydı.

        Ama öyle çaylar içildi, kuru pastalar yendi de bitti maşallah olmadı.

        Bu buluşmadan 10 bin kadına ücretsiz jinekolojik kanser taraması projesine katkı sağlayacak bir gelir elde edildi.

        Bu tür buluşmaların sonucunda böyle bir bütçe ve yardım ortaya çıkınca bayılıyorum.

        O yüzden Pembe İzler beni ne zaman davet etse koşa koşa gidiyorum.

        Diğer Yazılar