Geride bıraktığımız korkunç hafta
Farkında mısınız son yıllarda memlekette her dakika her saniye bir şeyler oluyor ama hiç bu kadar sık her gün her dakika bir çirkinlik olmamıştı.
Bünye ne kadar kaldırır bilemiyorum ama ciddi kötü, sevimsiz, ahlaksızlığın sınır tanımadığı bir haftayı geride bıraktık.
Çocuklarımızın başına gelen çirkinliklerden tutun da, kadınların yaşadığı vahşetlere kadar.
Siyasete hiç girmiyorum bile.
Her gün bir gerilim.
Her gün bir kavga, saygısızlık.
Ve bunların dışa vurumu havalimanında yaşanan çirkin atışmada ortaya çıktı.
Sosyal medyada hiç yorum yapmayan kişiler yorum yaptı hem de öyle böyle değil.
Ağıza alınmayacak sözlerle.
İçindeki kini, kızgınlığı, nefreti dışarıya kustu.
Sanki tüm yılların birikimi, siniri, gerginliği, adını bile anmak istemediğimiz o çirkin konuşmalar sarf eden kendini bir şey sanan kadından çıkartmak istercesine.
***
Neden bu kadar çok tepki verdik?
-Sinirli ve gerginiz.
-Çok fazla ayrıştık.
-Son zamanlarda hatta son yıllarda üst üste çok gerildik.
-Yaşanan taciz ve tecavüzleri hiç söylemiyorum bile. Sinirleri iyiden iyiye her olayda daha da gerdi.
-Yıllardır çok fazla siyaset ile yatıp kalkıyoruz. Sürekli bir gerilim, bir stres içindeyiz.
-Uzun yıllardır “Siz-biz” diye ayrılan ülkemizde ilk kez bir konuda iki tarafta birleşti. Ve bu çirkinlik karşısında herkes tepkisini gösterdi. Çünkü zaten memleketin asıl kanayan yarası ayrışmak. Ve “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” algısı.
-Diğer bir taraftan bir kadının çirkinliğini ortaya dökmesi. Ki zaten kadını küçümseme duygusu her zaman ülkemiz insanının bünyesinde sabit. Ve işte bir kadının böyle bir durumu düşmesi ile “Al işte kadın değil mi?” duygusunun ortaya çıkması.
-Okullarda hala yıllar geçmiş olsa bile “Sevgi, saygı, hoşgörü, hitap, aile, memleket, bayrak, kadın, erkek, çocuk” kavramlarının tam anlamıyla öğretilmemesi.
-Sevgisizlik, saygısızlık, had bilmek konularının eksik olması.
Ve daha fazlası aslında. Bunların bir kısmı bile birleşince ortaya bu kin, nefret patlaması çıktı.
Önceki gün gazeteci Ahu Özyurt ile de radyo programında uzun uzun konuştuk. Ahu, “Yıllarca bazı şeyler duyuyor ve okuyorduk ama izlemek insanı çok acıttı” dedi.
Evet işte artık tüm çirkinlikleri izliyoruz. Bu da canımızı fazlasıyla yakmaya başladı.
Canımız daha çok yanarsa belki doğruyu da bulabiliriz.
Kim bilir!
***
Kadın kadına ettiği kötülük
Konusunu yıllardır kaç kez yazdım bilmiyorum. Şu başlıkta gördüğünüz cümleyi kaç kez kurdum hatırlamıyorum ama bu çirkin dünyada özellikle ülkemizde “Kadının kadına ettiği kötülük” diye bir gerçek var.
Bu da yok olmayacak. Neden mi?
Çünkü kadınlar erkekler için değil kendi hemcinsleri için yaşıyor.
Yine kendi hemcinsleri için alışveriş yapıyor, giyiyor, kuşanıyor, hatta evlilik yapıyor ve çocuk doğuruyor.
İlla ki karşısındaki bir kadının, açığını arıyor.
Beğeniyor, beğenmiyor, yakıştırıyor, yakıştırmıyor.
Kariyerlerini bile bunun üzerine yapanlar var.
Bu mantık ve fikirden çıkılmadığı sürece kadınların bu tavrı değişmez.
Çoğu erkeğin “Biz kadının göbeğini, kilosunu, selülitini, saçının dibinin geldiğini, kıyafetinin çirkinliğini yine siz kadınlardan öğrendik. Biz böyle şeylere dikkat etmeyiz ki! Bize dikkat etmeyi öğrettiğiniz” dediğini yazmıştım.
Hem de yaşanan olaylarla birlikte.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Ne alaka?”
Çok alaka.
Her şey bu aşağılama, çirkinliği ortaya çıkartma duygusu ile başlıyor ve çoğalıyor.
Arşivde o kadar çok bu konuyla ilgili yazılar var ki!
Hatta oğlu bir kadını seviyorsa ve bunu anne istemiyorsa vah o kızın haline.
Anne hemen yine bir başka kadına “O kadın olmaz. O kadın bilmem kim ya da eksik etek” tadında yorumlar yapıyor.
Açın filmlerde bile var bu tarz konular.
Bir kadın yine bir kadını istemiyorsa bütün çirkinlikler giriyor devreye.
Ki bunları da zaten hepimiz biliyoruz.
Kadının kadını sevmeme, ezikleme duygusu hep var.
Ki maalesef bu bazı kadında çok fazla var. Siz bir erkeğin bir başka erkeğe “Koca kıçını büyütene kadar” diye bir cümle kurduğuna şahit oldunuz mu?
Yani diyeceğim o ki, bu mevzu çok uzun ve asla düzelmez.
Çünkü kadınlarımız maalesef bir başka kadının acı çekmesini içten içe seviyor.
Bir başka kadını alt etme duygusu çok fazla.
Havalimanındaki kadın sadece bir örnek.
Onlardan çok fazla var.
***
En yakışan çiftimiz de ayrıldı
Dört senedir “En yakışan çift”, “En güzel çift”, “Ne kadar çok yakışıyorlar” diye diye bir hal olduğumuz Serenay Sarıkaya ile Kerem Bursin de artık birlikte değillermiş.
Kavgasız, gürültüsüz, saygın bir şekilde yollarını ayırdıklarını açıkladılar.
Malum son zamanlarda ilişkilerin gürültülü bitmesine o kadar alışkın ki bünye biraz şaşırdık.
Bu arada ikili sosyal medyada da birlikte çok paylaşım yapmadığı için “Fotoğrafları sildiler”, “O giderli bir mesaj attı”, “Bu giderli bir mesaj attı” gibi öncesinde de, sonrasında da her hangi bir konuşma olmadı.
Demek ki, neymiş?
İşin güzelliği buradaymış.
Sosyal medyada ilişkileri göze sokmamak gerekiyormuş.
Ne diyelim hayırlısı olsun.
Yine de aşka inancı yok etmemek gerek.