İstanbul’da da sahil kesiminde müzik denetimi yasası geldi. Artık kafasına göre tekneden sabaha kadar vur patlasın, çal oynasın kimse müzik yapamayacak.
Ki yapılmaması gerekiyordu zaten.
Bunun bir saati olur, nizamı olur.
Bir saat belirlenir ve o saate herkes uyum sağlar.
Ama yok on tekneyi, on mekanı susturup üç-beş mekana, tekneye göz yummakta olmaz.
Orada bir açık vardır.
Ki Çeşme-Alaçatı’da, Bodrum’da bu tarz şeyler yaşanıyor.
Her sene olduğu gibi bu sene de “Müzik sussun, müzik susturulsun” durumu hakim özellikle Çeşme-Alaçatı’da.
Klasik artık her sene bu olay yaşanıyor.
Ki Çeşme-Alaçatı’da sadece müzik değil birçok sorun hallolursa ne her zaman söylüyorum kimse ne Mykonos’a ne St. Tropez’ye ne de bir başka yere gider.
Deniziyle, havasıyla, güneşiyle, yemekleri ile Bodrum, Çeşme-Alaçatı gibi hem tatil, hem eğlence severin göz bebeği bir başka güzellikte yer yok dünyada.
İnsanımız ya da turist sadece eğlenirken değil diğer başka her türlü sorun yaşadığı zaman da kaçıyor kendi ülkesinden.

'ALAÇATI'DA MÜZİĞİ BİTİRECEĞİM'

Neyse şimdi bu güzel tatil beldesinde tek sorun müzikmiş gibi yine birçok kişi sadece müzik ile uğraşıyor.
Dernekler kuruyor.
Üstelik bu dernekleri kuranlar da, zamanında bu müziğin en ağa babasını yapan kişiler.
Şimdi başka işlerle uğraşınca “Ben yapmıyorum, onlarda yapmasın” diyorlar.
Klasik Türk insanı anlayacağınız.
Kazanın içine bir başka insanını çekmeye bayılır.
Ki zaten Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’da özellikle “Alaçatı da müziği bitireceğim” vaadi ile gelip koltuğa oturmuştu hatırlarsanız.
Kendisi için daha önce bir yazı yazmıştım. Sokaklarda dolaşıyor, herkesle ilgileniyor. Herkese eşit davranıyor diye.
Ama görüyorum ki belediye başkanı sadece müzik ile uğraşıyor.
Ya da öyle bir algı yaratılıyor.
Bence de müziğin Alaçatı’da bir nizama girmesi gerek.
Bir saati olması gerek.
Ama o saate de tüm mekanların, uyması ve uydurulması gerek.
Bazı mekanları yasak saatinden önce kapatıp bazı mekanlara göz yumuluyorsa o da olmaz.
Ki bu köyün sadece ses sorunu yok.
Daha geçen gün Bergüzar Korel çöp konusunda isyan etti. Sosyal medyada on kişiden ikisi çöp ve yollar konusunda paylaşım yapıyor.
Bence bu güzelim beldenin sesten daha önemli konularına da en yakın zamanda çözüm bulunması gerekiyor.
Ses bence en kolay çözülecek mevzu.
Her mekanı tam da yasak saatinde kapatırsın olur biter.
Sabahın ilk ışıklarına kadar müziğin sesi süren mekanlarda dahil bunu tabii.

 ***


Pazar günü “Kaldır şemsiyeleri, şezlongları”


Peki sesi geçtim. Tek bir sorum var Belediye Başkanı Ekrem Oran’a.
Önceki gün Boyalık’ta bir arkadaşın otelinin beach kısmında oturuyoruz.
Kahvaltımızı yaptık, kahvelerimizi içiyoruz.
Ama burası öyle sosyetik bir otel ya da beach değil.
Tamamen ailesiyle dinlenmeye gelen insanların güzel vakit geçirdiği, çok pahalı olmayan bir yer.
Dışardan insanlar da rahatlıkla geliyor.
Upuzun bir kumsal.
Nasıl güzel bir gün.
Huzur içinde insanlar denize giriyor, güneşleniyor.
Pazar günü saatler 12:30.
Çoluk çocuk neşe içinde.
Herkes keyifli.
Hava sıcak.
Deniz, güneş, kum keyif zamanı.
Ama o da ne?
Bir anda polis, zabıta, belediye ekipleri geliyor ve bir kalabalık.
Çoluk, çocuk herkes o kalabalığa bakıyor.
Bir anda huzursuzluk çöküyor o güzelim ortama.
Bir anda “Kaldırın şemsiyeleri, kaldırın şezlongları” diyor birileri.
Bir harala gürele durumu.
Peki ama neden?
Neden o saatte?
Çoluk çocuğun arasında. İnsanlar şezlonglarına kurulmuş, kimisi kitap okuyor kimisi haftanın yorgunluğunu atıyor.
Onu da geçtim insanlar eğleniyor bunun daha mantıklı bir saati olamaz mı?
Sonuçta pazar günü. Tatil günü. Dinlenme günü.
Ama üzgünüm o an o yaşanan durumdan birçok kişi huzursuz.
Konu da şuymuş efendim: “Burası yolu kesiyor. Kumsaldan yürüyecek insanlar yürüyemiyor” deniyor.
Bu yüzden de bazı şezlongların kalkması gerekiyormuş.
Ki zaten yasak olan yere kurulmuşsa kalkmalı.
Tamam onda bir sorun yok.
Hatta cezalar kesilmeli.
Bunda da bir sorun yok.
Ama öncesinde ruhsat çıkmış. Sorun olmadığı belirtilmiş.
Tam da dinlenme ve tatil gününde bunun yapılması doğru mu?
Ben belediye işlerinden anlamadığım için soruyorum sayın Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’a.
Öyle midir?
Ki o an “Buranın izni var” dendiğinde “Ben anlamam Belediye Başkanı böyle istiyor” diye bir yanıt veriliyor.
Bu da doğru mudur sayın Ekrem Oran?
Doğru olsa bile bu uygulamanın yapılma saati ya da günü doğru mudur sizce?
Ben sadece bunu merak ediyorum.
Siz ailenizle bir yere dinlenmeye gidince, böyle mantıksız bir olayı gördüğünüzde huzurunuz kaçmaz mı başkan?
Ve şimdi kimse kusura bakmasın. Ben asla siyaset ve parti olaylarına giren, bu konuları yazan biri değilim. Ama bu olayı Ak Partili belediye yapsa ortalık ayağa kalkardı.
Hatta “Vay efendim işte ayrımcılık yapılıyor, huzur kaçırılıyor, yok bilmem ne? Yok o şu bu” diye laflar sözler söylenmez miydi?
Ama bunu yapan CHP'li belediye tam da memleketimizin en gözde tatil beldelerinden birinin koltuğundan oturan CHP’li bir başkan.
O yüzden insan durup düşünüyor gerçekten.
O yüzden de size soruyorum ve soruların yanıtlarını istiyorum. Çok kez size ulaşmaya çalıştım bunları yüz yüze sorup öğrenmek için ama asla sizin kaleminizden hiç kimse dönmedi bana sayın Ekrem Oran.
Ki 15 yıldır bu güzel tatil beldesine gidip gelen bir gazeteciyim.
İnanın bu güzelim tatil beldesinin ne gibi sorunları ve eksikleri var birçok kişiden daha iyi biliyor ve gözlemliyorum.
Bu sebeptendir ki, isyanım. Bu sebeptendir ki, kendi ellerimizde kendi güzel bölgelerimizi yok etmemiz.


***


Kurallar tabii ki olacak, olmalı


Bakın kurallar tabii ki olacak ki olmalı da.
Bunun bir saati elbet olacak.
Bunun bir nizamı elbet olacak.
O işletmeye, o otele, o mekana, o gece kulübüne o ruhsatı  verirken ne denmişse o uygulanmalı.
Ama ruhsat verilip sonrasında “Bunu yapma, şunu yapma” demek olmuyor. Ya da her bölgeye, her mekânın açılmasına izin verilmesi de olmuyor.
Sonrasında da tatilci de, turistte, eğlence severin de huzuru kaçıyor.


***


Beach'lerde her şeyi anlıyorum da


Lahmacunu anlıyorum, midyeyi acayip çok iyi anlıyorum. Happy hour olayını da gayet iyi çözüyorum.
Erkeklerin özellikle futbolcuların ya da vücudu kaslı adamların, bacak kaslarını gösterecekler diye şortlarını çirkin çirkin kıvırmalarını da anlıyorum da.
Bir tek, kadınların yaptığı makyajı anlamıyorum.
Arkadaş 35 derece güneşin altına gidiyorsun.
Üstelin, denizin, kumun dibine gidiyorsun.
Neden makyaj yapıyorsun?
Neden?
Onu da bırak saçlarına neden fön çektiriyorsun.
Beach'lerde artık kuaförler var. Ya da tuvaletlerde fön çekilecek sistem kurulmuş.
Saçmalığın önde gideni. O sıcakta.
Kardeşim giyin güzel mayonuzu. Ya da denize nasıl giriyorsanız işte.
Mis gibi oh.
İstediğin zaman gir denize. Serin serin bir serinle.
Dal çık, eğlen tekrar dal.
Gece yüzünde makyaj oluyor zaten. Bir de o güneşin altında nedir bu eziyet.
Hadi kirpik takmalarınıza da ok ama o makyaj hiç güzel durmuyor hanımlar.
Gerçekten yapmayın bunu kendinize.


***


Ünlüler neden her şeyi bilmek zorunda


Bizim ülkemizde özellikle ünlüysen her şey hakkında fikrin olması gerekiyormuş gibi bir algı var.
Ünlü kişi de bunu kendine misyon ediniyor.
Makyaj, güzellik konusunda bir numaralar.
Kıyafet konusunda en iyisi onlar.
Oyunculuk, şarkıcılık konusunda onlardan iyisi yok.
İyi ama neden?
Ünlüsün diye her konudan bilgin olmak zorunda değil.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • gokhanadali 1 ay önce ki var öyle birşey .ki haklısınız.ama yine de bir yazarın , olmadı editörlerin sık tekrarlanan "ki" ye dikkat etmeleri gerekirdi.
    CEVAPLA