Bu mu yani?
Şimdi “Kurban kestim” diyen bu pislik namusunu mu temizledi?
Dört sene önce boşandığı kadının boğazını on yaşındaki kızının gözü önünde keserek namusunu mu temizlemiş oldu?
-Sırtınızı mı sıvazlayalım?
-Aferin koçum mu diyelim?
-Madalya mı takalım?
-Ya da örnek mi gösterelim?
Gelenek, görenekler bunu mu anlatıyor.
-Analar bunları mı öğretiyor?
-Kanunlar bunu mu öngörüyor?
Güldünya Tören’i hatırlayan var mı?
Unutmuştum ben mesela. Bence sizler de unutmuştunuz. Önceki gün sosyal medya hesabından 5N1K’nın yazı işleri müdürü Kenan Taş hatırlattı. Dedi ki: “Önce akrabaları tecavüz etti sonra kardeşleri tarafından sokak ortasında öldürüldü...”
E tabii haklı kardeşleri.
Öldürecekler çünkü namuslarını temizlemeleri lazım.
Tecavüze uğramış kardeşleri.
Namus temizlemeleri lazım.
Güldünya’nın ölmesi lazım diye düşünmüş kardeşleri.
Çünkü o bir kadın!
Belki anneleri belki babaları öyle söylemişti Güldünya’nın kardeşlerine.
Onlar ne bilsin.
Peki Ayşe Paşalı’yı hatırlıyor musunuz?
Habertürk Gazetesi'nin manşetindeydi günlerce.
Kocası tarafından öldürülen yüzlerce kadından sadece birisi.
2010 yılında öldü Ayşe Paşalı.
Tabii bunca zaman zarfında bir sürü kadın koca kurbanı oldu. Hem de çoğu eski koca.
Şimdi geldik 2019’a. Yani Emine Bulut’a.
Boğazı kesildi.
“Ölmek istemiyorum” diye bağırdı. Kızı “Ölme lütfen ölme” diyordu.
8 saniyeye sığdı bütün hepsi.
Birileri de kadına yardım edeceğine akıllı telefonun tuşuna basmıştı.
İnsanlık toptan ölmüştü aslında.
Ve orada aslında hepimiz ölmüştük.
O 8 saniyeyi içini sindirebiliyor musun Türkiye.

*


Kameraya çekmek


Bu 8 saniyeyi izleyip uzun bir süre kendime gelemedim.
Tabii kendine gelen normal bir insan varsa şaşmak lazım. Daha doğrusu vicdan sahibi hiç kimse bu 8 saniye sonrasında uzun bir süre kendine gelemez.
Çünkü normal bir görüntü değil bu hanımlar-beyler.
Sosyal medyada cirit atan bu görüntüyü çeken de, dağıtan da, yayan da normal değildir bana göre.
Ki toplum olarak geldiğimiz nokta gerçekten içler acısı bir hal almış durumdadır.
Ben bir haberciyim.
Ve mesleğe muhabir olarak başladım.
Çok eskiden tam da bu mevzuyu çok uzun yıllar tartışırdık. Yani şöyle ki: “Fotoğraf çekerken, fotoğrafını çektiğin kişinin ayağı takılır düşer, ya da başına bir şey gelirse fotoğrafını çekmeye devam mı edersin ya da fotoğraf makinanı bırakıp yardım mı edersin?”
Yani bizler bunu yıllarca tartıştık ama aklımızın uçundan böyle korkunç bir durum gelmedi.
Böyle felaket bur durum gelmeden.
Ki insanımız, bir haberci olmayan normal sıradan biri, yardım etmeyi bir saniye aklına getirmeden akıllı telefonunu çıkartıp bu görüntüyü çekiyorsa vah ki ne vah.
Oysa ki, belki o kadını o an yere yatırıp bir havlu yardımı ile pansuman yapsa belki daha başka olacak her şey.
Nasıl düşünemiyor insanımız?
Nasıl geldik bu noktaya?
Nasıl bu kadar canileşiyoruz?
Sevgi, saygı, nerde, neler oluyor?
İnanın yazarken ellerim titriyor, hala kendimde değilim.


*


Devlet büyükleri de ağlasın


Hangi siyasi parti lideri olduğu hiç fark etmez. Burada tüm liderlerin bir araya gelmesi gerekiyor.
Tüm meclisin bir araya gelmesi gerekiyor.
Kadınlar için.
Çocuklar için.
Bir araya gelmesi gerekiyor.
“Kurban kestim” diye övünen pislik hapiste yatacak. Belki kravat takıp iyi halden on yıl sonra çıkacak.
O anne toprak altına.
Peki o çocuk.
“Anne lütfen ölme” diyen o çocuk ne yapacak?
İşte bu çocuklar için geleceklerimiz için, yarınlarımız için hangi parti lideri olursa olsun, hangi partiye oy vermiş olursa olsun bu konuda herkesin birleşmesi gerekiyor.
Bu duruma artık yeter demesi gerekiyor.


*


Bu zihniyete dur demek gerek


Sosyal medyada yine üç-beş densiz “Acaba o kadın da ne yaptı?” diyor.
Bu zihniyet var oldukça, bu zihniyet yok olmadıkça bu durum düzelmeyecek.
Kardeşim kadın ile adam dört sene önce boşanmış boşanmış.
4 dakika değil, 4 saat değil, 4 gün değil, 4 ay değil. 4 sene 4...
Ayrıca 4 gün de olabilirdi.
Adı üstünde ayrılmışlar.
Adı üstünde boşanmışlar.
Bu nedir Allah aşkına?
Adamların malı mıdır kadınlar!?
Yeter.
Eminim bilmediğimiz, duymadığımız kaç kadın tehlikede şu pis zihniyetler yüzünden.
Bu ne ilk ne de son olmayacak bu kanunlar çıkmadığı sürece.
Ve gerçekten sözün bittiği yerdeyiz.
Kelimeler, cümlelerin yetersiz olduğu yerdeyiz artık.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!