Uzun süredir İstanbul’da beklenen yağmur cuma günü kendini gösterdi.

20.00 sularında başlayan yağmur ara ara şiddetlenerek gün içinde devam etti.

Ve hatta gece yarılarına kadar sürdü.

Ve o gün de uzun süredir beklenen, iki senedir konser vermeyen Tarkan’ın 9 günlük konser serisinin Harbiye Açıkhava sahnesinde ilk gecesiydi.

Gün içinde “Konser iptal olur mu?” soruları uçuştu durdu.

Hem telefonumda, hem sosyal medya hesaplarımdan sorular bitmedi.

Gerekli yerlerden gelen yanıtlara göre “Konser devamdı” ve Tarkan’ın iptal etme gibi durumu da yoktu.

O zaman yağmurluklar ve botlar giyilecek, şemsiyeler alınacak ve doğru Harbiye Açıkhava'ya doğru hareket edilecekti.

Konser başlama saatinde yağmur durdu.

Ancak Tarkan üçüncü şarkıyı söylerken yağmur yeniden kendini gösterdi.

Tarkan o sıra “Kır Zincirlerini” şarkısını söylüyordu.

Ve bir ara “Yağma ne olur, ne olur” diyerek dua edişi de izleyicilerden bol alkış aldı.

 

HEYECANLIYDI

 

Tarkan 21.30’da sahneye “Yolla” şarkısı ile çıktı.

İlk yarım saat, 45 dakika hareketli şarkılar ile yol aldı.

Hiç konuşmadı.

Ardından “Konsere hareketli şarkılarla başlamak istedim. Hoş geldiniz. Çok özlemişim. Harbiye bir başka bir daha anladım sahneye çıktığım anda bunu. Buranın enerjisi bir başka gerçekten. Bugün yağmur bizi korkuttu ama çok çok teşekkür ederim. Beni bu gece yalnız bırakmadanız. Bu sağanak yağmura rağmen. Canlarım sizleri çok seviyorum” derken bir izleyicinin “Dinamit yağsa yine geliriz” sözlerine “uzun bir süre yutkundu ve yanıt veremedi, gözleri doldu”

Sonrasında ise “Her biriniz ile tek tek sarılmak ve kucaklaşmak istiyorum. Sizi sarılıyorum, kucaklıyorum. İyi ki, varsınız. İyi ki Harbiye geleneğimize bu sene devam ediyoruz” dedi. 

Ve tüm sevilen şarkılarını yorumladı.

 

 

"CANIM BENİM, CANIM KARIM" 

 

Tarkan “Beni Çok Sev” şarkısını söylerken kulisin merdivenlerinde eşi Pınar Dilek göründü. 

Tarkan şarkı arasında “Canım benim. Can karım” diyerek aşkını dile getirdi ve karısına sevgisini göstererek ona bakarak şarkısını yorumladı.

 

"BABALIK NASIL GİDİYOR DİYE MERAK EDİYORSUNUZ BİLİYORUM"

 

Daha sonra Tarkan “Babalık nasıl gidiyor? sorusunu hepinizin gözlerinde görür gibiyim. O kadar güzel ki anlatamam. Dünyanın en güzel duygusu. Annesi hele var ya annesi de o kadar şeker ki. Ama kızım olduktan sonra nazara inanmaya başladım” diyerek Harbiye de bulunan herkesten iki kere yüksek sesle “Maşallah” demelerini istedi. 

Ve ardından da “Keşke çocuk yönümüzü hiç kaybetmesek. Her sabah uyandığımda kızımın saflığını görüyorum. Büyüdükçe bizlerin omuzlarına yük biniyor. Çocuk masumiyetimizi kaybediyoruz. Keşke çocuk yönümüzü koruyabilsek” dedi.




"SİZİ BUGÜN ISITMAYA GELDİM"

 

Konserin sonunda hiç kimse yağmura rağmen gitmek istemedi. Konser bitmesine rağmen “Tarkan” sesleri yükseldi.

Tarkan “Bugün hava da soğudu. Yağmura rağmen beni yalnız bırakmadınız. Çok teşekkür ederim. Bugün şarkılarımla sizleri ısıtmaya çalıştım” diyerek “Ben yarında buradayım beklerim” dedi.

 

*

 

Peki Tarkan’ın sırrı ne?

 

Yağmur, çamur, soğuk, fırtına.

Tüm bunlara aldırış etmeden insanların Tarkan sevgisinin sırrı ne?

Tarkan’ın bir haberci olarak “Kıl Oldum Abi” döneminden bu yana takip ediyorum.

Sayısız konserini izledim.

Sayısız klip çekiminde, Amerika dönüşlerinde, basın toplantılarında bulundum.

Hem Türkiye hem Avrupa hem Amerika hem de Rusya gibi ülkelerde de konserlerini izledim.

Tarkan sevgisi hiç bir sanatçının sevgisine benzemiyor.7’den 70’e herkes Tarkan’a karşı değişik bir sevgi besliyor.

Çünkü:

1-Tarkan samimi.

2-Kendini gizlemesini de biliyor, göstermesini de.

3-Sahneye çıktığı zaman mutsuz dahi olsa bunu belli etmiyor.

4-Sahnenin dört bir yanına ulaşıyor. 

5-Herkes ile göz teması kurmaya çalışıyor.

6-Ekibini koruyor. Yıllardır çalıştığı insanları değiştirmiyor.

7-Sosyal medya ile arasındaki mesafeyi çok iyi koruyor.

8-Özelini yani evini çok fazla insana açmıyor.

9-Çok konuşmuyor.

10-Yerinde ve olması gerektiği yerlerde sesini çıkartıyor ve ne olursa olsun dik duruşundan ödün vermiyor.

 

*

Kıyafetler Gülnur Güneş’ten

 

Tarkan sahneye öncelikle krem rengi bir kıyafetle çıktı. Taşlı bir ceket, tişört ve pantolondan oluşuyordu. İkinci kıyafeti ise siyahlar içindeydi ve daha sonra taşlı bir gömlekle final yaptı.

Kıyafetleri Gigi’nin yaratıcısı tasarımcı Gülnur Güneş imzası taşıyordu.

En son yaptığı konserlerde de Tarkan’ın kıyafetlerini Gülnur Güneş hazırlamıştı.

Harbiye Açıkhava sahnesinde 9 gece konser verecek olan Tarkan 16 kostüm değiştirecek ve hepsi de Gülnur Güneş imzalı.

Bu arada Ekim ayında nikah masasına oturmaya hazırlanan Gülnur Güneş aynı zamanda kendi gelinliğini hazırlama heyecanı içinde.


*




Bize unuttuğumuz değerleri hatırlattı ve gitti

 

 

Neslican Tay’ı uzun süredir izliyoruz.

Dinliyoruz, gözlemliyoruz hatta dua ediyoruz.

Savaş veriyordu.

Ama hayata dört elle sarılarak.

Yüzündeki gülümsemeyi bir an olsun yok etmedi.

Ama olmadı.

Önceki gün “Belki kaybedeceğim ama savaşırken kaybedeceğim” sözlerini de geride bırakarak ebediyete doğru yola çıktı.

Mekanı cennet olsun.

Neslican bizlere unuttuğumuz, son zamanlarda mutsuzlukla boğuştuğumuz anlarda bize umudu yeniden hatırlattı. 

Mutluluğu sonsuz ilham oldu.

Evet kansere karşı ciddi bir mücadele verdi.

Onun mücadelesi karşısında kimi zaman utandık. Saçma sapan şeyleri dert ettiğimiz için.

Çünkü Neslican bir an olsun güler yüzünü ve enerjisini hiç kaybetmedi.

İşte bize bunu hatırlatmaya gelip görevini tamamlamıştı belki de Neslican.

Neslican’ın ardından uzun uzun düşünmek ve gerçekten hayatı sorgulamak gerek.

Her türlü zorluklara rağmen kendinden vazgeçmeyen Neslican’ı unutmamak gerek.

 

 

*

 

Kötülük asla iyileşmez

 

Neslican’ın ölümünden sonra da kötülüğün bir kez daha berbat, iyileşmeyecek bir hastalık olduğunu gördük, tanıklık ettik.

Kanseri yenen insanlar var. Ama maalesef kötüler, sonradan iyi olamıyor.

Bir hesap Neslican Tay’ın ölümünden sonra “Neslican Tay ölmüş. Herkes cennete kavuştu diyor. Orasını Allah bilir. Bu çıplaklıkla biraz zor” deyip Neslican’ın şortlu fotoğraflarını paylaşmış.

Neslican’ın fotoğraflarında zaten o şortu, o çıplaklığı görmek başlı başına bir zihniyet. 

Oysa ki, Neslican Tay bizlere, insanlığa, Türkiye’nin uzun zamandır kaybettiği bir şeyleri anlatmaya çalışıyor. Ama belli ki, kötülük öyle hastalık boyutuna gelmiş ki, kalpleri taş ettiği gibi, gözleri de kör etmiş.

Ruhları şeytanlaştırmış. 

Ölümden sonra bile iş başındaydı.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!