Depremin yaşandığı gün, yani perşembe günü, sosyal hayatla ilgili bazı iptaller yaşandı.

Ama küçük iptaller.

Onun dışında normal hayat devam etti.

Mesela Tarkan Harbiye Açıkhava Konserini yaptı.

Mesela Cemal Reşit Rey’de “Sen ben yok, biz varız” adı altında Medeniyetler Konseri yapıldı. Şahsen tam da anlamlı bir günde anlamlı bir konserdi.

Mesela tüm kanallar normal akışına devam etti. Diziler son sürat yayınlandı.

Mesela sosyal medya yine aynı akışında devam etti.

Son sürat eleştiriler.

Mesela düğünler yapıldı. Ebru Şallı uzun süredir birlikte olduğu Uğur Akkuş ile evlendi.

Ancak bazı mekanlar boştu.

Vur patlasın, çal oynasın göbek atılan yerler yoğun değil hatta boş bile denebilirdi.

Ancak sokaklar, parklar, bahçeler tıklım tıklımdı.

kalabalıktı.

 

*

 

“Evde durma sokağa çıksana”

 

5.8’lik deprem olmuş herkes bağırıyor.

“Sokağa çık”, “Evde durma”, “Sokağa çıkalım...”

Eğri oturup doğru konuşursak bir kez daha gördük ki, hazırlık sıfır.

Hem ülke olarak hem de şahsi kişiler olarak.

Deprem ülkesinde yaşayıp depreme karşı sıfır bilinçliyiz. Genel olarak tabii. Bilinçli insanlar var.

Düşünün bundan 20 yıl önce ciddi bir deprem yaşamış üstelikte ciddi kayıplar vermişiz.

Ama sonrasında ne olmuş?

Daha çok bina, daha çok bina daha çok bina.

Devlet olarak yapacağını yapmamış ama bizler birey olarak hiç bir şey öğrenmemişiz.

Deprem oluyor kaçışıyoruz, bağrışıyoruz, çığlıklar atıyoruz, ağlıyoruz.

Ne yapacağımızı bilmiyorum.

Önce kafamızı mı koruyacağız, gözümüzü mü, kulağımızı, ayağımızı mı, bacağımızı mı?

Ne yapacağız?

Tabii bilenlere lafım yok.

Yıllardır “Deprem geliyor, deprem geliyor” diye bas bas bağıranlara kulak tıkamışız.

O ayrı.

Ama bizler sadece “Evde durma, çık dışarıya”, “Girme eve”, “Deprem her an olabilir”, “Eve girince ya olursa” laflarından başka bir şey bilmiyoruz deprem olduğu anda. Çünkü ancak o zaman hatırlıyoruz deprem ülkesinde yaşadığımızı.

Peki işte bak yine oldu beklenen deprem.

Hadi çıkalım sokağa.

Kaç saat?

Kaç gün?

Kaç hafta?

Kaç ay?

Kaç yıl?

Ne kadar sokakta kalacağız?

Ne olacak biri söyleyebiliyor mu?

Söyleyemiyor.

O zaman kendi önlemimizi alacağız. Daha çok bilinçli olacağız.

Sokağa çıkmak çare değil elbet.

Bilinçli olmak en büyük çare.

Önce bunu kabul ederek bu işe başlayabiliriz bence.


*

 

Nasıl bilinçli olacağız?

 

Elbet kendimiz bir birey olarak öğrenebiliriz.

Ama ya çocuklarımız.

Çocuklara öğretmek lazım. En temel eğitimler arasında bu da yer etmeli.

Ben mesela çocukken asla hatırlamıyorum okulda depremle ilgili bir ders gördüğümü.

Ya da bir konu işlediğimizi.

Acaba depremden bir gün sonra okula giden öğrenciye deprem bilinci aşılandı mı?

Ya da öğretmenlerimiz ne kadar biliyor depremle ilgili bilgiler.

“Eğitim şart” lafı şimdi diye devreye girdi.

Bu konuda özellikle “Eğitim şart” ve herkesin son derece eğitim alıp bilinçlenmesi gerekiyor.

Hızla hem de acilen.

 

*

 

Deprem oluyor farkında mısınız?

 

 

Bilinçli değiliz deprem konusunda evet.

Ama sadece bu konuda değil, birçok konuda bilinçsiz olduğumuzu bir kez daha gördük.

Deprem oluyor.

5.8 şiddetinde.

Herkes ciddi şekilde etkileniyor.

Ama deprem sonrasında sosyal medyada yine kavga, gürültü, laf sokma çabası.

Siyasi tartışmalar.

Depreme siyasi boyutla yaklaşmalar.

Hanımlar-beyler.

Deprem oluyor farkında mısınız?

Depremin siyaseti olabilir mi?

Deprem üzerinden siyaset yapılabilir mi?

Bu nasıl bir algı, bu nasıl bir düşünce biri anlatabilir mi?

Ben anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum da.


*

 

Peki şimdi ne olacak?

 

Eğer bir hafta, on gün içinde bilemedim bir ay içende deprem olmazsa yine unutulacak mı bu konu?

Tekrar en başa mı döneceğiz.

Önceki gün Fatih Altaylı “Allah İstanbul’u seviyor. Bu kaçıncı uyarı” diye yazmış.

Çok da doğru yazmış.

Ne olacak şimdi?

Yine mi siyasi kavgalar, atışmalar, bitmek bilmeyen tartışmalar yaşanacak.

Deprem denen olayın siyaseti olmadığını herkesin el ele vererek gerçek bir yol çizip, gerçek bir yol içinde buluşması gerekmiyor mu?

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!