Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cüneyt Özdemir, YouTube kanalında “Ekonomik kriz var. Gece hayatı nasıl gidiyor? Üç gece dışarıya çıkan artık bir gece dışarıya çıkıyor. Ama bir kişi var ki ful çekiyor. Ön sıralar dolu. Mekan dolu. Rezervasyon tarihleri açıklanıyor anında doluyor. Ebru Gündeş’ten bahsediyorum. Günay Restoran 400 kişi. Hiç bir sanatçı dolduramıyor ama Ebru Gündeş ful çekiyor. Bu konuları pek anlamıyorum. Habertürk’ten arkadaşım Esin Övet bu konuları çok iyi bilir. Ona soruyorum. Bunun alameti farikası nedir? Bir mekan kapalı gişe gidiyor. Bir tek Ebru Gündeş konserlerinde. Lütfen açıkla buradan anlatacağım” dedi.

        Öncelikle evet sevgili Cüneyt.

        Ekonomik kriz ve maalesef son yıllarda yaşanan siyasi olaylar gece hayatını etkiledi. Artık on sene önceki gece hayatı yok maalesef. Eskiden haftanın yedi gecesi sabahın ilk ışıklarına kadar süren eğlence yok.

        Haftanın yedi gecesi açık olan mekanlar açık değil.

        Artık haftanın beş ya da iki gecesi açık bazı mekanlar.

        Yani evinde arkadaşların ile sohbet edip gecenin belli bir saati “Hadi bir mekana gidip dans edelim. Neresi var? Bu saatte neresi açıktır” diye sorsan sana direkt “Uykuya git çünkü artık öyle mekanlar yok” derim.

        Artık öyle deliler gibi dans edilecek çok fazla mekan yok. Olanda her gün açık değil zaten.

        Bu arada yeni nesil de bizler gibi eğlenmiyor. Daha farklı eğlence tarzını seçiyorlar. Bu da ayrı bir yazı konusu.

        Bir dönem sabahlara kadar eğlenen kesim ise en fazla saatleri 02.00’yi gösterdiğinde yataklarında olmak istiyor.

        -Sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence kalmadı.

        -“İstanbul eğlencesi, geceleri bir başka” sözü tarih oldu.

        -Artık birçok kişi evinde oturup eğleniyor.

        -Haftanın yedi gecesi tıklım tıklım olan mekanlar kapalı.

        -Eskiden Asmalımescit, Karaköy, Etiler, Kumkapı, Tarabya, Boğaz hattı derken eğlence dur durak demeden devam ediyordu.

        -Şimdi sadece üç-beş mekan ve lokasyon var. O da dağınık bir şekilde.

        -Düşün Tarabya’da tavernalar bile tarih oldu. Kumkapı eğlencesi bile tarihin tozlu sayfalarından bize el sallıyor.

        Şimdi sevgili Cüneyt.

        Senin asıl sorduğun soruya gelelim.

        Yani diyorsun ki: “Ebru Gündeş’in çıktığı mekanların tıklım tıklım olmasındaki sır ne? Ebru Gündeş neden ful çekiyor?”

        Sadece küçük bir örnek. Ben bu konuyla ilgili 13 Aralık 20017 Habertürk’teki köşemde şöyle yazmışım:

        “Reza Zarrab davası başlamadan önce bu köşede ‘Ebru Gündeş konuşmadıkça sessiz kaldıkça ve hele ki 15-17 Aralık süreci yaşandıktan sonra daha çok izleyicisi arttı ve hatta çıktığı yerler tıklım tıklım dolmaya başladı. Aldığı ücret birçok sanatçıya göre daha da fazlalaştı. Dava başlasın Ebru Gündeş’e gitmek isteyenler daha çok çoğalacak ve ilgi artacak’ diye yazmışım. Öyle de oldu. Bu hafta Kıbrıs’ta sahneye çıktı, mekanda izdiham yaşanmış. Yılbaşı gecesi çıkacağı yer belli olmasına rağmen birçok şirket ‘Ebru Gündeş bugün kabul etse, aldığı paranın iki katını verecek yerler var’ diyor. Sessizliği ve eşinin durumu Ebru Gündeş’e her gün, her saniye kazandırıyor ve tabii ki yarıyor. Ki Ebru Gündeş değil kim olsa yarardı bu durum. Hele ki bizim ülkemizde bu tarz şeyler her zaman çok merak uyandırıyor.”

        Yazının linkini de şöyle:

        Yani Ebru Gündeş’in sırrı:

        1-Konuşmuyor, sessiz kalıyor. Her hangi bir 'ama'da bile bulunmuyor. O kadar sözü, lafa sessiz kalıyor. İnsan taş olsa çatlar ama Ebru Gündeş ancak şarkıları ile yanıt veriyor. En son albümünde “Gidiniz” şarkısı bunun en büyük örneğidir.

        2-Bir kere ‘O Ses Türkiye’de eşi Reza Zarrab tutuklandığında bir konuşma yaptı. Ağladı ve “Kızım için” dedi. O gün eleştirildi ama her zaman en sevilen olmaya devam etti.

        3-Özel hayatının hiç bir bölümünü asla kamuoyuna açmıyor.

        4-Hakkında çok fazla merak edilen mevzu ve detay var. Ama asla konuşmuyor ve açıklamıyor.

        5-Evinin kapılarını asla açmıyor. Her hangi bir tatilini, her hangi bir alışverişini, her hangi bir davetini asla göstermiyor, paylaşmıyor.

        6-Sosyal medyada en özel anlarını asla paylaşmıyor. Çok fazla görünür değil. Bu da her zaman merak uyandırıyor.

        7-Hakkında çıkan ‘Hamile’, ‘Boşanmak istiyor’ gibi konulara dahi asla yanıt vermiyor.

        8-Etrafında çok az kişiyle görüşüyor. Çok az dostu var.

        9-Düğünlerde özellikle tercih edilen isim oluyor.

        10-Çok yüksek ücret talep ediyor. Düğün sahipleri bu yüksek ücretle Ebru Gündeş’i sahneye çıkartmayı bir statü olarak görüyor.

        En yüksek ücreti alıp en yüksek ücret ödenen isim Ebru Gündeş.

        Evet Ebru Gündeş’i izlemek, onu sahneye çıkartmak ve onu sahnede izlemek çok pahalı.

        Ama bu “pahalı” lafının ardında da şöyle bir gerçek var ki, onun çıktığı mekanlar tıklım tıklım doluyor.

        Peki sahnesi nasıl?

        Az önce saydığım şıkların en başına dönüyorum.

        Ebru Gündeş sadece şarkılarını söylüyor. Asla konuşmuyor.

        Arada kendisini izlemeye gelen dostlarını görünce sadece onların anlayacağı bir kaç cümle ile onlara sataşıyor. Onun dışında kulisine bile pek fazla kimseyi davet etmiyor.

        Kuliste misafir ağırlamıyor.

        Sadece dostlarını ve yakın arkadaşlarını.

        Ve Ebru Gündeş’in yakın dostları onu hiç yalnız bırakmıyor. Onun çıktığı günler en ön masaları dolduruyor. Geçen sezon 120 bin TL’nin üzerinde ücret aldığı için kişi başı 2 bin 500 TL’den başlıyordu ön masalar. Şimdi arka masalar 2 bin 500 olmuş ön masaları artık siz hesaplayın.

        Düğünlerde ise istekleri arasında iki oda yer alıyor. Ve kendisinin özel ses tesisatı kuruluyor. Bu ses tesisatı 25 bin TL. Düğün ücreti ise 220 bin TL.

        Yani sevgili Cüneytciğim.

        Bu ülke insanı olay sever, dram sever, tantana sever.

        Benim bu sektörde iki olay başıma geldi. Ve ikisinden sonra da hep güzel iş teklifleri aldım. Televizyon programları yaptım.

        Birinci olay şöyleydi: 2007 senesinde bir davayı kaybetmişim. Bir haberden ötürü bir davaydı. Ancak davanın detayları elimize ulaşmamış. Yani karar verilmiş ama benim elime ulaşmamış. Hiç bir mahkemeye gitmediğim içinde gözaltı kararı verilmiş. Yani göründüğüm ilk yerde. Ben de tatile gitmiştim. Ve bir otelde konaklıyordum. Haliyle GBT yüzünden 05.00’te otel lobine polisler gelmişti ve beni gözaltına almışlardı.

        Tabii sabah erkenden çalışma saati başlayınca gazetenin avukatları olayı çözdü. Ama ben o zaman bilmiyor elbet ülke insanının bu kadar olay sevdiğini “Utandım, mahvoldum, kahroldum. Sabah 05.00 otelde gözaltına alındım. Şimdi ben insanların yüzüne nasıl bakacağım” derken çiçeklerle karşılandım. Bir ilgi, bir hürmet sana anlatamam.

        İkinci olay ise malum olaylı bir boşanma davam oldu. Biraz magazin haberleri fazlalaşınca hemen televizyonda program teklifi yağdı. Amanda aman ne teklifler geliyordu anlatamam.

        Ben “Ben haber oluyorum. Çok rahatsızım. Magazinciyim ben haber olmamam lazım” diye düşünürken etrafımdan teklif yağıyordu.

        Tabii Ebru Gündeş’in yaşadıklarıyla mukayese bile edilmez anlattıklarım ama kısacası kendi adıma dahi şunu çok net öğrendim ki, “bu ülke insanı olay, kavga, dram, gözyaşı, rezillik” seviyor.

        Bunlar hayatında varsa her zaman en merak edilen, en çok iş yapan kişi oluyorsun.

        Dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak.

        Diğer Yazılar