Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dile kolay.

        Tam 42 yıldır gece hayatının vazgeçilmesi Aztek.

        Ben yıllardır gidiyorum.

        Hem de evime gider gibi gidiyorum. Gerçekten kendimi güvende hissettiğim nadir mekanlardan.

        Eğlence gecelerinin bir yerinde, ünlüsü, ünsüzü, sosyetesi, şöhretlisi Aztek’te alır soluğu. Bu değişmeyen bir kuraldır yıllardır.

        Eskiden zil çalınarak girilirdi. Şimdi kapısında görevli var. Yıllardır kuyruk.

        Sahipleri lokum mu lokum. Tarzlarından asla ödün vermezler. Eğer dükkana birisi huzursuzluk veriyorsa kim olursa olsun almazlar.

        Yani prensipleri vardır.

        Ve asla patron gibi takılmazlar. Çalışırlar eleman gibi. İşlerine dört elle sarılırlar. Mutfaktan, kapıya kadar hepsine bayılıyorum.

        Şişli arka sokakta. Bir apartmanın en alt katında.

        Ve yıllardır kimse Aztek’ten vazgeçemiyor. Geçen akşam gittim.

        Günlerden Perşembeydi.

        Birçok mekan kapalıydı ya da boştu. Ama Aztek tıklım tıklımdı.

        Üstelik ne dikkatimi çekti biliyor musunuz?

        İçerisini yeni nesil doluydu.

        Hani “Nerede eğlenir bu yeni nesil. Kimseyi göremiyoruz” diye söyleniyoruz ya. İşte Aztek’i keşfetmişler bile.

        Yanımızdaki bir guruba yaşlarını sordum. Birisi 20 dedi. Diğeri 21 dedi. Yani ekipte 25 yoktu.

        Sonra kapıdan girenlere baktım. Allah sizi inandırsın 25 bulamazsınız.

        Aztek yeni nesli de bir almış eğlenceye devam ediyor.

        Genç erkekler, kızlar. İçerisi cıvıl cıvıldı.

        A diyeceksiniz ki ne var bu Aztek’te.

        Hiç bir şey.
        Dekoru bile değişmiyor.

        Hatta yaptıkları sucuk, patates, dolma, sigara böreği bile değişmiyor.

        Ama işte sırrı da bu zaten.

        Tutmuş bir şeyle uğraşmıyorlar. Güzeli koruyorlar.

        Uzun soluklu mekanların sırrı budur.

        İlla bir dükkanın vazgeçilmez olması için, her sene milyon dolarlar ödeyip dekorlar yapmaya gerek yok. Yemeği, lezzeti, güler yüzü değişmesin yeter.

        Al sana kalıcılık.

        Bakın buraya yazıyorum. İleriki zamanda ben olur muyum, olmaz mıyım bilmem ama Aztek kalır.

        Dördüncü kuşağı yakalayan Aztek daha ne kuşaklar görür. Benden söylemesi.

        *

        Peki mekanlar dünyasında neler oluyor?

        -Çok güzel mekanlar açan Jüpiter Grup patronu Tayfun Topal Vadi İstanbul’da Ralph’s adında yeni bir mekanını sessiz sedasız açtı. Sosyal medyadan görüyorum ilk açıldığı günden bu yana hemen dikkatleri çekmiş. Müdavimlerini oluşturmuş bile. Ben de bu hafta koşarak gideceğim.

        -Aslı-Metin Şen’in sahibi olduğu Serafina’da Kanyon’da kapılarını açtı. Akmerkez’de büyük beğeni kazanan Serafina Kanyon’da müdavimlerini oluşturacağa benziyor. Bu arada unutmadan. Şeyma Subaşı’da Bebek’teki mekanı kapatacak artık orası belli oldu. Keşke hemen kapı komşusu Sophie’nin patronu Aslı Şen’e devretse. Aslı Şen bu işi pek güzel yapıyor. Geçen sabah gittim Sophie tıklım tıklımdı hem. Biraz da büyür daha mis olur. Yani çoğu zaman işi bilene devretmek gerek.

        -Cumartesi gecesi Nişantaşı Must dördüncü yaşını kutladı. Gecede erkekler siyah, kadınlar kırmızı giyerek konsepte ayak uydurmuştu. Must, Nişantaşı’nda partilemek isteyen bir kesimin beğenisini kazanıyor.

        -Alaçatı’nın Momo’su artık İstanbul da. Ve önümüzdeki hafta, Nef Bebeköy’de kapılarını açıyor. Neredeyse bir senedir “Momo açılacak” diye konuşuluyordu. Ve sonunda sona yaklaşıldı. Ben de merakla bekliyorum. Gece hayatına yeni bir soluk getireceği kesin.

        -Kabataş’ın en sevdiğim mekanlarından Setup’ta 2020 için pek sükseli ve sanatsal bir parti yaptı. Hong Kong’da yaşayan fotoğrafçı Akif Hakan Çelebi’nin 2020’ye özel hazırladığı ve “The Outsiders” adını verdiği seçki, üç ay boyunca Setup’un duvarlarını süsleyecek. Pek seviyorum sanat ve hayvan sever mekanları.

        *

        Nişantaşı ışıl ışıl

        Mustafa Sarıgül’ün belediye başkanlığı döneminde Nişantaşı’nı aralık ayında hatırlayanlarınız var mı?

        Nasıl güzel süslenirdi.

        Yeni bir sene ne güzel ışıl ışıl gelirdi.

        Böyle bir süslenmeyi hiç bir belediye yapmazdı. Yollara kırmızı halı bile serilirdi.

        Böyle neredeyse ışıkların içinden yürürdünüz.

        İşte o süslenme durumları son üç-beş senedir yoktu.

        Ancak City's’in önünde üç beş ışıklandırma olur ve biterdi.

        Yani yeni yıla girerken karanlık olurdu Nişantaşı.

        Ama bu sene öyle değil.

        Gayet yerinde ve güzel.

        Gayet tadında ve ışıl ışıl.

        Oh mis gibi.

        Olması gerektiği gibi.

        Yeni bir seneyi karşılarken insanın için cıvıl cıvıl oluyor.

        Akşam karanlık çöktüğü zaman Nişantaşı sokaklarında dolaşmak için çıkıyorum.

        Nasıl güzel oluyor. Hem esnafın da yüzü gülüyor.

        Çünkü bu güzel yeni yıl ağaçlarını ve ışıklarını görmek isteyenler Nişantaşı’nı tercih ediyor.

        Bu iyi bir şey. Ekonomi de canlanıyor.

        Yani “Bu işler gavur adeti bize gelmez” diye düşünleri boş verin. Hatta onları duymayın bile.

        Kapatın kulaklarınızı. Ben artık duymuyorum bu tipleri.

        Çünkü yeni bir seneyi ışıl ışıl, hak ettiği gibi karşılamak gerek.

        Şişli Belediyesi tebrik ediyorum. Son senelerde olduğu gibi bu sene de karanlığa mahkum etmedi güzelim Nişantaşı'nı.

        Diğer Yazılar