Mehmet Ali Erbil dört gündür yine yoğun bakımda. Her an kötü bir haber gelecek diye, sevenleri ve ailesinin yüreği ağzındayken, ağzı kirlenmiş, yüreği pas tutmuş vicdansızlar sosyal medyada söylenmedik söz bırakmıyor.

Pes arkadaş pes!

Mehmet Ali Erbil, bu ülkenin bir değeridir. Yıllarca yaptığı programlar reyting rekorları kırmış, herkesi güldürmüş, eğlendirmiş bir ustadır..

Kimseye bir kötülüğü olmamış.

Nedir bu kin ve nefret.

Hayır ona da geçtim.

Adam hastanede, hastanede!

Yaşam mücadelesi veriyor.

Siz kalkmış söylenmedik söz bırakmıyorsunuz.

Adım gibi eminim, küfür edenler Mehmet Ali Erbil’i gördüğünde fotoğraf çektirmiş, sana hayranım diye üstüne atlamıştır.

Sonra da eşine dostuna “Mehmet Ali Erbil’i gördüm” diye söylemiştir.

Yapmayın, etmeyin hanımlar-beyler.

Hangi ara kalbiniz taş oldu.

Yüreğiniz kin ve nefret ile doldu. Sağlık bu. Başka bir şeye benzemez. Sizin ailenizden birinin başına gelse, bir başka biri bunları söylese güzel mi olur?

Daha sonradan vicdanınızı rahatsız etmek istemiyorsanız yapmayın.

 


*

 

 

Önce sorunu çözsek

 

Meğer insanların evlenmemesi sosyal medya yüzündenmiş.

Yapılan bir araştırmaya göre “Sosyal medyada bir tık ile daha çok insan tanıyoruz ve görüyormuşuz. Seçenek çoğaldıkça karar verme süresi de artıyormuş. Bu yüzden de insanlar evlenmiyormuş” yani “Sosyal medya yüzünden evlilikten soğuyormuş herkes!”

Bu yüzden de güvensizlik had safhadaymış.

İnsanlar çoğunluk olarak “Sevgilim kimi takip etti, kimi takip etmedi, kimi like’ladı” diye dert ediyormuş..

Hadi canım!

Hadi…

Geçiniz tüm bunları.

Son yıllarda kadın cinayetleri almış başını gidiyorken.

Şiddet, tecavüz çoğalmışken.
Kim kiminle evlenir Allah aşkına.

Sokakta hangi cani var bilmiyorken.

Okuldan çıkmış evine giderken başına ne geleceğini bilmiyorken.

Nasıl olacak bu iş?

Genç nesil güvenmiyor, korkuyor. Ve “Ya benim başıma da gelirse. Anlaşamaz ve boşanmak istersem. Ama beni öldürürse” diye düşünüyor.

Gençlerin artık kendini güvende hissetmeye ihtiyacı var.

En azından “Benim başıma bir şey gelirse cezası büyük olacak bunu biliyorum” demesi gerek.

 

 *


Amadeus’u mutlaka izleyin

 

Son zamanlarda tiyatro şaha kalktı.

Gerçekten o kadar güzel oyunlar peşi sıra perde açmaya başladı ki, heyecandan ölüyorum.

Tiyatroya koşuyorum.

Cuma akşamı da Işıl Kasapoğlu yönetmenliğinde Selçuk Yöntem, Okan Bayülgen ve Özlem Öçalmaz’ın başrolüyle Amadeus’u izledik.

Müziğin dahi çocuğu Mozart’ı Okan Bayülgen, sarayın müzisyeni ve deliler gibi Mozart’ı kıskanan Salieri’yi Selçuk Yöntem, Wolfgang Amadeus Mozart’ın aşkı Canstanze’yi Özlem Öçalmaz Yıldız oynuyor.

Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin 25. yılında Piu Entertainment’in yapımcılığından hayata geçen Amadeus Uniq Hall’de sahneleniyor. 

Ocak ayı biletleri tükenmiş. Şubat ayı için biletler şimdiden satışa çıkmış.


 

Amadeus’u neden izlemelisin?

 

-Şahane oyunculuklar izlemek için.

-Muhteşem bir sahne, dekor ve kostümleri görmek için.

-Klasik müzik dehasının, yaşadıkları ve geldiği noktaya biraz olsun hakim olmak için.

-Muhteşem bir kadronun çalışarak ne güzel işler çıkarttığını görmek için.

-Kıskançlık, kin, nefret, delilik ve başarının aynı anda hangi sonlar hazırladığını gözlemlemek için.

-Dedikodu, fitne, entrikanın getirebileceği sonlara şahit olmak için.

-Tiyatroda iki saat bile olsa hem sosyal medyadan kopmak, hem de ruhuna iyi gelebilecek bir iki saat geçirmek için.

-Şahane klasik müzik eserleri dinlemek için.

 

Peki oyunculuklar nasıldı?

 

-Amadeus Mozart’a karşı olan kıskançlık kompleksinin hiç tahmin edemeyeceği bir noktaya getiren Salier’i oynayan Selçuk Yöntem inanılmazdı.

O nasıl bir oyunculuk. Gözünüzü bir an olsun Salier’den ayırmak istemiyorsunuz.

Oyunun yarıdan fazlası neredeyse Salier sahnede. Ama bir an olsun Selçuk Yöntem tökezlemedi. İnanılmaz bir performans sergiledi. Gerçekten önünde saygıyla eğiliyorum muhteşemdi. Oyun boyunca Selçuk Yöntem’i değil Salier’in tüm duygusunu bize hissettirdiği için gerçekten sonsuz alkış.

 

-Dahi çocuk Mozart’ı oynayan Okan Bayülgen’i izlerken “Kesinlikle Okan’dan başkası olmazmış” diyorsunuz. Ancak ilk bölümde Okan Bayülgen’in daha çok yaptığı programları akılları getirdi. Belki ilk oyun heyecanı belki de dahi çocuk ile deliliklerinin benzer noktaları olduğu için bilinmez ama ilk bölümde ara ara koptuğum anlar oldu. Ancak ikinci bölümde Okan Bayülgen de şaha kalktı. Çok iyi bir oyunculuk sergiledi. 

 

-Mozart’ın dehası ile Salieri’nin kıskançlığının arasında aşkını yaşamaya çalışan Constanze’yi oynayan Özlem Öçalmaz gayet başarılıydı. İki ustanın arasında o kadar güzel oyunculuk sergiledi ki asla sırıtmadı. Beyaz teni, zarif tavırları ve mimikleri ile kesinlikle Canstanze olmayı hak etmiş Özlem Öçalmaz.

 

 

*

 

Sadri Alışık’ın başarısı

 

Ben Sadri Alışık yani Kerem Alışık ve Sibel Turnagöl’ün oğlunu çok küçük yaşlardan bu yana tanıyorum. Aslında doğduğu günü bile biliyorum.

Adeta gözümüzün önünde büyüdü.

Bazı ünlü isimlerin çocukları gibi hiç bir zaman ünlü bir anne ve babanın çocuğu ve ünlü bir babaanne ve dedenin  torunu gibi davranmadı.

Şımarmadı…

Aşırı hiç bir davranışta bulunmadı.

Ne aşkları, ne gece hayatı, ne de tuhaf hallerde görünmedi.

Sıradan bir ailenin çocuğu gibi büyüdü ve iyi bir eğitim aldı.

Şimdi de harika işlere imza atıyor.

Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde tüm oyunlarda neredeyse onun imzası var.

Son olarak iki buçuk yıldır üzerinde çalıştığı Amadeus oyununu hayata geçirdi.

Daha ne olsun. Usta Sadri Alışık ve Çolpan İlhan torunları Sadri’yi görebilselerdi inanılmaz gurur duyarlardı.

Harika bir toruna sahip oldukları için çok şanslılar.

Ve tabii Kerem Alışık ile Sibel Turnagöl de gönül rahatlığıyla gurur duyup göğüslerini kabartabilirler.

Sadri inanılmaz güzel işler yapmaya başladı ve devamı gelecek.

Ben şahsen Sadri’yi yakından takip ediyorum. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!