Malumunuz Türkiye Koronavirüs ile mücadele ederken 10 gündür ülkenin büyük bir kısmı ev karantinasında. 

Hal böyle olunca da evlerde çok zaman geçiriliyor. Birebir herkes evin içinde.

Birden fazla kişilerin evinde oturmak zorunda kaldığı bir ülkede yaşıyoruz.

Ve zorunlu olmadıkça da kimsenin sokağa çıkmaması gerekiyor. 

Her gün “Evde Kal” çağrısı yapılıyor.

 

Tam da yıllardır mücadele edilen şiddet yine ufaktan ufağa kendini hissettirmeye başladı.

Tabii ben ve benim gibi şanslı kadınlar evlerinde rahatça oturuyorken bir kesim ciddi şiddet görmeye başlamış. Dün Habertürk'te arkadaşımız Esra Boğazlıyan'ın bu konudaki araştırması manşet oldu. Türkiye'de son 10 günde ev içinde 10 cinayet işlenmiş!

 

 

Peki ne olacak?

Nasıl olacak?

Birçok kişi bu konuya sosyal medya hesaplarından da dikkat çekmeye çalışıyor.

Bunlardan birisi de Aslı Turanlı. 

Önceki gün sosyal medya hesabından “Tehlikede olan kadınlarımız failden uzaklaştırılmalı. Kadına şiddete karşı kamu spotları dijital ortamda arttırılmalı ve bazı kadınlar için karantina yurtları açılmalı” demiş.


Evet eğer ilerde daha fazla üzülmek istemiyorsak bu konuyla da ciddi birilerinin ilgilenmesi gerekiyor.

Ancak her gün açıklanan koronavirüs kayıplarımız ve ülkede ki, bazı insanların yaşlı insanlara gösterdiği saygısızlık ve bu dönemi fırsata çevirmek için sahtekarlık peşinde koşan insanlar ile uğraşan ciddi ekipler var.

Haliyle bu şiddet konusu şimdilerde geri plana atılabilir.

 

En önemlisi virüs ile ciddi bir mücadele sürüyor. 

Tam kontrol altına alınamamışken bazı şeyler için çok da geç kalınacak. Bunlardan birisi de şiddet elbet.

 

İşte burada insanlarımıza çok ciddi sorumluluk düşünüyor.

Herkesin gerçekten bu dönemde aklı selim bir biçimde kalması, durması gerekiyor.

 

Amerika’da yetkililer bu virüs belasının temmuz ortasına kadar süreceğini ifade ediyor.

Bunun şimdiden önüne geçemezsek önümüzdeki günlerde daha da üzülürüz.

O yüzden gerçekten nasıl olacak bilmiyorum ama sakin olmak, çok çok aklı selim olmak gerek.

Her şeyi devletten beklemeden bazı şeyleri insanların da fazlasıyla yapması şart.

Bu dönemde herkese fazlasıyla iş düşüyor. Herkesin taşın altına elini koyması gerek.

Daha çok bilinç. Daha çok sesimizi duyurma.

Belki bizler sosyal medya hesaplarımızdan daha fazla ses yükseltip kadınlarımızı korumasını gerektiğini anında yetkililere ulaşması gerektiğini ifade edebiliriz.

Daha çok daha çok daha çok.

 

*

 

Ev hanımlarına büyük saygı

 

 

On gündür evlerimizden çıkmıyoruz.

Her gün çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek derken inanılmaz bir iş yükü var.

Tüm bunlarda kalabalık bir aileyi düşünürsek inanılır gibi değil.

Gerçekten son on gündür ev hanımlarına bin değil on bin kat saygım arttı.

Ciddi bir iş yükleri var.

Evi çekip çevirmek.

Çocuklara yetişmek.

Ve her gün “Yemek” yapmak.

İnanılmaz ve çok büyük bir iş.

Allah onlara çok ama çok sabır versin. Kadınlarımıza hele ki bir değil birden fazla çocuğu olan kadınlara.

Büyük sabırlar.

Burada eşlerinin de kendilerine çok yardımcı olması şart ki, evin içinde kavgalar çoğalmasın.

Virüs belası sonrasında boşanma rakamlarını duyup “Vah vah” demeyelim.

 

*

 

 

Ev halleri nasıl gidiyor?

 

 

Sizi bilmem ama sanırım bu ara herkesin ev halleri stabil.

Benim mesela her gün aynı şeyler.

Evde tek başıma yaşadığım içinde daha kolay elbet ama yine de sürekli oturmuyorum.

Çünkü iş bitmiyor.

Öncelikle sabah kahvaltı elbet. Olmazsa olmaz.

Kahvaltı sonrasında rutine girmiş bir ev temizliği var. 

Toz alma, yerleri silme. Çamaşırları düzenleme ve yıkama.

Ardından eğer sipariş geliyorsa onunla neredeyse 45 dakika uğraşma. 

(Haliyle her gelen paket yıkanıyor, dezenfekte ediliyor.)

Öğlen gibi evde spor.

Ebru Şallı ile pilates şu ara en favorim. Kedim Latte de bana eşlik ediyor elbet.

Ya da evde yürüyüş videoları var Youtube'da tavsiye ederim. 

Ciddi ter attırıyor.

Ardından duş falan derken bir bakmışsınız akşam olmuş.

İki öğün yemeye çalıştığım için akşam yemeğini hazırlama faslı başlıyor.

Ama ekranda sürekli haber açık. Öyle dizi, müzik falan çok konsantre olamıyorum.

Sürekli haberlerde kulağım.

Belki de yanlış yapıyorum bilmiyorum ama şu ara öyle.

Gün boyu anne ve baba ile defalarca konuşma.

Ablalarımla haberleşme.

Facetime görüşmeleri tavan yaptı.

Herkesle bir görüşmeler arttı.

 

Sonra bir bakmışsınız saat 21.00 olmuş.

E hadi bir dizi, bir film yapayım diyorum ama yok konsantre olamıyorum. 

Gözüm, ruhum, bedenim gelecek açıklamalarda.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yaptığı açıklama saatleri yaklaştıkça kalbim güm güm.

Ve sonrasında saatler ilerlemiş gece olmuş. Ve tabii moral bozukluğu tavan.

Profesörleri dinle dinle uyuyabilirsen uyu.

Ve yine gün bitti.

Bir gün sonra ne mi yapılacak?

Yine aynı şeyler…

Klasik…

Gönlünüzü, içinizi, aklınızı, zihninizi aklı selim tutun hanımlar, beyler.

Sakin kalmak en güzeli.

 

*

 

House Party

 

 

Şu ara bir yeni uygulama en moda.

House Party aplikasyonu ile bir değil altı, yedi hatta daha fazla kişiyle sohbet ediyorsunuz.

Herkes bir ev hali.

Ellerde birer kadeh içkiler.

Ya da çaylar, kahveler.

Yapılan kekler, börekler, çörekler ile başlıyor sohbet.

Sanki birinin evinde toplanılmışta sohbet ediliyor gibi.

En azından biraz kafa dağıtılıyor elbet ama ortak konu şu ara koronovirüs elbet.

Başka bir konu konuşulsa bile dönülüyor, dolaşılıyor yine virüse geliniyor.

Yapacak bir şey yok.

Şu ara öyle…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!