Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Malumunuz Covid 19 günlerinden geçiyoruz.

Ve bu yüzden de yıllardır süregelen alışkanlıklarımız değişti.

Benim de her sene yaptığım gibi Mart sonu başlayıp Eylül sonuna kadar yaptığım Ege turlarım daha henüz başlamadı.

Yani beni sık takip edenler bilir ki, her sene bu mevsimlerde çoktan Bodrum-Alaçatı turlarına başlamış hatta ikinciye bile dönüyor oluyordum.

Ama hala İstanbul’dan bir yere kıpırdayamadım.

Ama gidenlerden duyduğum ve aldığım bilgilere göre Ege kıyılarında olan biten şöyleymiş:

-Bodrum çok kalabalıkmış. Ve bu kalabalıkta yeni oluşmamış. Nisan ayından bu yana çoğunluk Bodrum’da bulunan evlerine gitmiş.

-Bodrum’da insanlar çok rahatmış.

-Alaçatı daha yeni yeni kalabalıklaşmış. Fakat Alaçatı’da geçen sene sezonluk 30 bin TL’ye kiralanan evler iki katına çıkmış. Yani Alaçatı-Çeşme hattında 60 bin TL’den ev bulabilen kendini şanslı hissediyormuş.

-Marmaris inanılmaz kalabalıkmış. Ve kiralamak için ev bulunamıyormuş. Bulunsa da acayip pahalıymış. En son Marmarisli bir arkadaşım ev kiraladı. O da eskisi gibi sezonluk değil bir aylık. Kira olarak 50 bin TL ödemiş. Ama ev sahibi “Eve gelen her misafirden günlük 50 Euro alırım” demiş. Hayatımda ilk kez duyuyorum böyle bir şey. Misafirden para almak neyin kafasıdır?

-Ayvalık'ta yer bulunamıyormuş. Bulunsa da inanılmaz pahalıymış. Oteller, ev kiraları uçmuş.

-Alaçatı’da tam randımanlı olarak tüm mekanlar açılmıyor. Alışık olunan dar sokaklarında da masa düzeni olmayacak. Açılacak mekanlarda saat kısıtlamasının kalkmasını daha da uzamasını bekliyorlar.

-Bodrum’da ise değişiklik bol. Çoğu mekan turizm ruhsatı olan otel içlerine kayıyor. Bazı canlı müzik yapan mekanlar ise bu yıl açmama kararı aldı.

-Nisan ayından bu yana en kalabalık yerlerden biri de Göçek. Göçek’te inanılmaz tekne patlaması yaşanıyormuş. Ve kimi ararsanız da oradaymış. Bodrum Türkbükü’nün görünen teknelerin hiç biri henüz görünmemiş. Göçek koylarında salınmaya devam ediyorlarmış.

Bizim memleket insanının en kötü zaafı fırsatçılık gerçekten.

Deprem olur. Salgın olur, ekonomik kriz olur bazı insanlar bu zamanları her zaman fırsatçılığa çevirir.

Bazı yerlerde kiraların patlamasının başka hiç bir açıklaması olamaz.
Ki bu korkunç bir şey.
Böyle durumlarda insanların birbirine yardımcı olması gerekiyor ama maalesef bazılarının bunu yapması imkansız. Bir türlü bu huylarından vazgeçemiyorlar.

Turisti kazıklıyor itibarımızı zedeliyor, kendi insanını da fena halde kazıklamaya çalışıyor...


Önceki gün gazeteci arkadaşımız Ufuk Özcan, Özlem Tuncakad ile Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde nikah masasına oturdu.

Evet korona günlerinde nikah deneyimimi aktaracağım...

1-Salona girerken hepimizin ateşi ölçüldü.

2-Maskesiz kimse alınmadı. Maskesi olmayana maske verildi.

3-İnsanlar birbirini asla öpmedi. Öpmek ve öpmemek arasında gidip geldi.

4-Gelin ve damat nikah masasına oturdu. İkisi de maskesiz çıktı. Ancak kısa bir süre sonra gelin ve damat için maske getirildi.

5-Nikah şahitleri davet edildi ve tüm şahitlerin maskesi vardı. Ve aralarında ki oturma düzeninde mesafeler vardı.

6-Sarıyer Belediye Başkanı nikaha kıymaya başlamadan önce, “Gelin ve damat sizlerden mesafeyi koruduğu için maskelerini çıkartabilirler” diyerek izin verdi. Bunun üzerine gelin ve damat nikah kıyılma işlemi esnasında maskelerini çıkarttı. Ama nikah işlemi bitince maskelerini hemen geri taktı.

7-Sıra şahitlere geldiği zaman belediye başkanı şahitlik esnasında maskeleri çıkartmasını rica etti. Daha sonra yeniden takmalarını istedi.

8-Davetlilerin oturma alanlarında iki metre mesafeler vardı. Ve bizler yani davetliler yerlerimize oturup maskelerimizi hiç çıkartmadan nikahı izledik.

9-Takı merasiminde mesafe korundu. Kimse gelin ve damada takı takmadı. Hazırlanan bir kutuya takılar bırakıldı.

10-Kimse gelin ve damadı öpmedi. Gelin ve damat kimse ile tokalaşmadı. Şahitleri tebrik edemedi. Ve nikah şekeri verilmedi.

Kısacası...

Bizim Türk-örf ve adetlerimiz de olduğu gibi kimse doya doya sarılamadı.

Kimse şöyle “Oh ne güzel olmuşsun gelin” diye öpemedi.

Kimse damadı havalara atamadı.

Kimse damada sarılıp “Aslan damat” diyemedi.

Bitsin bu korona, bitsin bu illet…

Şöyle doya doya düğünlerimizi yapalım.

Şöyle doya doya sarılalım öpelim birbirimizi yahu.

Gerçekten çok ama çok özledim…

Bu arada gazeteci arkadaşımız Ufuk ve Özlem’e bir ömür boyu mutluluk dilerim. Bir yastıkta kocasınlar. Bize değişik bir nikah deneyimi yaşattılar.

Sağ olsunlar, var olsunlar…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00