Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Yıllardır Bodrum’da 70 TL’ye satılan lahmacun ya da şezlong paraları konuşulur.

Hatta Alaçatı ve Bodrum gibi yerlerin çok pahalı olduğu tartışılır.

En son Bodrum’da 370 TL’lik bir tabak döner ve 185 TL’lik pide gündemdeydi.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras da “Bir dönere 370 lira verip yemek isteyen varsa gitsin yesin. Bodrum’da her kesime hitap eden mekanlar var” diyerek son noktayı koymuş.

Ki zaten olması gereken bakış acısı da bu olmalı.

Dünyanın her yerinde her bütçeye hitap eden yerler vardır.

Her yerin en pahalı mekanları, beach'leri vardır.

Bunun mevzusu bir tek bizim ülkemizde yapılıyor.

Mesela dünyanın en gözde yerlerinden St. Tropez’de, Monaco’da, İbiza’da, Mykonos’ta bunların konuşulup haber yapıldığını hiç zannetmiyorum.

Fakat bizde özellikle “Bilmem nerede en pahalı ne var” araştırılıp haberi yapılır.

Klasik zenginin, parası züğürdün çenesini yorar misali.

Ve sanırım bu da memlekette en iyi yapılan şey.

Bizim insanımızın bazılarında da, ödediği hesap ile hava atmak var.

Mesela gittiği lüks restoranlarda ödediği hesabı ballandıra ballandıra anlatmak en büyük merak ve zevkleri.

Böyle tipler çok var aslında.

Sadece Türkiye’de değil. Gittiği ülkelerde, şehirlerde “İşte bilmem nereye gittik. Bir hesap geldi” diye diye başlayan uzun cümleler kurarlar.

Ya da yemek esnasında “Biz geçen buraya geldik şunu şunu yedik, içtik” diye tek tek kim ne yediyse ne içtiyse onu anlatıp ödediği hesap söylenir.

Çoğu adisyon fişini yine hava atmak için paylaşıyor.

Sizi bilmem ama bence hiç şık bir davranış değil.

Ödediği hesabı anlatmak, söylemek ve bunu sürekli yapmak çok çirkin.

A tabii bir durum vardır. Yemekleri çok berbattır, servis çok kötüdür ve üstüne bir de çok pahalıdır.

Arkadaşlarını, eşini, dostunu uyarmak için tabii ki anlatırsın.

Bilgi verirsin.

Bunda hiç bir sorun yok.

Ama bunu sürekli yapmak görgüsüzlüktür.

-Akrep Nalan’ın çalınan mayoları...

-Fedon’un neon renklerdeki mayosu, terliği ve bronzluğu...

-Süreyya Yalçın’ın kostümleri...

-Bergüzar Korel ve Halit Ergenç’in sadeliği...

-Genç oyuncuların kaldırım sokaklarını arşınlaması...

-Futbolcuların arz-ı endam etmesi...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00