Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Kilolu, selülitli, makyajlı, makyajsız.

Yazılıyor, çiziliyor, hatta sosyal medya edepsizleri “Hala kilo veremedin mi?” diye yeni doğum yapmış kadına çemkiriyor.

Ve bunların çoğunu da yine kadınlar yapıyor.

Önceki gün Bergüzar Korel tam da bu konuyla dalga geçen bir paylaşım yaptı.

Aslanlar gibi son halini paylaştı.

Helal olsun!

Ayakta alkışlıyorum.

Ne filtre, ne her hangi bir oynama…

En doğalında kendi hali.

Ve olması gereken.

Sosyal medya ve hemcinslerinin diretmelerine aldırmadan.

Ve altına da harika bir not iliştirdi.

Tabii anlayana.

Ve hiç kusura bakmayın hanımlar bu durumu bizler, sizler ve tüm kadınlar yaptık.

Ve ortak olduk.

Yıllardır kadın bedenine saldırının en dik alasını yine kadınlar yapıyor.

Alt zemin öyle bir oluşturuldu ki geçmiş olsun.

Bu konuyla ilgili yıllardır yazıyorum. Bakın bundan tam sekiz yıl önce yani 2012 de yazdığım bir yazıyı bir kez daha paylaşıyorum:

"Klasik selülit haberleri Gülben Ergen ile start aldı, tüm kadınlarımıza hayırlı ve uğurlu olsun! Ben kendimi kandırmayacağım sizler gibi. Gayet dürüstüm bu noktada. Bu durumu kesinlikle biz kadınlar yaratıyoruz. Eminim Gülben Ergen de hiç selülitli olmadığı dönemlerde selülitli kadınlara bakıp dedikodu yapmıştır. Ben de yaptım, yapıyorum. Tüm kadınlar yapıyor. 3-5 kadın bir araya gelsin hemen kilo ve selülit muhabbetleri başlar. Bir keresinde tenis maçında bir kadının ağzından o an yarışta olan başka bir kadın için, 'Aman tanrım kadının selülitine bak, bu nasıl sporcu!' dediğine şahit oldum. Çıkın Nişantaşı, Etiler, İstinye Park tarafına, toplu oturan kadınlara bir kulak kesilin bakalım. Ne kadar çok selülit muhabbeti yapıldığını göreceksiniz. Evet, biz kadınlar yapıyoruz bunu. Tıpkı 'Ne giymiş, hangi marka ayakkabı almış' diye baktığımız kadınların selülitlerine de bakıyoruz. Geçen bir erkek arkadaşım, 'Hiç boşuna zırlanmayın bize bu durumu siz öğrettiniz' dedi. Geçen sene Mehmet Aslan Cosmopolitan'daki köşesinde, 'Plajda altı kadının konuşmasına şahit oldum kulaklarıma inanamadım. Hemcinslerinin ne selülitleri kaldı, ne çatlakları, ne kiloları' tarzında bir yazı yazmıştı. Yani hanımlar boşuna ağlaşıp durmayın. Bu durum bizim eserimiz. Erkek egemen dünyada şimdi de bu olay çatır çatır kullanılıyor bize karşı. Yani şimdi biz kadınlar 'Kadın bedenine saldırı' diye sızlansak da hemen 'Ama bu dünyada da böyle' diye yanıt verip çıkıyorlar işin içinden. Yapacak bir şey yok. Biz fırsat verdik."

Aynen tıpkı böyle demişim.

Kayıtlarda var..

Bu köşede…

15 Haziran 2012...

Ben de mesela deli gibi selülit masajlarına gidiyorum. Neden çünkü ister istemez bu çarkın içinde buluyorsun kendini…

Yani diyeceğim odur ki, Bergüzar Korel ve bu kadınlar çoğaldıkça bu saçma sapan yeni düzene ayak uyduranlar da ciddi yara alacaklar ve yaptıkları yorumlar daha da çirkin gözükecektir.

Benden söylemesi…

Malumunuz iğrenç, korkunç, çirkin bir şiddet var gündemimizde.

Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven mevzusu.

Detayları yazmaya gerek yok. Zaten bir yazıyoruz, çiziyoruz.

Fotoğraflar boy boy her yerde.

Deniz Bulutsuz açıklamaları ortada.

Ardından Ozan Güven de başladı…

Açıklama yaptı, fotoğrafı yayınladı…

İkisinin açıklamasına ve fotoğraflarına baktığımda bende bıraktıkları intiba şöyle.

Deniz Bulutsuz: “Kesinlikle mağdur ve hakkını arıyor...”

Ozan Güven: “Suçunu bastırmaya çalışıyor...”

Deniz Bulutsuz’u tanımam… Hayatımda hiç görmedim…

Ozan Güven’i tanırım… Ama asla nefretim yok. Gıcık değilim. Hatta oyunculuğunu beğenirim… Ama duruşunu asla.

Gazetecilere karşı hep bir önyargısı vardı. Ve bunu da her seferinde yansıttı, gösterdi…

Cem Yılmaz’ı da her zaman bu konuda etkilediğini düşünür ve inanırım. Hatta Cem Yılmaz, Ozan Güven ile arkadaş olduktan sonra gazetecilere tavrı, bakışı ve davranışları değişti.

En azından kendimden örnek verebilirim.

Sonuçta şiddetin her türlüsüne karşıyım.

Konu ne olursa olsun bir erkeğin kapıyı vurup gitmesi gerekiyor.

Şiddeti babam da yapsa affetmem…

Deniz Bulutsuz, dört yıl önce tacize sessiz kalmamış.

Helal olsun.

Siz de susmayın hanımlar…

Taciz, şiddet, iftira affedilecek bir şey değil..

Sessiz kalırsanız daha çok başınıza gelir. Ve hatta hayatta ciddi sorunlarınız olur.
Susmayın ve susturmayın.


Senaristler toplanmış…

İmza toplamışlar…

Şimdi yapımcı ve yönetmenlerden de her hangi bir hareket bekliyorlarmış.

Ozan Güven hakkında.

Güzel kararlar bunlar.

En azından cesurca hareketler.

Neden mi?

Mor gözün izahı yok hanımlar-beyler.

Bir adamın vücudundaki tırnakların hatta yüzdeki yara berenin izahı var ama İstanbul Üniversitesi Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan’ın da dediği gibi mor gözün izahı yok arkadaşlar.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00