Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Önceki gün bu köşede “Ahmet Kural, Ozan Güven, Rubato’nun solisti Özer Arkun’un uyguladıkları şiddeti konuşuyoruz günlerdir. Şimdi de, İsmail Hacıoğlu’nun öfke nöbetleri sırasında evdeki televizyonu kırdığını öğreniyoruz. Erkeklere öfke kontrolü dersi verilmeli” diye bir yazı yazdım.

Öncelikle fikrimin arkasındayım.

Kesinlikle bu dersler çocukların okuma-yazma öğrenmeye başladığı andan itibaren verilmeli.

1- Erkek çocuklarına: Öfke kontrolü, kızlara karşı davranış gibi gibi…

2- Kız çocuklarına: Çocuklarını şefkatli, sevgi dolu, vicdanlı yetiştirmek. Ve erkek-kızların arasında ayrım yapmadan erkek çocuklarını “Paşam” diye sevmeme dersi gibi gibi…

Bu fikrim devam ediyor.

Ahmet, Mehmet, Hüseyin fark etmez.

Özellikle bu ülkede şiddetle tavsiye ediyorum.

Ve beni yıllardır okuyanlar da çok iyi bilir.
Şiddeti babam yapsa affetmem.

Kaçıranlar için bir kez daha buraya yazıyorum….

Defalarca da yazabilirim.

Şimdi:

Konuda adı geçen İsmail Hacıoğlu ile boşanma hazırlığında olan Duygu Kumarki benim yazımı alıp, “Kadın döven adamlarla kızımın babasını aynı sayfada yazıp itham ediyor ve konuyla alakalı hiç bir şey bilmiyorsunuz!” diye upuzun bir şey yazmış.

Haklıdır.

Ki zaten dört duvar arasında ne yaşandığını bilemeyiz.

Bunu da önceki gün dikkat ettiyseniz yazımda belirttim.

Ben iddialar üzerinden "Böyle bir şey olmuş. Eğer doğruysa korkunç..." ve gerçekten “Erkeklere şiddet kontrolü dersi verilmeli” diye yazdım.

Artık sehpa mı, televizyon mu her neyse evin içinde yaşanan olayı kimse bilemez. Taraflar birilerine bir şeyler anlatmıyorsa.

Ki bu sehpa değil, masa değil, televizyon olarak çıkıyorsa birileri bir şey yaymış belli ki Duygu Hanım.

Haberi yapan ben değilim.

Emin olarak yazmıyorum zaten.

Çıkan haberi yorumluyorum.

Ayrıca bu durumlar böyle durup dururken çıkmaz.

Bence Duygu Hanım etrafınızı bir kontrol edin derim.

Ben sizi tanımam.

Ben direkt kadını koruyan bir yazı yazıyorum. Ki durup dururken defalarca röportaj yaptığım, oyunculuğunu sevdiğim, her zaman beğendiğim bir kişiyi sizin de Instagram story'nizde belirttiğiniz gibi, itham etmek değil amacım.

Ne haddime.

Ben de isterim aldığı ödülleri konuşmayı.

Ki yıllardır bunu yapıyoruz zaten.

Bu olay nereden çıktıysa siz onun peşine düşün bence.

Gazetecileri böyle yereceğinize.

Malum iki kişinin bildiği sır değildir.

İsmail Hacıoğlu’nun menajeri Abdullah Bulut da arayıp İsmail’in üzüldüğünü söyleyip “O isimlerin arasında yer almak gerçekten İsmail Bey’e haksızlık. Çünkü şiddet olmadığı gibi öfke kontrolü gibi her hangi bir durum da söz konusu değil. Boşanmak üzere olduğu eşi Duygu Kumarki ile boşanıp aynı evde yaşamaya devam edecekler” dedi.

Bakın doğrudur.

Bu konu çok hassas. Ben de her hangi bir çirkinlik yapmayıp, böyle sevimsiz bir durumun içindeymişim gibi gösterilsem mutsuz olurdum.

Ve bunu dile getirirdim.

İsmail Hacıoğlu da getirsin zaten.

Ki eşi Duygu Hanım bunu yapmış.

Gazetecileri suçlayarak.

Keşke suçlamadan bu olayın nereden çıktığını araştırıp öyle aktarsaydı daha bir anlamlı olurdu.

Kızının babası ve herkes için.

Medeni duruşlarını tebrik ederim

Bu arada ikisi de gayet medeni bir şekilde boşanıp aynı evde de yaşamaya devam edeceklermiş.

Menajerlerinin söylediğine göre.

Belli ki, o imzanın altında ilişkilerinin sevimsiz hal aldığını fark ettiler.

Bana inanılmaz normal geliyor böyle şeyler.

Ki şahsen ben bayıldım.

Çünkü yıllardır savunduğum bir durum bu.

Bazı kişilerin aşkını, mutluluğunu o imzanın değiştirdiğini düşünüyorum.

O büyünün yok olduğunu.

Ama tabii sürdürebilene bravo.

Ve İsmail ve Duygu Hanım da bu işi çözmüş. İkisine de başarılar dilerim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00