Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Covid 19 hayatımıza girdiği andan itibaren her şey farklılaştı.

Hiç bir şey eskisi gibi değil.

Eskiden uçağa binerken, metroya binerken, sokağa çıkarken, bir mağazaya girerken gayet normaldi her şey.

Ama şimdi daha dikkatli.

Daha “Acaba ne olacak?” hali.

15 Mart sonrasında yani aylar sonra ilk kez bu hafta iki kez uçağa bindim.

İlk binerken heyecandan ölecektim.

İlk kez uçağa bindiğimde bile bu kadar heyecanlandığımı, tedirgin olduğumu hatırlamıyorum.

Kafamda deli sorular

-Acaba yanımda biri olacak mı?

-Maskeyi hiç çıkartamıyor muyuz?

-Tuvalete gidince sorun olur mu?

-Su içerken maskeyi çıkartırsam ne olur?

-Rötar yaparsa çok fena olur. Bir de maske.

Diye diye bindim uçağa. İlk uçuş rötarsız, sorunsuz anında geçti, bitti.

Hiç rahatsız olmadım.

Maske çok rahatsız etmedi.

Yanım boştu.

Ve su içmek için maskeyi çıkarttım.

İkincisinde de aynı şeyi yaşadım.

Ama sık sık elini silme ihtiyacı hissediyorsun.

Ve sık kolonya sıktım.

Pek bir yere dokunmak istemedim.

Hatta dokunamadım.

-Yeni bir dil öğrenerek çıkanı.

-Kilo almamayı başaranı.

-Üç ay hiç aralıksız kitap okuyanı.

-Meditasyon yapanı.

-Her gün “Yoga yaptım” diyeni.

-Dengeli besleneni.

-“İnternet aracılığı ile eğitim programlarına katıldım” diyenlere özeniyorum.

Çünkü ben ne yalan söyleyeyim bunların hiç birini yapamadım.

İlk günler doğru düzgün dizi-film bile izleyemedim. Hiç bir şeye konsantre olamadım.

Neyse neyse…

Allah bir daha yaşatmasın…

1-Ne olacak bu dolar, Euro'nun hali.

2-Eylül de kesin yine kapanacağız.

3-Her yer tıklım tıklım. Kimse sosyal mesafeye uymuyor.

Eskiden çok fazla Hollandalı turist gelirdi Marmaris’e. Ama artık bu durum değişmiş. Hollandalı elini, eteğini çekmiş Marmaris’ten.

Bu sene daha çok İngilizler geliyormuş.

Hem arsa, hem ev de satın alıyorlarmış.

Önceki gün Marmaris’te turizm işi ilgilenen bir arkadaşım ile sohbet ederken öğrendim.

Özellikle Almanya ve Hollandalılar biraz küsmüşler. Çünkü çok kazıklandıklarını düşünüyorlarmış.

Ben de arkadaşıma, “Kendi halkını kazıklayan insanlar turisti mi kazıklamayacak” dedim.

Üzgünüm, bana kızmayın ama öyle.

Güzelim memleketime hiç yakışmayan bir durum.

Allah akıl fikir versin.

Kadın sana.

Allah edep versin.

Hangi kadın mı?

İşini, gücünü bırakıp “Ebru Şallı’nın yası bilmem ne kadar sürdü” diye oturmuş ay, gün hesaplayan kadından bahsediyorum.

Pes.

Gerçekten pes.

Hiç üşenmemiş. Başka birinin günahını almak için oturmuş buna mesai harcamış.

Benim aklım almıyor. Gerçekten aklım almıyor.

Ebru Şallı’nın fotoğraflarını görüp “Vah vah yas tutmaya bak” neden demiyorum?

Etrafımda eşimden, dostumdan da bunu duymuyorum.

Neyiz biz beyinsiz mi?

Bunu düşünemiyor muyuz?

Gerçekten böyle insanların varlığı ile bu dünyada yaşamak çok zor.

Ebru Şallı’da "Çocuğumun yasını tutma şeklimin, hesabını kimseye vermeyeceğim" dedi.

E Ebru oturup bir de verseydin.

Ciddiye almayın böyle manasız insanları.

Bırakın konuşup konuşup kendi kendilerine kudursunlar.

Rezilin biri çıktı sahnede Yeşim Salkım’a “O…pu” diye konuştu.

Yeşim Salkım da mahkemeye verdi.

Ve “Sonuna kadar uğraşacağım. Kadın bedeni üzerinden küfür etmeyi bırakın” dedi.

Bu rezil. Yaptı etti şimdi de özür diliyor.

Araya aracılar sokuyormuş Yeşim Salkım’ın mahkemeyi geri çekmesi için.

Utanmaz söyledin bari arkasında dur.

Maden söyledin git hakim karşısında hesap ver edepsiz.

Bari buna yüreğin olsun.

Araya aracı sokacağına az biraz yürekli ol.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!