Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hadise dokuz ay önce, “Evet artık ben aşığım arkadaşlar. Birisi var hayatımda demedim, demeyeceğim de. Öyle bir insan olmadım. Instagram da sevgilimi asla takip etmeyeceğim. Asla resim koymayacağım. Ben o insan değilim” dedi ve kısa bir süre önce aşk yaşadığı Kaan Yıldırım ile el ele fotoğrafını paylaşıp aşk namelerini sıraladı.

Asla asla deme Hadise…

Ahhh Hadise…

Ahhh ahhh…

Bizler alışmışız, şaşırmıyoruz da okuyucu hala şaşırıyor.

Bakın ünlüler sorduğunuz soruya önce “Hayır” der.

Sonra o hayır dedikleri şey ortaya çıkar.

Ama hiç oralı olmadan hayatlarına devam ederler.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Hepsi mi böyle?”

Vallahi ne yalan söyleyeyim.

Genelde hepsi böyle.

Neredeyse çocuk yaşta başladım bu mesleğe.

Bazıları ile birlikte büyüdük.

Gördüğüm, duyduğum, bildiğim şu var ki; genelde hepsi böyle.

Önce yalanlar sonra doğru ortaya çıkınca “Ulan ben haksızlık ettim şu gazetecilere” demezler.

Neyse neyse mevzu o değil…

Olur böyle şeyler klasik hareketler.

Yalnız, Hadise ile Kaan Yıldırım’ı çok yakıştırıyorum.

Pek bi tatlı oldular.

Ama aşklarını, ilişkilerini biraz rahat yaşasalar. Sanki biraz fazla kasıyorlar gibi geliyor bana…

Hadise yaptığı açıklamasında tek arkasında durduğu durum evet Kaan’ı Instgaram da takip etmiyor.

Ama Kaan Yıldırım’da, Hadise’yi takip etmiyor.

 

Ki bence çok haklı.

 

Malum “Takibe takip” gerektir.

Hadise’nin kendince cool durmaya çalıştığı tavrına o da karşılık vermiş takip etmiyor sevgilisini.

 

 

İnanın şu an bu satırları yazarken fıkır fıkır gülüyorum.

 

Yani arkadaşlar siz ne ayaksınız ya!

Harbiden.

Bu yeni nesil bir adet mi?

Hadise ve Kaan…

Ne alaka…

 

Ya da “Sosyal medya benim iş alanım. Kusura bakma. Buradan takipleşmeyelim sevgilim” durumu mu yaptınız birbirinize.

Hadi böyle bir konuşma mı yaptınız aranızda mesela.

 

Cool bir hareket sergilemeye çalışıyor ama arada birbirinizi stalk'ladığınıza yüzde yüz eminim.

 

Fakat ikinizde pek tatlısınız bırakın şu kasma, saçma cool hareketleri bence.

Sempatikliğiniz yerle yeksan olmasın.

 

 

 

 

Hadi gümbür gümbür Z kuşağı geliyor.

Dünyayı değiştirecekler.

Tarzları çok farklı.

Öyle bir konu üzerinde uzun uzadıya durmuyorlar.

Dinledikleri, okudukları çok farklı.

Digital çağı değiştirecekler.

Bizler gibi olmayacaklar türünler konuşuluyor ya…

Ben de bu son bir ay içinde şu meşhur Z kuşağından üç beş kişiyle muhattap oldum.

 

Kendilerine siz ne ayaksınız, siz kimsiniz, ne olmak istiyorsunuz, derdiniz ne, farkınız ne, kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, ünlülerden kimi seviyorsunuz, mesela Ümit Besen’in “Nikah Masası şarkısını biliyor musunuz?” türünden sorular sıraladım. 

 

-Öncelikle hiç uzatmıyorlar.

-Anlamadıkları zaman yüzüne manasız manasız bakıyorlar.

-Uzun cümleler kurmuyorlar.

-Çok konuşmuyorlar.

-Sürekli akıllı telefonları ile muhattaplar.

-Sorulan sorulara kısa ve net yanıt vermeyi tercih ediyorlar.

-Sosyal medyadan çok iyi anlıyorlar.

-Biri “Ümit Besen’in adını duydum ama görmedim” derken diğerleri “O kim?” dedi.

-Türkçe şarkı çok dinlemediklerini hatta birçok ünlüyü tanımadıklarından bahsettiler.

-Çoğunun aklında fikrinde dünyayı gezmek var. Evlenmek işine çağ dışı bakıyor.

 

Yani kısacısı aldığım koku şu beyler, bayanlar.

Gelen kuşak biraz farklı.

Bizler gibi “Ah nerede o eski günler”, “Ah 90’lar” tadında değiller.

"Dün geçti bitti, yarın geliyor” diyor ve anılara sarılmıyorlar.

Hatta bir an önce ışınlanmak, uzaya gitmek, uçan arabaların var olmasını istiyorlar.

 

Hatta “Senin YouTube'un yok mu?”, “Tiktok'un yok mu?” diye bana bir hayli şaşırıp uzaydan gelmişim gibi baktılar.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!