Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yıllardır memlekette en ufacık bir olumsuzluk yaşansa ilk müzik susuyor.

Eğlence hayatı kepenk indiriyor.

Zannediliyor ki, herkes eğleniyor. Herkes vur patlasın çal oynasın kafasında.

Oysa ki, o mekanlarda çalışan yüzlerce insan evine ekmek götürüyor.

Ama şimdi görmezden geliniyor.

Covid 19 illeti yüzünden de ilk müzik susuyor her zaman olduğu gibi.

15 Mart’tan bu yana gece kulüpleri kapalı. Birçok mekan sessiz.

Ve orada çalışan komi, garson, kahya, şef, DJ evinde oturuyor.

Çoğu mekan sahibi umudunu yitirmiş durumda.

Çalışan da öyle.

Peki ne olacak?

İşte bu yüzden bu sektörde olan çok kişi sosyal medya hesaplarından profillerini kıpkırmızı yapıp tepkisini dile getirdi. Ve yedi gün de kırmızı yapmaya devam edecek.

Ünlüsü, ünsüzü.

Komisi, garsonu.

Patronu, işletmecisi.

Kenan Doğulu, “Performans için yorulan bedenler, fikir ve emek ortaklarımız, insanlara iyi vakit geçirtmek için ter döken bütün emekçiler! Her karanlık gecenin ardından aydınlık bir sabah olduğunu unutmayalım. Festival, sergi ve fuar alanları, konser salonları, tiyatrolar, gece kulüpleri, barlar, lokaller ve müzik ile sanatın yıllardan beri doldurduğu her yer yine canlanacak, yaşayacak. Kuvvet, sabır, umut ve en önemlisi işimize olan aşkımız ışığımız pusulamız olsun! Hep beraber gelecek sağlıklı, huzurlu ve güzel günlerin ümidine sarılıp ayakta duralım” diyerek moral verdi.

Mecburuz durmaya.

Başka yapacak bir şey var mı!

Ama müzik susmamalı. Bu sektörde çalışan insanlar yok sayılmamalı.

Malumunuz.

Sosyetenin katıldığı bir parti var. Ve birçok kişinin o parti sonrası testleri pozitif çıktı.

O partide bulunup test yaptıran “Benim negatif” diyen kişiler sokaklarda cirit atıyor.

Kendilerini korumadan, karantina uygulamadan.

Bir de üstüne o partiye katılan Buse İskenderoğlu, “Abartıldığı kadar bir şey yok” diyor.

Pes diyorum.

Gerçekten pes diyorum.

Sizler yüzünden birçok kişi işsiz.

Neden?

Çok kişi kurallara uyup evinde oturuyor.

Ama sizlerin düşüncesizce düzenledikleri partiler yüzünden kurallar daha da sıkılaştırılıyor.

Söylenecek çok söz var. Ama cahile nasıl laf anlatırsın.

Önce ki gün, bu köşede 6 Mayıs 2019 da yayınladığım bir yazıyı yeniden yayınlayıp, “Sen kimsin Koray Avcı?” demiştim.

Çünkü bana Koray Avcı’nın sokaktaki bir çalgıcıya “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” dediği söylendi.

Meğer Koray Avcı çalgıcıyla şarkı söylemiş hatta bunu da kendi sosyal medya hesabından paylaşmış.

Sokak çalgıcısı ile böyle bir muhabbeti olmuş anlayacağınız. O kişiye “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” dememiş.

Çünkü kendisi de sokak çalgıcılığından geliyormuş zaten.

Tamam süper, doğrudur.

Ki olması gereken de bu zaten.

Bunda şaşılacak, abartılacak bir durum yok. Sonuçta hepimiz insanız.

Sen ünlüsün diye bir özelliğin yok ve olmamalı da.

Ben yazdığım yazıyı düzeltir özrümü dilerim.

Ancak önce ki, yazdığım yazıdan sonra çok kişiden mesaj aldım.

Tanımadığım kişiler bunlar.

Sosyal medya hesaplarım üzerinden bana ulaşıp Koray Avcı ile yaşadıkları tatsız olayları yazmışlar.

Şimdi bu mesajları buradan yayınlamayacağım.

Gerek yok.

Ancak geçen sene yazdığım yazıyı yeniden yayınlamam da iyi olmuş. Koray bence dikkatli okuyup biraz daha düşünmeli bu konu üzerinde.

Demek çok kişinin algısı ile benim algım da aynı.

Biraz daha gayret Koray biraz daha gayret.

Müge Anlı programında şöyle konuşmuş.

"Kadın olabilirim. Erkek olabilirim. İstediğim kıyafeti giyebilirim. İstediğim saatte istediğim her yere gidebilirim. Ben özgür bir bireyim. Kadın ya da erkek fark etmez. Sen bana dokunamazsın. Bitti, bitti. Sevgilim olabilirsin, kocam olabilirsin, babam olabilirsin, annem olabilirsin, abim olabilirsin. Senin bana dokunma hakkın yok bitti. Beni doktora götürebilirsin, tedavi altına aldırmak için uğraşabilirsin, gider okulumun kapısından bekleyebilirsin caydırma unsuru olabilir. Beni okutmak için uğraşabilirsin. Ama bana dokunamazsın. Bana dokunamazsın. Beğenmiyorsan, sevgili olarak, eş olarak beni terk edebilirsin ama bana dokunamazsın"

İşte bu....

Bu açıklamaları her gün defalarca izleyin, izlettirin....

Özellilkle kadınlar...

Kız çocukları yetiştiren kadınlar...

Çocuklarınızı böyle yetiştirin... Bu mantıkta yetiştirin.

Ve gerçekten Müge Anlı'nın bu sözlerinin üzerine eklenecek hiç bir şey yok!

Helal...

Bitti...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00