Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir insanın duruşu olmalı.

Olaylara bakış açısı, tavrı, tarzı.

Sözü, ifadesi.

Yorumlama şekli.

Ve yorumlarken cesur olmalı.

Özellikle kadınlarda bu özellikler varsa tamamdır. En sevdiğim insan şeklidir.

İşte Hazal Kaya onlardan.

Nasıl güzel ifade ediyor kendini.

Nasıl güzel anlatıyor.

Cesursa, korkmadan, sıkılmadan, bozmadan, bozulmadan.

En son Selin Ciğerci olayında çat diye düşüncesini açıkladı.

Kimselere aldırış etmeden.

Mesela çocuklar hakkında da acayip güzel yorumlar yapıyor.

Mesela, "Oğlumu etik değerlerle büyütmekle mükellefim ama özel hayatında tercihlerine müdahale etmem. Bırakın çocukları, köpeklerimizin bile sahibi değiliz" dedi.

Evet işte bu.

Gerçekten kimse kimsenin sahibi değildir… Bunu çözdüğümüz an mutluluğu bulacağız.

Ve en doğruyu.

Bir kere anne ve babanın görevi çocuklarını iyi yetiştirmektir.

Ve anne ve baba çocuklarına:

Doğruyu, dürüstlüğü..

İyi insan olmayı.

Kendi ayakları üzerinde durmayı.

Kimsenin hakkını yememesi gerektiğini.

Vicdanlı bir insan olmayı öğretmek zorundadır.

Sonrasını bırakın zaten.

O inanın gerekeni yapar.

Çocuklarınızın üzerinde baskı kurmayınız efendim.

Ve hiç kimsenin özel hayatına müdahale etmeyiniz.

Selin Ciğerci evlendi. Altı yıldır biriyle birlikte ve evlendi. Anası, babası, ailesi herkes kabul ediyor.

Eşinin ailesi baş tacı yapıyor.

Onu da geçtim milyonlar yapıyor.

Kadınlar nasıl seviyor. Gözlerimle gördüm inanamadım. 

İş dünyasına da girdi. Güzel bir hayat sürüyor.

Parasını da kazanıyor.

E bize ne!

Allah daha çok versin.

Ve çocuk sahibi olacağını açıkladı.

Tabii olan oldu.

Selin de ne dedi?

“Ben çocuk sahibi olacağım. Öyle de böyle de anne olacağım. Hapse de atsalar olacağım. Dar ağacına da dikseler olacağım. Ya evlat edineceğim, ya da yurt dışında taşıyıcı anne ile yapacağım. Bu iş nasıl olursa olsun. Eninde sonunda yapacağım. Kime ne, size ne, sana ne.” 

 

Tamam işte bu kadar!

Bu sözün üzerine her hangi bir söz söylenir mi?

Bitti…

 

 

 

Daha bu soruyu ve hatta şu soruları daha kaç kez soracağız?

 

-Neden kadınlar hep intihar eden oluyor?

-Neden hep kadınlar intihar edilmiş olarak lanse ediliyor?

-Neden kadınlar hep suçlu ilan ediliyor?

-Neden kadınlar geride bir sürü soru işareti bırakarak yok oluyor?

-Neden kadınlar hep işkenceye maruz kalıyor?

-Neden kadınlar istedikleri halde kurtulamıyor?

-Neden kadınların hep kıyafetleri tartışılıyor?

-Neden kadınların hal ve hareketleri sorgulanıyor?

 

Neden neden neden?

Bitmiyor, bitmeyecek…

 

Müge Anlı’da cansız bedeni ile nasıl öldüğü belli olmayan gencecik bir kızı izlerken ortaya bir de anne çıktı.

O da cansız bedeni ile yatıyordu.

Onun içinde “intihar etti” dendi.

Ve geride kalan adamlar çıkmış, ağızlarını doldura doldura konuşuyor.

Tehdit ediyor, pis görüntüler sergiliyor.

Ve giden kadınlar için bir anlık yas bile tutmuyor.

Ve yitip giden yine kadınlar oluyor.

 

Bizim aklımız durdu artık.

Ama çok öfkeliyiz.

İnanılmaz bir öfke birikiyor bedende.
Bu nasıl anlatılır bilinmez ama Allah sonumuzu hayır etsin.

 

 

Bu çirkin adamlar, Müge Anlı’ya “Allah’sız” diyor, “Suçlu” diyor, hedef gösteriyor.

Yine bir kadını hedef gösteriyor.

Bir kadın bir başka kadını korumaya çalışırken olayları su yüzüne çıkartmaya çalışırken suçlanıyor.

Müge Anlı’da, “Ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın, ben bu yoldan dönmeyeceğim” diyor.

Dönme Müge, susma…

Bu işlerin peşini bırakma..

Bırakmayalım.

Hiç birimiz bırakmayalım. Bizler sustukça maalesef birileri kazanıyor.

Sustukça suçlu zannediliyor.

Sustukça kabahatli oluyorsun.

Susmayın hanımlar.

Hakkınızı arayın.

Sonuna kadar arayın…

 

Ben de istiyorum

 

-Siz uyurken yazmayı.

-İstanbul gecelerinde yaşanan olayları yazmayı.

-Aşk-meşk entrikaları gündeme getirmeyi.

-Yeni çıkan şarkılardan bahsetmeyi.

-Magazin dünyasını altını üstüne getirmeyi.

 

Ama olmuyor olmuyor.

Zaten pandemi dönemi ciddi magazin dünyasını vurdu. Fakat, lakin elbet geçecek pandemi.

Tekrar kavuşacağız eski günlere.

Ancak bu şiddet ne zaman bitecek?

Bu belli değil.

Her gün cinayet, cinnet, öfke, kriz, kavga haberleri görmekten içimiz dışımız kan ağlıyor.

Eğlenirken, huzurla otururken, keyif yaparken bile utanır oluyor insan.

Fazla fazla eğlence yazıp, çizdiğimiz günleri inanın özlüyorum.

Tekrar o günler gelsin.

Şu cinnet, cinayet, iğrenç olaylar bitsin bir an önce.

İnanın bu illet korkunç. Ve azalacağına çoğalıyor.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!