Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Memlekette kime sorsan:

-Dünya güzeli.

-Yüzünde tek bir estetik dokunuş yok.

-Kendiliğinden fit ve güzel.

-Ondan başka herkes estetikli.

-Hatta herkes orijinal çanta kullanıyor.

-Ve kendinden başka dürüst yok.

-Ve hiç kimse yasak aşk yaşamıyor.

-Ya da uzun süredir hayatına hiç kimse sokmuyor.

-Dostlarını, arkadaşlarını aldatmıyor.

Ama işin aslı maalesef hiç de, gösterildiği gibi değil.

Hatta öyle ki, memlekette birçok kişi her şeyi gizliyor ama gizlemiyormuş gibi yapıyor.

Ve yine maalesef açık açık konuşanı, dürüst olanı, başkası ne der diye düşünmeden yaşayanı da eleştiriyor.

Bu ne perhiz ne lahana turşusu durumu anlayacağınız.

Mesela Seda Sayan, Fransız askısı yaptırıyor. Ve bu operasyonu yaptırırken de sosyal medya hesabından paylaşıyor.

Ardından bazı sazanlar da bu Fransız askısı ağına takılıyor.

Çünkü kendisinin böyle bir cesareti yok. Yani gizli gizli yaptırıp, “Ben en doğalım. Hala bebek gibiyim” demeye o kadar çok alışmış ki, bunu açık yüreklilikle ifade edeni bünyesi kabul etmiyor.

Haliyle, “Yok böyleymiş”, “yok öyleymiş”, “yok ha gayret bana benzeyecekmiş”, “yok bilmem neymiş” falan filan.

Kim ne dedi, ne yaptı konuşmaya lüzum yok. Her şeyi görüyorsunuz, takip ediyorsunuz zaten.

Fakat şu var ki, biraz saygı göstermeyi öğrenseniz mi artık?

Nedir bu saygı çeşidi?

1-Dürüst olana.

2-Açık açık konuşana.

3-Kendi özgür iradesi ile yaşamayı tercih edeni.

4-Milleti salak yerine koymadan, kim ne der, ne düşünür demeden yaşayana.

Saygı efendim. Biraz saygı…

İnanın hiç de zor değil aslında.

Ayrıca ben kendisini tanıdım tanıyalı Seda Sayan hep böyleydi, yeni klasik Seda Sayan.

Ne aşkını gizledi, ne estetiğini. Ne ailesi ile ilgisi durumlarını, ne siyasi görüşünü.

Ne “Aman hayranımı kaybederim” dedi, ne de “Millet bana ne der” dedi.

Neyse o oldu hep.

Bu saatten sonra da, tam da istediği gibi yaşıyor.

Oh mis.

Bu nasıl bir özgürlüktür. Bu nasıl güzel bir yaşamdan.

Özgür olmak, özgür iradesi ile yaşamak, gizli, saklı olmadan, yalan dolansız ne demek biliyor musunuz?

Dünyanın en büyük zenginliğidir.

Seda Sayan’da birçok kişiye göre özgürlük zengini.

Çünkü istediği gibi yaşıyor. Kendini ifade ediyor.

Kendini gizlemeden şeffaf bir şekilde.

Daha ne olsun.

Tam kıskananlar haklı olarak çatlıyor durumu.

Eskiden de vardır elbet ama günümüzün en büyük hastalığı nedir biliyor musunuz?

Olmayan bir durumu olmuş gibi göstermek. Özelikle kadınların yaptığı durumların bazıları şöyle efendim.

1-Eski sevgili ve eşle hala görüşüyormuş durumu yaratmak.

2-Aranmadığı, sorulmadığı halde “Beni sürekli arıyor” diyerek etrafa inandırmak.

3-Selam verilmediği halde, selam verilmiş gibi yapmak, üstelik o an onunla oturuyormuş durumu yaratmak.

4-Beş saniye karşılaştığı kişiyi “Önceki gün yemek yedik birlikte” diye anlatmak.

5-Tanımadığı bir kişiyle karşılaşınca tanışıyormuş hatta arkadaşmış gibi yapıp durumu farklı yönlere çekmek.

Yapmayın efendim yapmayın.

Kendiniz böyle çirkin, zavallı ve komik hallere sokmayınız.

-Hani şu partilerle meşhur olan kızımız Şevval Şahin var ya. İşte bu kızımızın yarı Türkçe yarı İngilizce konuşma videosuna denk geldim. Ben de o videoyu izlerken yarı güldüm, yarı ağladım. O derece karmaşık duygular içindeydim.

-Can Yaman meğer bir mekanda uyuyakalmış. Kendisini kapıda bekleyen gazetecilerin gitmesini beklerken uyumuş. Pardon pardon mini bir şov yapmış aslında. E o kaslar artık dizi de iş yapmıyor. Yamancık ne yapsın, uyuyup az biraz kendinden konuşturacak. Ben de yazıyı yazarken az daha uyuyakalacaktım.

Olmasalardı ne yapardık!

Kiminle eğlenirdik. İşte magazin de son günlerin eğlencesi oldular sağ olsunlar. Sevimsiz bu arada magazin malum...

Pandemi döneminde çok şirket, iş adamı ve çalışan kişilerin zorluk çektiğini ve çekmeye devam ettiğini duyuyoruz, biliyoruz.
Ki bizler de bu zorlu sınavdan geçiyoruz.

Çoğu kişi işçi çıkartmak zorunda kaldı, fakat çıkartmayıp bunun savaşını veren insanlarda yok değil.

Zaman zaman o insanlardan söz etmek gerek. Bunlardan birisi de Karsal Örme Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Köksal.

Arkadaşım Funda Düşgör sayesinde haberdar oldum. Hüseyin Köksal, “Pandemi de güçlenerek çıktık. Trabzon’da peştemal boyayarak işe başladık. Şimdi Çorlu’da 400 kişiyi çalıştırıyoruz. 20 Mart 'ta şalterleri indirdik. Hemen kendime kemik bir ekip kurdum. Üçüncü günün sonunda üniversite zamanlarıma döndüm. Üretime geçti” diyor. Bu olaya 400 kişi olarak bakmayın. Onların aileleri, çocukları, anneleri, babaları, eşleri, sevgilileri.

Bu yüzden de bu zorlu zamanlarda çalışıp, üreten, işçi çıkartmayan ve herkese saygım sonsuz. Zorlu günleri el ele vererek atlatacağız en önemlisi bu.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00