Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Önceki gün şöyle arkama yaslandım.

Geriye doğru bir bakayım dedim. Bakmaz olaydım.

Ben 2020 senesi boyunca hiç konsere gitmemişim!

Yani Ocak ayına baktığımda kendime göre eksikleri de olsa, keyifli başlamıştı. Ki şimdi dönüp baktığımda “Süpermiş” diyorum o ayrı.

Ocak, Şubat ışık hızıyla geçip de Mart’a geldiğimizde olanlar oldu.

Covid belası dünyayı sardı, pandemi oldu evlere kapandık derken Kasım oldu.

Yıl bitti bitecek.

Ve yine yasaklar geldi.

Yine kapandık. İkinci kapanmamızı yaşıyoruz. Bu yıl yok oldu.

Gitti, bitti.

Kendimi bildim bileli konser, tiyatro, sinema, davet, düğün, dernek koşturan ben koca bir yıl boyunca hiçbir şey yapmamışım. Bir konsercik bile izlemedim.

Bomboş bir sene. Uzun yıllardır ilk kez Harbiye Açıkhava sahnesini bu sene görmemişim mesela.

Ya da Zorlu PSM’yi.

Ya da her hangi bir konser alanında dahi bulunmamışım. İlk kez. Sanırım 14-15 yaşından bu yana ilk kez.

Vah ki ne vah.

Tabii hemen kendimi toparladım ve önceki ün tüm bu kasvet ile boğuşurken gelen bir e-maili hatırladım.

Ülkemize pek çok kere gelmiş ve “Ne korona ne de bir başka şey vız gelir. İstanbul’a gideceğim” diyen şarkılarını ayrı, kendisini ayrı sevdiğim Monica Molina’nın konseri vardı.

2020 sen yaman bir senesin ama seni bir konsersiz bırakmayacağım diyerek tuttum Cemal Reşit Rey’in yolunu.

Düşünün “Konser boyunca maskenizi çıkartamazsınız” uyarısı bile vız geldi.

Konser saatler tam 20.00’yi gösterdiğinde başladı. Tabii HES kodlarımızı vererek girdik içeriye. Herkesin arasında bir koltuk boşluk vardı. Hiç kimse birbirine yakın değil.

Monica sahneye yine her zamanki kibar tavırları ile çıktı. İki şarkı okuduktan sonra Türkçe olarak, “Merhaba. İstanbul’da olmaktan tekrar çok mutluyum” diyerek bir saat hiç ara vermeden şarkı söyledi.

Oh be iyi ki de gitmişim.

Diva Monica Molina inanın ilaç gibi geldi.

Bu arada İspanyol sanatçı memleketimize aşık.

Hatta 2007 yılında Autorretrato albümünün kapağını bile İstanbul’da çekmişti.

Monica Molina, “Ben Türkiye’yi çok seviyorum, Türkler de beni çok seviyor. Türkiye de nefes almak bile bir ayrıcalık” diye açıklıyor bize olan sevgisini.

İspanya'da her albümü ile platin satış statüsüne ulaşan, Latin Grammy Ödülü adaylığı olan ve babası Antonio Molina’dan aldığı bayrağı hayatın içinden ve hayatı anlatan şarkılarla taşımaya devam eden Monica 2020 senemin tek konser etkinliği olarak aklıma ciddi kazındı.

Teşekkürler tüm emeği geçen herkese…

Bu yaz tabii konserler oldu. Ama bu maske takma zorunluluğu ve kalabalıklar yüzünden hiç gitmedim.

Önceki gün de bir saat süren konserde hiç maskemizi çıkartmadık. Ki mesafeli aralıklar yılın son konserini izlemiş olduk.

Son diyorum çünkü konserin olduğu saatlerde yasaklar ülkemizde başlamıştı yıl sonuna kadar.

Bu arada maske ile konser izlemek tatsız, tuzsuz, yağsız bir yemeğe benziyor.

Keyif yok tabii.

Böyle coşku olmuyor.

Hatta tebessüm edip etmediğinizi bile sahnedeki insan görmüyor.

Karşısında öyle maske ile oturan ve aralıkları boş olan koltuklar.

Tuhaftı.

Kötüydü.

İnşallah son olur… Yeni bir senede eski alıştığımız coşkuyla daha çok konser izleriz inşallah.

-Korona almış başını gidiyor, bir sürü yasaklar peşi sıra geliyor bazıları hala parti yapma derdinde.

-Çoğu işletme Mart ayından bu yana kapalı. Hiç kimse doğru düzgün çalışıp para kazanamıyorum ama bazıları hala parti yapma derdinde.

-İkinci yasaklar başladı. Hastaneler doldu taştı, sağlık çalışanları "Zor durumdayız" diyor bazıları hala maske takmamak için direniyor. Hatta kendisini uyaran görevliler ile kavga ediyor.

-Zor günlerden geçiyoruz. Virüs kimden bulaşıyor, bulaşacak belli değil bazıları hala "Maske takmayacağım, karışma bana" diye direniyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00