Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Klasik her sene bu zamanlarda Bülent Ersoy ve kürklerini konuşuyoruz.

Çünkü Bülent Ersoy bu dönemlerde yeni kürk alır.

Ve klasik yine o dönem geldi çattı.

Bülent Ersoy, kürk almaya çıkıp bir de güzel poz verdi. Ardından da “Bana şimdi bir sürü laf söyleyecekler. Umurumda değil. Ama ben eski kürklerimi satıp Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayacağım. Geceye de katılacağım. Bir sürü para gelir elde edilir” açıklaması yaptı.

O açıklamayı yaptığı anda benim gibi birçok kişi de “Pes” demiştir eminim.

Ben derneğin bu bağışı kabul etmeyeceğine çok emindim ama yine de açıklamayı bekledim.

Ve olan oldu.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği söz konusu bağışın kabul edilemeyeceği belirtip “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında çağdaş eğitim yoluyla çağdaş toplumlar seviyesine ulaşmayı hedefleyen öncü ve örnek bir sivil toplum örgütüdür. ÇYDD, tüzüğü gereği doğa, çevre ve canlı haklarına saygılı olmayı ilke edinmiştir, efsane Genel Başkanımız Prof. Dr. Türkan SAYLAN'ın ‘Hayvanlar ve Çocuklar’ adlı kitabı ile can dostları olan köpeği ve kedilerine duyduğu sevgi derneğimizin hayvan haklarına verdiği önemin önemli sembollerindendir. Bu nedenlerle, basına yansıdığı üzere, derneğimize hayvanların yaşam hakları ihlal edilerek ekonomik değere dönüştürülmesiyle elde edilen aynı ürünler ve bunların bedelleri üzerinden yapılacak bir bağışı tüzük çalışma ilkelerimiz ve kurumsal değerlerimiz adına kabul etmemiz söz konusu değildir” dedi.

Derneğin iç yapısını bilmeden, araştırmadan, açıklama yapan Bülent Ersoy’u da haliyle geri çevrilmiş oldu.

Ki aslında olması gereken oldu.

O kürkleri hangi derneğe bağışlasa sorun olur ve geri çevirecektir.

Çünkü açık arttırmada alan insanlar bile sorun olacaktır. Ki kimse böyle bir yükün altına girmek istemeyecektir.

Fakat benim Bülent Ersoy’a bir önerim var.

Bundan sonra:

-Bir daha kürk almayacağının sözünü versin. Hatta almasın.

-Ve hatta hatta bir daha kürk almayacağına dair bir anlaşma yapsın.

-Elindeki tüm kürkleri satsın.

-Ve bu kürklerden elde ettiği tüm geliri sokak hayvanları için bağışlasın.

-Ve hayatının geri kalan kısmında kazandığı paranın belli bir kısmını hayvanlar için harcayacağına dair söz versin.

-Bir daha kürkün adını anmasın.

-Kürk giyen bir kişinin yanından hızla uzaklaşsın.

-Kürkün adının geçtiği ortamda bir saniye durmasın.

Nereden mi bahsediyorum! Tabii ki Esenyurt’tan.

Miss Uganda yarışması derken şimdi de ayin.

İstanbul değil, sanki Türkiye’de bile değil. Haberlerde izledikçe gözlerime inanamıyorum.

Başka insanlar.

Bambaşka bir dünya Esenyurt.

Oysa ki, trafik olmasa yarım saat sonra Esenyurt’tayım.

Ama sanki başka bir ülke gibi.

Miss Uganda yarışması düzenleyenler şimdi de ayin düzenlemiş. Afrikalıların ayini.

Ben anlamıyorum bu Esenyurt’un geldiği durumu. Anlayan biri bir açıklama yapabilir mi?

Orası hangi ara başka bir memleket oldu?

 

Öykü Çelik, “Yok mini etek” dedi, “Yok etek boyu” dedi, “Yok eğitim” dedi. “Yok o” dedi, “Yok bu” dedi. Saçmaladı. Aldı tepkiyi. Sonra da “Yanlış anlaşıldım” dedi.

Hep aynı ezbercilik. Hep aynı saçmalık. Açıklama yap yap sonra da, “Yanlış anlaşıldım” de.

Biri de çıkıp değişik bir şey söylesin. Biri de çıkıp “Sözlerimin arkasındayım” desin. 

Yok hep aynı.

 

 

Hakan Altun ve Gonca Vuslateri aşk yaşadığı belgelenince birçok kişi “Ne alaka!” demiş.

Yahu bir bırakın insanlar aşk yaşasın.

Aşk güzel şeydir.

İki insan bunu yakalıyorsa hele ki, günümüzde daha ne olsun!

Bırakın insanlar yaşasın, mutlu olsun.

Sonuçta: İkisi de mutlu.

İkisi de heyecanlı.

İkisi de aşk dolu sözler ile birbirini onurlandırıyor.

Daha ne olsun!

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00