Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bazıları “Magazin konuşmaktan daha önemli şeyler var magazin yazma” diyor bana.

İyi de ne yazayım kardeşim. Siyaset mi yazayım?

Kusura bakmayın ama siyaset benim işim değil.

Ki bence zaten anlamayan insanın işi de değil siyaset. Herkes ekrana çıkıp ya da köşelerinden siyaset konusundan ahkam kesmemeli.

Ki maalesef bu ülkenin en en büyük sorunu da: herkesin her şeyi konuşması.

Çoğu insanın her konudan fikri var.

Siyaset, spor, magazin, sağlık. Herkes her şeyi konuşuyor.

Ama olmaz ki!

Ben şimdi olur olmaz siyaset yazsam, konuşsam olur mu Allah aşkına?

Bu işi bilenlere bırakmak lazım.

Benim işim de bu popüler kültür… Yıllardır sokaklardayım.

Hem herkesten hep aynı konuyu okursanız olur mu?

Neyse ben bana, “Memlekette neler oluyor. Sen magazin yazıyorsun” diyen takıma saygımdan üç beş kelam ettim.

Ağzı olan konuşuyor işte…

Evet tamam gerginiz.

Evet sinirliyiz.

Evet bu dönemde ne yapacağımızı şaşırıyoruz….

Ve bizi şu ara bence bir tek magazin rahatlatıyor.

Müzik rahatlatıyor.

Film-dizi rahatlatıyor. Çünkü en kolay yaptığımız şey bu.

Ancak magazin dünyası da çok sıkıcı.

Evet sanatçılar evde.

Ekmek yapıyor, pasta yapıyor, kek yapıyor.

Gece kulüpleri kapalı. Ünlü isimler konser veremiyor evlerinde oturuyor.

Tamam memlekette olay bitmiyor.

Ki memleketi geçtim dünyada olay bitmiyor.

Sevimsiz günlerden geçerken olan bitene de şükür olsun elbet.

Öyle değil mi?

O yüzden popüler kültüre devam. Sarılalım, rahatlayalım.

Eleştiren kişiler gibi gerek sosyal medyadan, gerek ise e-mail yoluyla gelen magazin sorularına da toplu yanıt?

-Hakan Altun ve Gonca Vuslateri aşkı hakkında neden hiç bir şey yazmadınız?

Yazmadım çünkü bu ilişkinin uzun sürmeyeceğini biliyordum. Ki normalde bir aşk dedikodusu çıktığı zaman Hakan ile görüşüp sorar ve doğrusunu öğrenirim. Ama Gonca ile olan aşkını hiç sormadım, sorgulamadım ve bu konuyla ilgili hiçbir şey yazmadım. Çünkü sürmeyeceğini ve gerçekten çok kısa süreceğini biliyordum. Bir ayda başladı ve bitti. Hayırlısı olsun.

-Hande Erçel ile Kerem Bursin arasında bir şey var mı?

E arkadaşlar yani artık bu soruyu sormasanız. Olmaması komik olurdu gerçekten. E var elbet. Hem de pek güzel var. Harika var. Pek de güzel yakışıyorlar. Daha ne olsun! İkili “Evet birlikteyiz” demiyorsa bilin ki, dizinin reytinglerini etkilememek için. Ki hem menajerleri hem de yapımcılar bunun ortaya çıkmasını istemiyordur. Bu ciddi bir taktik.

-Oğuzhan Koç ve Demet Özdemir aşkına ne diyorsun?

Ben aşkı seven biriyim. Ki “Yaşıyoruz bir şeyler. Güzel şeyler” gibi açıklamalar yapana her zaman saygım vardır. Ne güzel yaşasınlar işte. İkisi de genç, ikisi de harika iki insan. Daha ne olsun. Mis olsun, aşk olsun. Uzun soluklu olsun inşallah.

Neredeyse bir seneye yakındır pandemi ile uğraşıyoruz. Sokağa çıkma yasakları, akşam yasaklar, restoranlar kapalı, gece kulüpleri mart ayından bu yana kapalı.

Okullar kapalı.

Çocuklar evden eğitim görüyor.

Birçok kişi işe gitmiyor evden çalışıyor.

Doktorlar son zamanlarda “Duruş bozukluğuna” dair dikkat çekmeye çalışıyor.

“Kas, iskelet rahatsızlıkları diz boyu” diyor. 

Diyorlar da diyorlar.

Ama sadece kas ve iskelet rahatsızlıkları mı?

Ruhsal bozukluklar ne olacak?

Mart ayından bu yana evine ekmek götüremeyen insan var?

Mekanların çoğu iş yapmıyor.

Düğünler yok.

Gelinlik satanlar ne olacak? Düğün yok ki!

Satamıyorlar.

Kuaförler eskisi gibi iş yapmıyor.

Restoranlar ve gece kulüplerini hiç söylemiyorum bile.

AVM’ler açık ama eh işte.

Müzik durdu. Online falan bazı isimler konser yapıyor ama ne kadar?

O da çok zor.

Bazı isimler Mart ayından bu yana şarkı bile söylemiyor.

Yani sadece duruş bozukluğu değil. Birçok bozukluk hepimizin kapısında.

Sinirler gergin.

Obezite kapıda.

Millet sinirden yemek yiyor.

Kilo almayan insanlar kilo alıyor.

Havalar sıcak. Kış daha olmadı.

Bir yandan “Su kesintileri kapıda” deniyor.

Bir yandan “Deprem geliyor” deniyor.

Yani kötülük tellallığı yapmak istemiyorum ama maşallah her şey üst üste geliyor.

Sinirler gergin.

O sebeple akıl sağlığına dikkat etmekte yarar var.

Sakin olun…

Sevdiğiniz şeyleri yapmaya çalışın.

Sizi sinirlendiren, geren şeylerden ve özellikle insanlardan uzak durun. Ve evinizde dahi hoşunuza giden işleri yapmaya çalışan. 

Film mi izlemek izliyorsunuz izleyin.

Yemek mi yemek istiyorsunuz yiyin.

Boş boş oturmak istiyorsunuz oturun.

Sokakta yürümek mi istiyorsunuz yürüyün.

Müzik mi dinlemek istiyorsunuz dinleyin.

Uyumak mı istiyorsunuz uyuyun.

Kitap mı yazmak istiyorsunuz yazın.

Ve geren her şeyden uzak durun.

Çünkü bu durum öyle yarın biteceğe benzemiyor. O yüzden siz siz olun önlemini alın. 

Sadece duruş bozukluğu değil her türlü bozukluğunuzu korumak için sakin olmaya özen gösterin….

 

Malumunuz artık her şeyi online yapmaya başladık.

Zoom görüşmeleri.

Kız isteme faslı.

Kına gecesi.

Altın günü, konserler derken şimdi de festivaller online oldu.

Yılın ilk müzik festivali 14-18 Ocak tarihleri arasında online gerçekleşecek.

Beş gün boyunca canlı yayınlanacak festivalde: Sertab Erener, Ceza, Can Bonomo, Athena, MFÖ, Manga, Cem Adrian’ın da yer aldığı 15 ünlü isim sahne alacak. 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!