Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Öncelikle bir detayı düzelterek yazıma başlamak isterim.

Geçtiğimiz günlerde Nükhet Duru’nun “Duru Olmak” belgeseli ile ilgili bir yazı kaleme almış Ali Kocatepe ve Nükhet Duru arasındaki polemiği değerlendirmişti.

Yazımda özellikle “Bir haftadır takip ediyorum” diyerek çıkan tartışmaları değerlendirdiğimin altını çizmiştim.

Bu hafta sonu belgeseli izledim.

Tam bazı detayları yeniden yazacaktım Nünü’den yani Nükhet Duru’dan mesaj geldi.

Nükhet Duru, “Esinciğim yazında bazı yanlışlar var” dedi.

Evet gerçekten yazımda yanlışlar vardı.

Çünkü ben de izlediğimde gördüm ki, belgesel aslında bahsedildiği gibi Nükhet Duru’nun tüm sanat hayatını değil sadece bir albümün kayıt sürecini anlatıyor.

Oysa ki, keşke bunu Netflix’te özellikle belirtseydi.

Çünkü Netflix’i açıyorsun “Duru Olmak”ın tanıtımında, “Biyografik belgeselde Nükhet Duru, sanat hayatını anlatırken” diye başlıyor.

“Sanat hayatını anlatırken” demesi tüm sanat hayatını kapsadığının mesajını veriyor.

Ki:

“Biyografi Belgeseli” demek adı üstünde “Bir kişinin yaşamını anlatan belgesel türüdür...”

Tamam hadi onlar değil, her zaman olduğu gibi biz hata yapmış olalım ve yazdığım yazıdaki yanlışları düzeltmek isterim.

Kayıtta ben üç demiştim ama izledikten sonra gördüm ki, sadece Teoman’ın stüdyo kayıt görüntüleri Ali Kocatepe’nin izni olmadığı için kullanılmamış.

Sonra “Keşke belgeseli yapanlar izin alsaydı” demiştim. Orada da Nükhet Duru’dan bana gelen özel mesajla öğreniyorum ki, tüm izinler alınmış.

Nükhet Duru, “Tüm hak sahiplerinden yıllar önce çekilmiş fotoğrafların bile fotoğrafçılarından, TRT’den, Erler Film dahil herkesten izin alınmıştır. Hiçbir yetkili kişi izinsiz iş yapmadı tatlım” diyerek açıklık getirdi.

Hatta Nünü, “Belgeseli izlemeden yazmışsın özellikle belirtmek istedim” dedi.

Evet izlememiştim.

Ama izledikten sonra görüyorum ki, keşke daha kapsamlı Nükhet Duru belgeseli izleseydik.

Çünkü üzülerek görüyorum ki, biz bu kayıt çıktığından bu yana Ali Kocatepe-Nükhet Duru polemiği izliyoruz.

Oysa ki, Nükhet Duru’nun anlattığı mevzular arasında ciddi satır araları ve yaşanmışlıklar var.

Neyse ki, bunu da Nünü’ye söylediğimde bana “Nükhet Duru retrospektifi geliyor” dedi.

İşte beklenen sürpriz ve beklenen iş bu.

Daha kapsamlı, daha detaylı olması gerekiyor. Merakla bekliyorum.

Son olarak: “Duru Olmak”ı izlerken şehir görüntülerinden çok sıkıldım. Çok gereksiz olmuş gerçekten.

Nükhet Duru konuşurken ben şehir görüntüleri yerine geçmiş sahnelerden görüntüleri, o güzel mi güzel Nükhet Duru kıyafetlerini, saçını, makyajını daha çok görmeyi isterdim.

Mesela izlediğim “Duru Olmak”ta Nükhet Duru, Ajda Pekkan’ın altında çıkmak üzere bir gazinodan teklif aldığını anlatıyor.

İlk sahneye çıkışı.

Heyecanını, kıyafetini, hazırlanışını. Annesiyle konuşmasını.

Hissediyorsunuz adeta. Çok güzel anlatıyor.

Ve o sahneye çıktığı gün o kadar başarılı oluyor ki, istek üzerine bir şarkısını dört kez okuyor.

Ve haliyle solistin sahneye çıkması gecikiyor.

Yani Nükhet Duru, gazinolarda ve birçok yer de yaşanan mevzuya parmak basıyor.

Diyor ki Nünü, “Başarılı olduğum için kovulan ilk kişi benim sanırım” diyor.

İşte bunun gibi eminim bir sürü anısı ve detayı var Nükhet Duru’nun. Keşke bunları daha detaylı, daha açık anlatsa.

Ki bence anlatmalı…

Kendisi hayattayken, kendi bilgisi ve izni olduğu ölçüde yayınlansa. Süper olur.

Çünkü Nükhet Duru her zaman kırmadan, incitmeden öyle güzel anlatır ki, siz anlarsınız zaten.

Karşı taraf anlar.

Bu sebeptendir ki, Nükhet Duru’nun 'Retrospektif'ini merakla bekliyorum.

 

1-Tabii ki Ajda Pekkan. Mutlaka ama mutlaka yapılmalı. Ajda Pekkan bunu en detaylı şekliyle kendi izni olarak hazırlatmalı. 

2-Sezen Aksu’nun mutlaka bir belgeseli olmalı. En detaylı, en bilinmeyen konulara direk dalış yapılmalı.

3-Kenan Doğulu’nun mesela mutlaka ama mutlaka yapılması gerekiyor. Çünkü Kenan gerçekten sahnelerin sihirbazı. İnsanları eğlendirme konusunda adeta bir sihirbaz. Her türlü detayı merak ediyorum.

4-Keşke Ferdi Özbeğen yaşarken bir belgeseli olsaydı. Tüm detayları ile birlikte.

5-Seyfi Dursunoğlu’nun bir filmi geliyor. O bile yeterli olacak. Ama keşke daha kapsamlı bir belgeseli de olsaydı. 

 

 

 

Pazar günü Gizem’in Alev Gürsoy’a verdiği röportaj vardı.

Her satırı çok güzel ve keyifliydi.

Ancak bir detaya özellikle bir kez daha dikkat çekmek isterim.

Nedir: Kilo!!!

Bakınız Gizem, “Şişman insanlara diyet tarifi vermekten ‘Yüzün çok güzel zayıfla’ demekten lokmasını saymaktan doktor önermekten vazgeçin. Ben şişmandım ve bu benim problemimdi. Özgür ve hür iradesiyle isteyen istediğini giyer. Bikini giydiğimde gülüyorlardı. Çocukken sırf şişmanım diye benimle oynamadıklarını biliyorum” diyor.

Gerçekten bunları her defasında birileri anlatırken utanıyorum.

Yapmayın, etmeyin…

Defalarca yazdım yine yazıyorum.

Size ne arkadaş!

İsteyen zayıf takılır, isteyen kilolu.

Bi salın insanları. Allah aşkına bu baskı, bu taciz nedir?

Bu da tacizin bir başka türü. Ve maalesef en kötüsü.

Yeter!!!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!