Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Öncelikle şiddete son derece karşıyım.

Öncelikle mahkeme sonuçlanana kadar kadının beyanı esastır.

Bunu sürekli yazmama gerek yok; ki beni yıllardır takip edenler bilir.

Ki doğrusu da budur.

Ancak bazı şeyler vardır ki, insanın inanası gelmiyor. İnanmak istemiyor.

Yerine koyamıyor.

Mesela Özcan Deniz’in şiddet uygulaması gibi.

Feyza Aktan birçok kez Özcan Deniz’in onu dövdüğünü iddia ediyor.

Ben de gerçekten inanmak istemiyorum.

Bu konuyla ilgili merak edip soranlara da direkt verdiğim yanıt “Gerçekten ben de inanamıyorum” oluyor.

O durumdayım.

Ama şöyle bir gerçek var ki, dört duvar arasında ne yaşanır bilinmez.

“Asla yapmamıştır”, “Evet kesinlikle yapmıştır” bu durum için konuşamıyorum.

Ki bazı durumlarda kesin konuştuklarım vardır.

Tabii ilişkilerin ve evliliğin bazı dinamikleri vardır.

Onu da bilemeyiz.

O yüzdendir ki, sadece soranlara ya da konu açıldığında “İnanmak istemiyorum” diyorum.

Üç-beş gündür Serenay Sarıkaya'ın adı Haldun Demirhisar ile anılıyor.

Bu haber sonrasında da birçok mesaj aldım “Esin doğru mu bu gerçekten?” diye.

Bana gelen mesajlar sonrasında “Yok asla doğru değildir” dedim.

Aynı kişiler Cem Yılmaz ile ilişkisi çıktığında da sormuşlardı. Onlara da, “Cem ile doğrudur” demiştim.

Serenay'la da haberi yalanladığı gün mesajlaştık. O da isyan etti.

Şahsen ben pek kondurmuyorum ama dediğimiz gibi gönül işleri belli olmaz.

Sadece söyleyeceğim şudur ki, Serenay Sarıkaya’nın mesajında da yayınladığı gibi  “Genç kadınların sanki adamlardan bağımsız var olamayacakları düşüncesi çok çirkin” lafına son derece katılıyorum.

Öncelikle bir kadın ile bir adam arkadaş olabilir, yemeğe gidebilir. İlla ki, aşk vardır diyemeyiz.

Ve bir kadın güçlü bir adam olmadan da tatile gidebilir, alışveriş yapabilir, üstüne başına bir şeyler alabilir.

Bunu artık bir kabul etsek.

Şahane olacak.

 

Hani marka çantaları, ayakkabıları, saatleri, tatilleri ile hava atan bir güruh var ya..

İşte o güruh şu ara şu durumda:

-Aşı olacağım, bir tanıdık buldum.

-Torpilim var aşı yaptırıyorum.

-Aaa asla Sinoooo yaptırmammm… Biooo olacağım şekerim.

-Aaaa sen Sino mu oldun… Çok banalsin.

-Bak Bio ol mutlaka aman ha!

-Bilmem kim torpil bulmuş aşı olacakmış. Benim de acilen torpil bulmam lazım…

Diye diye susmuyorlar.

İnanın utanıyorum şu satırları yazarken. Ama gerçekten bunları kulaklarımla duyuyorum.

Hatta birileri “Bilmem kim böyle söyledi” dediğinde “Yok ya dalga geçmiştir seninle” diyorum.

Ve yine birileri adına utanıyorum.

Komiktir ama bazıları gerçekten aşı ile hava atıyor.

Arkadaşlar, kardeşler, ablalar, abiler bi durun. Bakın size durmak ve düşünmek için harika bir zaman.

Mübarek Ramazan'dayız.

Az biraz düşünün!

Yaptığınız doğru mudur? Etik midir? Ahlaklı mıdır? Kendiniz misiniz? Siz kimsiniz? Nesiniz? Nedensiniz?

Neden böylesiniz?

Bence gerçekten kendinize bir iyilik yapın ve az biraz düşünün bakalım şu yaptığınız şeyin saçmalığını.

Eminim o zaman kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Artık korona insanları var günümüzde.

Yani “Koronadan sonra ve koronadan önce” diye ayrılan hayatlarımıza “Korona insanları” da dahil oldu.

Şöyle ki: 

Bir kesim: “Aman korona var sakın bana dokunma” derken.

Bir kesim de, “Yahu bir şey olmaz gel sarılalım” diyor.

Yani ortası yok.

Ya ciddiye alanlar, ya da hiç ciddiye almayanlar var.

Ciddiye alanlar, “Evlerinden çıkmıyor, çok az insanla görüşüyor”, ciddiye almayanlar ise partiden partiye dolaşıyor.

Hatta parti kovalıyor.

Hatta, “Bana gelsene”, “Sana geleyim mi?”, “Hadi evlerde toplaşalım” durumunda sürekli arayıştalar.

Hal böyle olunca da…

Yasaklar, yasaklar.. Kaçınılmaz…

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00