Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

“İnanmak istemiyorum” demiştim Özcan Deniz’in ayrıldığı eşi Feyza Aktan’ın “Şiddet gördüm” iddialarına.

Hatta bana soran birçok kişiye “Ben inanmıyorum “dedim.

En son Feyza Aktan’ın yaptığı açıklamalarda da bir an için “Acaba” dedim.

Hatta “Bak sen inanmıyorum diyorsun ama yapmış işte. Kız çıkmış paşa paşa anlatmış” diyenler de oldu.

Ben de “Dört duvar arasında ne yaşandı bilinmez elbet. Ama ben yine de inanmak istemiyorum. Özcan’ın yapacağını düşünmüyorum” diyerek iddia ettim.

En son bazı görüntüler yayınlandı.

Feyza Aktan’ın oğlu ile ilgili.

Bakıcının anlattıkları falan derken.

Feyza Aktan enteresan düşünceler bıraktı kafamda geride.

Ki gördüğüm, hissettiğim şudur ki, kendisi hakkında, “İstediğini elde etmek için oğluna ve keza Özcan Deniz’e soğukkanlı bir şekilde psikolojik şiddet uyguluyor...” dendi.

Yapmayın hanımlar, beyler. Yapmayın.

Dünyaya getirdiğiniz çocuklarınızdan sorumlusunuz.

Lütfen onları geleceğe güzel hazırlayın.

Böyle kendinizi düşünerek kendi psikopatlığınıza çocuklarınızı alet etmeyin.

Yazıktır günahtır.

Bakın dizilerde izliyoruz.

Babaları ve anneleri ile sorunlar yaşayan çocukların geldiği noktayı.

Eğer sizler de dünyaya getirdiğiniz çocuklarınızın ileride mutsuz bireyler olmasını istemiyorsanız ona göre davranın.

Eğer yapamayacaksınız çocuk dünyaya getirmeyin.

Yazık!!!

Feyza Aktan meşhur olmak istiyordu. Ünlü olmak istiyordu, belli ki sevmiş de. Özcan Deniz ile evlenmiş.

Ama gelinen nokta sevimsiz.

Ben anlamıyorum gerçekten.

Özcan Deniz ile Feyza Aktan’ın acilen bu olaya çocukları için son vermeleri gerekiyor.

-Dil, din, ırk savaşı bitmiyor.

-Çocukların gözyaşı dinmiyor.

-İnsanlar mutsuz.

-Duygu, mutluluk hissiyatı yok.

-Heyecan yok.

-Ruhumuza hitap eden, iz bırakan şarkı yok.

-Güzel anılar birikmiyor.

-Güzel fotoğraflar çekemiyor.

-Acı kat ve kat katlanıyor.

-Korona illeti etrafımızda kol geziyor.

-Anamıza, babamıza sarılamıyoruz.

-Evlerimizden çıkamıyoruz.

-Özgürce hareket edemiyoruz.

-Vicdansızlık kol geziyor.

-Menfaatler ön planda tutuluyor.

-Koltuk sevdası son bulmuyor.

-Üretemiyor.

-Hiç bir güzel ana tanıklık edemiyorken nasıl sevebilirim bu çağı…

21’inci yüzyılda hala kan ve zulmün başrolde olduğu bir döneme tanıklık ederken nasıl bayramı sevinçle kutlayabiliriz ki!!!

Günlerce, aylarca eve kapanalım… Kusura bakmayın ama bunun bir çözümü var.

Sonu var.

Ama vahşetin, dil, din, ırk savaşının çözümü yok, olmuyor, olamıyor…

Bitmiyor, bitemiyor.

Çocuklar ölüyor.

Masum insanlar ölüyor.

Onların yaşadığı vahşeti hissetmemek mümkün mü?

Her neye inanıyorsak bu vahşete karşı sessiz olmak mümkün mü?

Koronaymış, hastalıkmış. Evet bu yüzden de insanlar ölüyor. Kayıplarımız çok. Ama bunun da sonu gelecek. Her salgının sonu geldiği gibi.

Ama bu kirli oyunların!!!

Ülkelerin kirli politikalarının sonu var mı? Gelecek mi sizce?

Çocukların gözyaşı bir türlü dinmiyor.

Vahşetin dil, din, ırk, kavgası bitmiyor.

Ve buna hala bir çözüm bulunamıyor.

Büyüklerimiz, “Yeter artık çocuklarımız yaşamasın” diye feryat etti.

Ama bakın yaşıyoruz.

Bizler de en fenasını görüyoruz bu acıyı hissediyoruz.

Ve bizlerin çocukları da yaşayacak.

Ve onlar bu vahşetlere tanıklık edecek. Eğer böyle devam ederse.

Asla son bulmuyor bu illet.

Koronadan değil bu illetten korkmamız gerekiyor.

Ve bunun için artık kesin bir çözüm bulunması gerekiyor.

Yeter!!!

Çocuklar ölürken nasıl bayram neşesi olabilir soruyorum size?

Nasıl?

Düşünün korona illeti hayatımıza girdiğinden bu yana ailemizden, sevdiklerimizden uzağız.

Sarılamıyoruz, öpemiyoruz, göremiyoruz.

Bir de çocuk yaşta vahşetin içinde kalıp onlardan tamamen koptuğumuzu düşünün.

Şu korkunç korona günlerinde bu acıyı yaşarken bir de o çocukları düşünün.

Büyük sınavların yaşandığı günlerden geçerken herkese etraflıca düşünmesini ve dil, din, ırk söyleminin yok edilmesini temenni ediyorum.

Bu bayramda bir kez daha oturup etraflıca düşünmeye davet ediyorum sizi.

Umudumu her daim taze tutmaya çalışıyorum elbet.

Zor olsa da, kaybetmemek için uğraşıyorum. Size de tavsiye ederim. Öncelikle:

-Sağlık diliyorum.

-Ardından kocaman ve hiç bitmeyecek bir sevgi.

-Vicdan olmazsa olmaz.

-Merhamet lütfen herkese..

-Küçüklere bol bol sevgi verilmesini, büyüklere de saygı gösterilmesini istiyorum.

-Dil, din, ırk ayrımının tamamen yok olmasını nasıl çok istiyorum bir bilseniz.

Bu sebeptendir ki: Öncelikle küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öperim. İyi bayramlar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00