Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tabii şu an Alaçatı'dayım ancak buraya gelmeden tam da bir gün önce İstanbul gece hayatının klasikleşmiş iki mekanına uğradım.

Biri boğaz hattının en güzel mekanlarından Sortie, diğeri de 45 yılını devirmiş Aztek.

Sortie uzun zaman sonra yenilikler ile sezonu başladı. İşletmeci Ergun Yıldız ile anlaştı ve mekanı da yeni dükkanlara açtı. Kapıdan girip merdivenleri iner inmez hemen solunuzda, tasarımcı Hakan Akkaya ürünlerinin yer aldığı bir vitrinle karşılaşıyorsunuz. Biliyorsunuz Hakan dünya starlarını giydiriyor. Mekanda da parlıyordu...

Ve vitrinin hemen sağında da Berksan ve Hande Yener'in ortak olduğu Ello yer alıyor.

Ello bir Lübnan mutfağı. Ben de o gece yemeğimi orada yedim. Baharatlı mezeleri seviyorsanız kaçırmayın derim.

Bu arada Berksan ve Hande Yener sürekli mekanda ve ilgililer. O gece Hande konserde olduğu için gelemedi ancak Berksan konukları ile tek tek ilgileniyordu.

1 Ağustos Pazar günü de Happy Hour ile sevenleriyle ikinci kez buluşacak ikili saatler 19.00'u gösterdiğinde.

Mekanın içinde, Ello, Kaşıbeyaz, Balıkçı Yılmaz ve K-aset isimli mekanlar yer alıyor. Boğazın en güzel mekanlarında olan Sortie bu yaz kendinden çok söz ettirir ettirmesine.

Ancak ben artık daha ferah, daha açık, daha yenilenmiş bir Sortie görmek istiyorum. Eskisi gibi. Geçmişte olduğu gibi güzel anılarımıza güzel anılar katmak istiyorum boğazın incisinde. Çünkü mekan inanılmaz güzel ve keyifli. Ki Ergun Yıldız bu konuya kesinlikle el atacaktır. O zaman Sortie eski günlerdeki gibi parlar.

Ve Aztek

Ah Aztek.

Paylaşım yapar yapmaz "Neeee Aztek açık mı?" soruları ile mesaj kutum kilitlendi.

45 yılını devirmiş Osmanbey'in arka sokağında, apartman dairesinin en altında bulunan bu mekanı ya seversin ya da hiç sevmezsin. Seveni çoktur, sevmeyeni de ne yapar eder gider.

Çünkü değişik bir duruşu var.

Benim için önemi ayrı büyük. Bir kere çalışanları oranın sahipleri. Yani patronculuk oynamadıkları gibi müşteriyi itina ile seçiyorlar. Eğer bir müşteri bir başka müşterinin canını sıkıyorsa hemen müdahale ediyor bir daha almıyorlar.

Öyle kuralları var. Yıllardır.

Kendileri her müşteri ile tek tek ilgilenip bir de hiç durmadan çalışıyorlar. Yani bir köşeye oturayım, bakayım keyfime, birilerini çalıştırayım demiyorlar.

Sonuçta Aztek eski haliyle yine duruyor. Bu mekan dekor değiştirse de hiçbir şey fark etmez. Çünkü müdavimi oraya müzik dinlemeye, keyif almaya ve sucuğa ekmek banmaya gidiyor.

Ve tabii ki, Aztek'te sucuğa ekmek banmadan da çıkmadım.

Size de tavsiye ederim.

Ve en büyük istediğim hayatın artık gerçekten normale dönmesi...

Tüm mekanlarında "Acaba Eylül'de kapanacak mıyız?" korkusu olmadan sabaha kadar müzik yayını yapıp çalışması.

Hani şu meşhur app'ler var ya; "Yok beni kim takip etti", "Yok beni kim takipten çıkarttı", "Yok beni kim stalk'ladı" gibi uzayıp gidiyor.

Benim o app'lerden hiç yok, olmadı da.

Hatta fake hesabım bile yok. Eğer birini stalk'lamak istiyorsam girip bakıyorum. Ne var yani. Merak ettim baktım diyorum.

Çünkü o tarz yalan dolana ihtiyaç duymuyorum. Çünkü öyle mükemmel bir okuyucum ve takipçim var ki!!!

Sağ olsunlar beni her şeyden haberdar ediyor.

Mesela önceki gün "Mehmet Dinçerler sizi unf'lamış dün ki yazınızdan sonra olsa gerek, ediyordu ondan önce çünkü" tadında bir mesaj aldım.

Baktım gerçekten takipten çıkartmış Mehmet.

Canı sağ olsun. Alışkınım ben böyle. Ünlü erkeklerle ya da ünlü kadınlarla birlikte olunca değişimlere.

Hadise ile ilgili yazı yazdım ya... Bekliyordum elbet.

Zamanında Hakan Sabahcı'yı da uyaran bir yazı yazmıştım. O da beni takipten çıkartmış, küsmüştü. Şimdi yaşadıkları ortada. Allah yardımcısı olsun.

Tabii Mehmet ile Hadise arasında asla böyle şeyler olmaz ancak mevzu beni takipten çıkartması değil. Mevzu okuyucunun çok dikkatli olması.

Bravo size!!!

Ha tabii...

Hadise bu...

Aşk bu. Belli olmaz!!!

Hemen böyle güvenip dostlarını, arkadaşlarını kırmaya değmez.

Benden sana dost tavsiyesi der konuyu kapatırım...

Demet Şener, Özdemir Asaf'ın "Bakarken doyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?" şiirini paylaşınca Posta'dan arkadaşım Halil Kalmuk da arayıp sormuş.

Demet de "Allah kimseyi aşksız bırakmasın" demiş.

Amin gerçekten bırakmasın.

Aşk güzel şey..

Keyifli şey.

Ancak hastalıklı bir duruma düşürürse de hiç çekilmez.

Öyleleri var ki, aşık ama karşı taraf istemiyor diye hayatını cehenneme çeviriyor. Bunun adı aşk olacaksa olmaz olsun daha iyi. Aşk dilerken de güzel dilemek gerek.

Memlekette "Aşk" adı altında kadınlar ölüyor. Maalesef bazı kadınlar şiddete uğruyor ve açıklamasında da "Beni seviyor ondan dövüyor" diyor.

Olacak iş mi?

Aşk böyle bir şey değil. Aşk mutluluktur, huzurdur. İki insanın birbirine saygısıdır. Gitmek isteyeni de durdurmamakta. Aşk özgüven ister.

Ve gerçekten bakmaya, koklamaya doyamazsın aşık olduğun kişiyi.

Ki ayrıca aşk illa ki, karşı cinse duyulan duyguda değildir.

Çiçeğe, böceğe, ağaca, kediye, köpeğe de aşk olur.

Yani güzel insanlar aşık olur, sever... Ve kıyamaz...

O yüzden aşkı dilerken iyi dilemek gerek. Doğru insanı dilemek gerek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00