Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dile kolay pandemi döneminde evlere kapandık. Sokağa çıkma yasakları, sevdiklerimizden ayrı, gayrı derken bir buçuk yıl birçok şeye hasret kalındı.

Hatta kapılarını açamayan sektörler oldu.

Haziran itibariyle de kademeli normalleşmeler yaşamaya başladık başlamasına da her şey çok hızlı gelişiyor.

Tatilci "Orada da olayım, burada da olayım. Oraya da gideyim, buraya da gideyim. Saatler 00:00 olmadan hızla eğleneyim" kafasında.

Şu anki, durumu size şöyle özetleyebilirim.

-Deniz, kum, dağ, tepe, çayır çimen tıklım tıklım.

-Bir kesim asla eve girmek istemiyor.

-Bir kesim asla uyumak istemiyor.

-Hatta sürekli eğlenmek, içmek ve yemek yemek istiyor.

-Hani bir kesim yılda bir ya da iki kez tatil ve eğlenceye gider. Hatta "Yılda bir kez eğlenme hakkım var onu da yılbaşı gecesi kullanayım" der ya... Eh işte son 15 günden bazıları her günü yılbaşı gecesi gibi yaşıyor. İnsanlar sanki bir daha eğlenmeyecekmiş gibi eğleniyor.

-Yıllardır görürüm, yazarım. Yılbaşı gecesi çoğu kişi "her şey dahil" diye diye alkolün dozunu kaçırır. Daha saatler gece yarısını olmadan yeni yıla giremeden tuvaletten çıkamaz. Ya da kafası tabağın üzerine düşer ya. Eh işte aynen öyle manzaralar yaşanıyor.

-Saatler daha 22.00 olduğu sırada sarhoş olan ve kucaklarda taşınan insanlar var.

-Kimisinde kondisyon çok azalmış. Hatta sıfır. Çok çabuk enerji tükeniyor.

-Çoğu insan şu durumda; Gezeyim, yiyeyim, içeyim, eğleneyim zaten Eylül Sonu kapanırız.

Kısacası özetlemeye çalıştığım şudur ki, müzik saatinin kısıtlamasına yetişmek için hızlı eğlence turu bünyeleri sarmış durumda.

Kimi bünye "Kaldıramıyor", kimisi de "Devam" diyor.

Ve sonuç; bunlar hep pandemi etkisi...

Ben daha önce böyle bir yaz görmedim...

Hayatımda ilk kez bu mevsim oldu daha Bodrum'a ayak basmadım.

Bu hafta gideceğim inşallah ancak Bodrum bu sene beni korkutuyor.

Çünkü:

1-İnsanlar çok süslü.

2-Akşam yemeğe giderken insanlar fön falan çektiriyor.

3-İnsanlar sürekli topuklu ayakkabı ile geziyor.

4-Çok makyaj yapıyorlar.

5-Çantalar, ayakkabılar her kıyafete göre değişiyor.

6-Bir kesim davet davet dolaşıyor.

7-Türkler aralarında bir yabancı olmasa dahi sürekli İngilizce konuşuyor.

8-Sanki bir kesim asla denize girmiyor.

9-Ateş pahası fiyatlar milletin dilinde.

Diye diye uzuyor korkularım.

Çünkü Alaçatı'da....

Saçına fön çektirmek zorunda değilsin.

Topuklu ayakkabı giymek hiç zorunda değilsin.

Gündüz denize girmiş üzerinde tuzlu su, geçir üzerine bir şort, bir gömlek dışarıya çıkabilirsin.

Her keseye, her lezzete, her kulağa göre müzik keyfinden uzak kalmadan en popüler mekanlara gidebilirsin.

Ve çok lezzetli yemek yiyebilirsin.

Daha ne olsun...

"Neden sürekli Alaçatı'dasın" diyenlere selam olsun.

Fakat bu iki hafta bir Bodrum'a bakıp çıkacağım.

Sonra da köyüme tekrar döneceğim...

O ayrı!!!

 

 

Bugün bayram...

Öncelikle çocukların gözlerinden. Büyüklerin ellerinden öperim.

Bayram zamanı kavga edilmez.

Bayram zamanı küslük olmaz.

Bayram zamanı huzursuzluk olmaz.

Bu yüzdendir ki;

-Bol bol okuyun.

-Bol bol müzik dinleyin.

-Bol bol dostlarınız ile zaman geçirin.

-Bol bol denize girin.

-Bol bol ense yapın.

-Bol bol gülün.

-Bol bol sevdiklerinize sarılın.

Hatta savaşmayın, sevişin...

Öncelik huzur... Gerisi gelir. İyi bayramlar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00