Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekranlar şenlendi.

Yeni yüzler gelmeye başladı. Show TV'de yeni başlayan "Bir Baka Güzel"de onlardan.

Modacı Raşit Bağzıbağlı, Emina Jahoviç ve Bige Daruga var jüride. Sunucu ise Esra Eron. Önceki gün oturdum baştan sona izledim. Değişik ve farklı. Ben tabii arkadaş kontenjanından baktım az biraz. Özellikle Bige ve Esra'ya. İkisine de bayılırım. Esra işinde acayip başarılıdır. Ekranlarda daha sık görünmesi gereken isimlerden.

Bige Daruga ise gizli ekran yüzlerinden. Kim düşündüyse bravo. Gerçekten Bige önümüzdeki zamanlarda daha da kendini gösterecek yeni başlıyor diyorum size.

Normal hayatında gizli bir şovmendir. Girdiği ortamı hemen değiştirmeyi başarır. Süper bir karakterdir. Sohbeti, muhabbeti, tespitleri on üzerinden ondur. Modadan da aşırı iyi anlar. Gözü süperdir.

Raşit'e laf yok. İşinin ehli, ustası. Moda konusundaki yorumları aşırı önemlidir. Emina Jahoviç'i de farklı bir renk olmuş. Yani kısacası ben bu ekibi çok sevdim. Renkli, farklı, değişik ve heyecanlı. Daha ne olsun.

"Bir Başka Güzel" parlıyor. Öyle ki, ekranlar biraz gergin malum. Gerginlik diz boyu. Bu sebeptendir ki, renkli, hareketli, cıvıl cıvıl işleri beğeniyorum.

Uzun soluklu olsun. Daimi olsun.

Show TV'nin böyle farklı projelere ve insanlara kapı açmasını da aşırı beğeniyorum. En azından takılıp kalmıyor bir noktaya.

Moda dünyasında çözemediğim çok şey oluyor elbet. Sorgulamayı da bıraktım bazı kıyafetler, ayakkabılar, çantalar için falan. Ancak, Belçim Bilgin'in giydiği pantolonu çözemediğim, çözemeyeceğim. Ortasında bir pencere açık. Nedeni belli değil. Şimdi de bu sirayet edecek Allah'ım kurtar derken Özge Ulusoy'un üzerinde gördüm.

Şort desen şort diyemeyiz. Pantolon desen pantolon da denemez.

E ne diyeceğiz. Üstü Şişhane, altı kaval.

Evet öyle. Belli değil güzel desen vallahi de değil.

Seksi desen o da değil.

Ben çözemedim, çözemiyorum. Ancak şunu çok iyi çözüyorum ki, önümüzdeki günlerde sosyal medyada maalesef bu ne olduğu belli olmayan kot pantolonu göreceğimiz kesin.

Ancak kusura bakmayın ama çok kötü bir moda parçası. Hatta kötü ötesi. Benden söylemesi.

Ne oluyor yahu!!!...

İtalyanlar ile aramızda bir şey oldu da benim mi haberim yok?. Can Yaman sonrası Kerem Bursin'e çığlık kıyamet tüm İtalyan kadınları. 
Ben anlamadım bu işi. Anlayan varsa bi anlatıversin.

Yıllardır bilinen İtalyan erkeği sözünün yerine Türk erkeği lafı mı geçiyor İtalya'da. Harbiden neler oluyor?

Ya da bizim Türk erkekleri sırasıyla bi gidiversin İtalya'ya bi bakalım. Belki tüm Türk erkeklerine böyle çığlık kıyamet edecekler belli mi olur?

 

 

Tayfun Topal tam bir mekan sihirbazı. 

Yaptı mı yapıyor. Farklı mekanlar yaratmaya bayılıyor. Şimdi de eski People yerinde Ginza'yı açtı. Daha yeni gidebildim bayıldım. Tayfun Topal artık bu işi tamamen çözmüş. Farklı mekanlar oluşturmaya bayılıyor.

Ginza'nın menüsü Uzakdoğu’dan Latin Amerika’ya uzanan bir yelpazede suşi, et ve deniz ürünleri ağırlıklı. 
Ginza’nın bahçesi yaz-kış kullanılacak, yağmur ve soğukta kapanacak şekilde tasarlanmış. Yurtdışından tropik ağaçlar, kaktüs cinsleri getirtilmiş. Tabaklar Kütahya’da bir seramik ustasına yaptırılmış. Tayfun bugüne dek yapılmamış bir konsept yapmış. Dekorasyonu harika. Kendinizi Tulum da hissediyorsunuz.

DJ kabininde şahane müzikler yapan bir kadın var.

Daha ne olsun. Yer bulabilirseniz mutlaka gidin derim. 

 

Malumunuz yaz bitti bitiyor. Elinizi çabuk tutun sahil kesimlerine, denizin kenarına, Boğaz'ın güzelliğine bırakın kendinizi.

Ben biraz üşüsem de öyle yapıyor, kendimi denizin, Boğaz'ın güzelliğine bırakıyorum. Özellikle deniz kenarında hiç gitmediğim mekanlara gidip keşfetmeye çalışıyorum. Geçen hafta da "Geç olsun, güç olmasın" kontenjanından Sortie'nin içindeki Balıkçı Yılmaz'a gittim.

Adını çok duydum. Yıllardır çok kişi tavsiye ediyor. Sarıyer Rumelikavağı'nın meşhuruymuş. Ancak yeni gidebildim. Çeşitli balık restoranlarında komilik, garsonluk, aşçılık yapan Yılmaz Malkoç'muş sahibi. Ben de o gün tanıştım. Hiç tanımıyordum kendisini. Daha sonra kendi adıyla bu mekanı açmış. Sortie içindeki de ikinci şubesiymiş.

Patron olmuş meğer ama hala çalışan gibi. Ben böyle insanlara çok saygı duyuyorum. Özellikle de bahsetmek istedim.

İşinin her an başında. O gün gözlemledim masa masa dolaştı, herkesle tek tek ilgilendi. Aşçısı, garsonu, kapı karşılaması, uğurlaması da kendisi. 

Memlekette böyle insanlar yok değil. Çok var. Öyle mekanlar var ki, içeriye girersiniz çalışan zannedersiniz. Ama oranın patronudur. Yılmaz Bey de onlardan. Özellikle geçirdiğimiz sevimsiz pandemi döneminde en çok yara alan yeme-içme sektörü ayakta kalmaya çalışıyor. Zor geçen koşullarda işini hakkıyla yapan herkesin ellerine sağlık. 

Mezeleri de pek şahaneydi. O gün konsere geçeceğimiz için çok fazla bir şeyler yiyemedik, zaman geçiremedik ama merak edenlere tavsiye ederim. Gidip deneyimleyin derim. 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00