Güle güle Tunç
Cuma akşamı uçaktan iner inmez telefonumu açtım. Instagram'da bir fotoğrafımın altına tanımadığım bir kişi, "Tunç Kökkaya hayatını kaybetmiş doğru mu?" diye bir cümle ile nefesim daraldı.
İlk önce birinin dalga geçtiğini düşündüm. Hatta Tunç'u arayacaktım. O derece inanmadım.
Sonra kendi ailesini hiç bilmediğim, duymadığım fakat Tunç'un en yakın ailesi olan Özgür Aras'ı aradım. Telefonu yeğeni açtı. Sesi korkunç kötüydü. İlk sözüm, "Ne yani doğru mu?" oldu.
Çünkü inanamadım. Öyle kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. Garip bir his. Ve maalesef son yıllarda çok yaşamaya başladım. Büyükler, "Cenazeler çoğaldıkça yaşlandığı anlarsın" derdi. O sözü son yıllarda maalesef anlamaya başladım. Artık dostlarla daha sık cenazelerde buluşmaya başladık. Ve evet Tunç Kökkaya'nın üç gün önce rahatsızlığı nüksediyor. Ve bir anda da hayatımızdan göçüp gidiyor.
Sessiz, sedasız. Kimseyi yormadan, incitmeden üç gün içinde.
Ve gerçekten sektörde herkes şok oluyor.
Çünkü bu sektörün vazgeçilmez, olmazsa olmaz isimleri vardır. Tunç Kökkaya onlardan biriydi. Tunç'u tanıdığımda sanırım 20'li yaşlarımdaydım.
Bilmişti, her konuda bir fikri vardı. Öyle her şeyi beğenmezdi. Böyle sevmediği, beğenmediği kişiye alttan alta bakardı. Gözlerini böyle süzerdi. Anlardınız hemen. Vizyonu vardı. Elini değdiği şeyi güzelleştirirdi.
Ama olmazsa olmazdı. Fikri, beyanı, düşüncesini önemserdiniz ister istemez. Çünkü sonunda doğru çıkardı.
İlk Cenk Eren, sonra Nükhet Duru, Deniz Akkaya ve en son da Deniz Seki ile çalıştı.
Ve yine birçok dükkanın da işletmeciliğini yaptı.
Aslında bu sektörde birçok kişinin her şeyi oldu da diyebilirim. Bir dönem Tunç'un evinde yapılan "Pazartesi yemeklerinde" kimler yoktu ki!!!
Güzel anılar birikti. Güzel zamanlar geçti. Ama Tunç zamansız, bir anda yok oldu gitti.
Güle güle Tunç. Nam-ı diğer "Annane" huzur içinde uyu. Mekanın cennet olsun.
Geçmiş anıların konuşulduğu, anıların tazelendiği zamanlarda hep adın anılacak.
Her mevzuda olacaksın bunu bil.