Kim bu Melike Şahin?
Meğer, benim de sevdiğim "Tutuşmuş Beraber" şarkısının sahibiymiş.
Meğer, uzun yemek masalarında sohbet edip, efkarlandığımız gecelerin misafiriymiş Melike Şahin. Şarkısını biliyor, sesini tanıyor ama kendisini tanımıyordum.
Ta ki, Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde Cem Yılmaz kalkıp göbek atana kadar.
Ta ki, Cem Yılmaz ile adı aşk dedikodularına karışana kadar.
Ta ki, Kaan Yıldırım, Pınar Deniz aşkı el ele belgelene kadar.
Ta ki, Serenay Sarıkaya sevgilisi Umut Evirgen ile gidene kadar.
Ta ki, konserleri dolup taşana kadar.
Ne güzel.. Alternatif yeni insanların salonları doldurması şahane bir şey.
Ki bence bu tamamen korona döneminde oldu. Yani insanların evlerine kapandığı, yeni arayış içine girildiği günlerde oldu. Yeni insanlar, yeni sesler, yeni tınılar, yeni duygular keşfedildi. Ve bunların peşinden koşuldu.
Melike Şahin de kesinlikle o dönemin keşiflerindendir.
Bilindik insanlardan, bilindik sözlerden, bilindik ezberlerden uzaklaşıldı.
Her zaman söylüyorum. Geçmiş döneme takılı kalırsan tökezlersin. Yeni hedeflerin, yeni insanların, yeni fikirlerin peşinden koşmak gerek.
Ve Melike Şahin de yeni bir soluk, yeni nefes, yeni heyecan. Ve şimdi de kendisi tam da popüler kültürün göbeğine yerleşmiş. Her ünlü konserine akın ediyor. Bu yolda ya düşecek ya da zirveye çıkacak. İnce bir çizgide.
Ki kendisi de Armağan Çağlayan'ın programında bunu anlatıyordu. Popüler kültürün içinde yaşadığı duygulara, farklılıklara alışmaya çalışırken kendi durduğu çizgiden de ödün vermeme kaygısı içindeydi.
Öncelikle müzik türünü, "Akdeniz Arabesk" olarak yorumladı Melike Şahin.. Ki o da bana olur. İşin içinde arabesk olsun da ne olursa olsun diyenlerden olduğum için fark etmiyor benim için. Müziğini, sesini, yorumunu sevdim.
Pop, caz, alaturka sonrası illa ki arabeske güzel gider..
Diğer bir husus tanınma mevzusu ki şu ara çoğunluk birbirine, "Melike Şahin kim?", "Melike Şahin'e bilet arıyorum", "Melike Şahin bu kadar popüler mi, bütün ünlüler gidiyor" diye diye soruyor.
Ki kendisi de bu değişim ile uğraşıyor belli ki; programda "Maçka Parkı'nda erkek arkadaşım ile oturuyordum. Bir şeyler yiyordum. Biri geldi fotoğraf çektirmeye 'Şu anda yemek yiyorum çektiremem' dedim diyerek" kabul etmediğinden bahsediyordu.
Olur pek tabii kendi tercihidir. Ben pek takılmam. Ama Melike Şahin'e bir tavsiye. Bizim insanımız takılır.
Öyle ya da böyle takılır.
O "Hayır" sana yarın, döner dolaşır gelir benden söylemesi.
Bizim insanımız bunu sevmez.
Bugün "Hayır" dersin.
Bir daha "Hayır" dersin.
Sonra bir kez daha "Hayır" dedin mi işin rengi değişir. Benden söylemesi...
Sonrasında bir bakmışsın ki, sen ne kadar güzel işler yapsan da bizim millet o bölüme takılmış kalmış. Haberin olsun... Popüler dünyanın maalesef bazı gereklilikleri var. Bundan isteseniz de istemeseniz de kurtulamıyorsunuz.
Tabii Melike Şahin'in anlattığı bazı detayları çok sevdim. Bazılarında da heyecanına verdim. Malum daha yeni tanınıyor. İlgi, alaka, her gün gazetelerde olmak. Her gün senden bahsedilmesi. Daha düne kadar, "O kadar uğraşıyorum. Nasıl olacak. Nasıl geçineceğim" derdindeyken şimdi tanınmak bunların hepsi gerçekten çok büyük değişiklikler.
İnsan şımarır.
İnsanın EGO'su okşanır.
İnsanın havalara girer. Çok ama çok normal. Önemli olan geçmişi unutmamak. Bunun içinde de Melike Şahin, "Kör yaşlanmak istemiyorum " diyor. Yani popüler dünyanın kendisini körleştirmesinden çekiniyor. Bravo bu duyguda olmasını çok sevdim.
Çünkü körleşmemek, geçmişini unutmamak demektir. Maalesef bizim sektörde körleşen çok insan var. Bu mevzuya dikkat kesilmesine bayıldım.
Ne diyeyim... Hoş geldin bu yazın yıldızı Melike Şahin. Umarım yıldızın daha da çok parlar.