Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen akşam ayaküstü karşılaştık Mehmet Ali Erbil ile. Yorgun ve düşünceliydi. 15 yıldır tanıdığım Mehmet Ali Erbil'i ilk kez öyle gördüm. Şahsen üzüldüm. Çünkü çocuğunun annesi Tuba Erbil'den darbe üstüne darbe yiyor. Üstelik hiç kimse Tuba Erbil'in yaptıklarına şaşırmazken, o ise hala şaşırıyor. Ne tuhaf, evlilik sonrası sanki böyle olmalıymış gibi... Neden kimse dostça ayrılamıyor! Ben en çok Tuba Erbil'in açıklamalarına şaşırıyorum. Hani bu hafta bütün gazetelerde; "Ben tazminat istemiyorum, hiçbir şey istemiyorum. Beni unutun" diye açıklama yapan Tuba Erbil, bir zamanlar aynı yastığa baş koyduğu adamın her şeyini alıp, kapının önüne koymak istiyor aslında. Boşanma kararı alındıktan sonra, Mehmet Ali Erbil, Bodrum'daki 1.5 milyonluk yazlığı ve İstinye'deki 4 milyon değerindeki evi vermiş Tuba Erbil'e. Ama Tuba, bu iki evin yanında aylık 40 bin TL'lik nafaka ve değeri bir hayli yüksek olan Astoria'daki Penthouse'u da istiyor. Asgari ücretin net 576,57 lira olduğu bir ülkede 8 bin TL'ye ev kiralayan Tuba Erbil'in ise lüks düşkünlüğünü bilmeyen yok. Daha önce mütevazı bir hayat yaşayan Tuba Erbil'in Mehmet Ali Erbil ile evlendikten sonra tek alışverinde 60 bin TL harcadığını biliyorum. Ha bu arada Mehmet Ali Erbil'in mal varlığına da tedbir koydurmuş Tuba Erbil. Yani Mehmet Ali, ondan habersiz tek bir mal alıp satamaz veya başkasının üzerine devredemez. Ne komik ne komik! Bence, bir oğulları olduğunu unutmamalı ve Mehmet Ali Erbil'in, daha önce boşandığı üç eşine de hala baktığını hatırlaması lazım Tuba Erbil'in. Bir kadının bu tarz hırsını anlayamadığım gibi, mal cambazı olmasını hiç ama hiç anlamıyorum.

        Gerçek hayat dostları

        Bir kez daha bahsetmiştim. Stelyo, Özgür Aras, Ayşe Ersayın ile bir araya geldik ve 'Gerçek Hayat Dostları'nı kurduk. İlk icraatimiz ise Cenk Koray TV ödülleri olacak. Hiçbir maddi çıkar gözetmeden, yalnızca unuttuğumuz değerleri hatırlamak adına çalışıyoruz. Bu çalışmalarda Cenk Koray'ın kızkardeşi Rahşende Koray Samlı bizi hiç yalnız bırakmadı. Hep yardımcı oldu. Yani 24 Mart akşamı Günay Restaurant'da harika bir gece olacak. Ve her sene tekrarlanacak. Biz bu geceyi daha atlatmadan, şimdiden bir sonraki özel gece kimin için olsun, derdine düştük. İnanın maneviyat duygusunun çok yüksek olduğu bir çalışma bu. Çok keyifli. Her buluşmamızda da daha keyifli oluyor. Ve bir de bugünkü iki partiyi kaçırmayın derim. İlki Public'te. Erken saatlerde eğlenmek çok güzel oluyor. 15.00'te başlayan partide şampanyalı bira bile içeceksiniz. Diğeri ise öğlen partilerinin mimarı Didem Özgen'in mekanı Funfatale'de. Discoman her cumartesi müdavimlerini eğlendiriyor. Bugün ise en büyük sürprizi Türkçe müzik! Şaşırdım, çünkü Discoman hiç Türkçe çalmıyordu. Güzel bir parti olacağa benziyor. Funfatale'deki parti 17.00'de başlıyor. Kaçırmayın derim.

        Siz uyurken

        - PİYASA'DA 01.00'DE futbolcu Ümit Karan arkadaşlarıyla eğleniyordu ama keyifsizdi. Güzel bir kızın yanına gelip, "Ben sizin hayranınızım" demesi bile keyfini yerine getiremedi.

        - KANYON 00.45'TE sinema çıkışı bir çocuk telefonda "Ya film de bitti. Hala sokaklardayım. E hadi sabaha kadar mı bekleyeceğim. Çıldırtma beni" diye bağırıyordu.

        - BEYOĞLU 03.00'te İstiklal Caddesi'nden bir kadınla bir adam kavga ediyordu. Adam kıza öyle bir tokat attı ki, kız bir anda sustu ve bağıra bağıra ağlamaya başlayıp, çantasını adamın kafasına geçirdi.

        Diğer Yazılar