Aşkını, evliliğini itiraf edemeyen erkekler
Aslında Ebru Gündeş ve müstakbel eşi Reza Zarrab’ın arapsaçına dönen evliliği hakkında yorum yapmak, duyduklarımı yazmak istemiyordum. Ancak, bu hafta gelişen olaylar doğrultusunda yazmak farz oldu. Bu hafta ne mi oldu? Gökhan Şükür, Seda Sayan ile olan beraberliğini inkâr etti. Ailesine hâlâ Seda Sayan’a olan aşkını açık yüreklilikle itiraf edemediği için... Yıllar önce de, Gökhan Şükür ailesinin baskısından sıkıldığı için, Seda Sayan’dan boşanmıştı. Kural değişmedi, kadın gelecek eleştirileri göze alarak yeniden bir yola çıkmaya hazırlanırken erkek, yelkenleri suya indirdi. Aşk-ı Memnu’da da Behlül hep Bihter’i yarı yolda bırakmadı mı? Hâlâ da bırakmaya devam etmiyor mu? Neyse söylenecek çok söz var da, zaman gösterecek bazı şeyleri. Gökhan Şükür durumunun aynısı Reza Zarrab için de geçerli sanırım. Sözde, Reza Zarrab’ın ailesi Ebru Gündeş ile olan evliliğini hâlâ bilmiyormuş. E diyeceksiniz ki, gazetelerde çıkan haberleri de mi görmüyorlar? Bunun için de yanıt hazır; “Yalancı bu gazeteciler. Hiç yan yana fotoğrafımızı gördünüz mü?” Bana göre bilmemelerinin imkânı yok; ancak dışarıda, hem de ikilinin çok yakınları tarafından aynen böyle konuşuluyor işte. Hem karı-koca neden yan yana fotoğraf vermekten kaçınır onu da anlamış değilim. Ama neyse, anne ve babalar çocukları için en doğruyu düşünürken onları ne kadar derin bir kuyuya ve yalana sürüklediklerini de fark etmiyorlar sanırım. Aşk, yaşanacaksa öyle ya da böyle gizli kapaklı; kapılar ardında zaten yaşanıyor işte. Kimse engelleyemiyor.
Lansman kadını çok değişik
Geçen gün tam çay vakti, Four Seansons Otel’deki Lancome toplantısına katıldım. Hani şu harika gülümseyen kadın Julia Roberts’ın yüzü olduğu yeni ürünün tanıtımının yapıldığı toplantı. Uzun süredir böyle toplantılara katılmadığımdan mıdır, yoksa ben hep gece gezdiğimden midir bilinmez ortama biraz yabancı kaldım. Bildiğiniz annelerimizin kısır, börek günü gibi... Tek fark bu kadınlar yüksek topuklarının üzerinde küçük atıştırmalıklar yiyip, şarap içiyor. Ve marka kıyafetleriyle yarışıyorlar. Ama format aynı inanın. Keyifliydi ama benim biraz daha bu tür lansmanlar için çalışmam lazım. Bir dahaki sefere daha donanımlı gideceğim kararlıyım. Zaten bu hızla o gece sabaha kadar Zorba, Asmalımescit, Galata derken geceyi Piyasa’da kapattım. O gün üzerimde Sedef Çalarkan’ın özel tasarım bluzu vardı. Tuvalette beni sıkıştıran bir kadın, “Sedef Çalarkan sanırım. Çok yakışmış” dedi. Osmanlı markasını dünyaya duyurmak için çalışan Sedef Çalarkan, bu ay Belçika’nın Gate Dergisi’ne de kapak olmuş. Ülkemizi bu anlamda dünyaya tanıtan tasarımcıların çoğalması çok hoş.
Siz uyurken
- ALMAN HASTANESİ’NİN karşısındaki sokağın başında 01.30’da taksiden elinde içki şişesiyle inmeye çalışan bir adam yere düştü. Taksinin içindeki arkadaşları da gülmekten inemediler. Trafik kilit oldu.
- THE MARMARA ÖNÜ 02.30’DA iki sevgili kavga ediyor. Kavgayı bir adam ayırmaya çalışırken çocuğun dirseği adamın burnuna denk geldi ve kanamaya başladı. Kız o anda taksiye binip gitti.
- PİYASA, 02.00’DE Serhan Sokulgan, Gizem Özdilli ile eğleniyordu. O gün albümü çıkan Serhan’ın yanına biri gelip çantasından on CD çıkarttı ve “Bak aldım bugün” dedi.