Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kadınlar güzel. Belleri ince, göğüsleri büyük. Yani en idealinden... Erkekler sanki bir gün sonra vücut yarışmasına katılacak gibi bol kaslı ve altın kolyeleri var. Ve maalesef fazlasıyla kılları da var. Çok yakışıklılar. Haklarını yemek yanlış olur. Gündüz havuz kenarlarında, gece ise barlarda eğleniyorlar. Burası neresi mi? Tabii ki Beyrut. Bombalanmış binaların arasında yeni yapılan mekânlarda vur patlasın çal oynasın hiç bitmeyen bir eğlence var. Dev içki şişelerine 5 bin dolar ödeyip bunu sırf zevk için havuza döken bir topluluk yani... Havuza dökmekle yetinmeyip, kim daha çok sipariş edecek yarışına bile giriyorlar. Ama anladım ki onlarınki yaşadıkları ortamdan. Küçücük bir seste bile, hâlâ “Aman bomba geliyor galiba” hissiyle yaşıyorlar. Her köşede, sokaklarda askerler var ama minicik şortlarıyla gezen genç kızlar da var. Değişik ve farklı yani. Hem özgür hem değil. Hem kısıtlı hem çok özgür. İşte bizi de bu düşünce ile J&B buluşturdu Beyrut’ta. Dünyanın en eski yerleşim merkezi Byblos’ta sabaha kadar parti yaptı J&B. ‘Start a Party’de de herkesi dans ettirip sarhoş etti. Aslında 3 gün 3 gece Beyrut’un çeşitli mekânlarında parti yaptı desek daha doğru olur. İstanbul’da, yurtdışı ve yurtiçinde geceleri dolaşan ben Beyrut’u sevdim mi? Vallahi sevdim. Sevmedim desem yalan olur. Çünkü rahat insanlar. Kim ne giymiş, ne takmış, ne yapmış kimse ilgilenmiyor. Ve en önemlisi kimse kimseyi yargılamıyor. Herkes kendi havasında. Ve hani bizim Bodrum’- da denizden çıkıp plaj partisine giderken akşam üzeri makyaj yapıp, topuklu ayakkabı giyen ikoncanlarımızdan yok mesela burada. Tabii ki çok şıklar, ama bunun için uğraşmıyorlar. Zengin erkek avlayalım durumunda değil kadınlar. Çünkü yalnız kadın yok. Hepsinin sevgilisi var. Öpüşüyorlar, koklaşıyorlar, sarılıyor. Uzaktan baktığınızda, “Ben bu görüntüleri unutmuşum. Ne güzel aşk yaşıyorlar” diye düşünüyorsunuz. Twitter’dan sordu herkes bana “İstanbul ve Beyrut gecelerinin farkı ne?” diye. Aslında bence en büyük fark bu galiba. Başkalarına kendilerini göstermek için değil, eğlenmek için çıkıyorlar. Ve Beyrut’ta hayat gece yarısından sona başlıyor. Son model üstü açık arabalarıyla gaza öyle bir basıyorlar ki, zannedersiniz ki zincirleme kaza yapmak için uğraşıyorlar. Yani o kadar hiçbir şey umurlarında değil. Tabii iyi mi, kötü mü tartışılır. Ben övmek için söylemiyorum ama bombalanmış binaların arasında eğlenince böyle bir düşünce oluşmaması anormal olurdu galiba. Ha bu arada, en farklı ve değişik şey ise minicik elbiselerim ile bir Arap ülkesinde rahat dolaşmanın keyfini yaşadım. Taciz yok, gözle rahatsızlık yok. Aman göğsüm açıldı, eteğim çok mu kısa derdi yok. Çünkü kadınların öyle bir derdi yok. Seksi kıyafetleri ile gayet rahat dolaşıyorlar. Arapça ve Fransızca’nın hâkim olduğu şehrin değişik bir büyüsü var yani. Sizi tuhaf bir şekilde içine alıyor. Bu arada yasak yok diyorum ama pasaport kontrolünden çıktığım anda fark ettim, insanlar bavullarını beklerken pofur pofur sigaralarını tüttürüyordu. Sonra otellerde, resmi yerlerde, restoranlarda; her yerde sigara ve nargile içiliyor. Ben taksideyken yanımdan geçen halk otobüsünde de atletiyle cam kenarına oturmuş bir erkekte elindeki sigarasını gayet rahat içiyordu. Şaşırdık, çünkü sigara içmemeye gerçekten hemen alışmışız. İlk şaşkınlığımız buydu diyebilirim. Gece hayatı, içki falan diyorum ama Beyrut’ta yemek her şeyden çok ama çok önemli. Akşam yemeğine 09.30’da oturuyorlar. Mezeleri inanılmaz. Humussuz masa ayıplanıyor. En sevmediğim şey ise masaya meze olarak gelen kıyma oldu. Görüntü itibarıyla fena. Tadına bakmaya cesaret edemedim. Mezeleri ve yemekleri de inanılmaz sarımsaklı. Eğlence, yemek ve içkinin bol olduğu Beyrut’a gitme imkânınız varsa hiç düşünmeyin derim. Bu tecrübe bir kere bile olsa yaşanılır. Ve ‘Siz Uyurken’i de Beyrut ve Bylos’tan okuyacaksınız. İyi keyifler.

        Siz uyurken

        * ABD EL WAHAB’TA 02.00’DE masaya çıkan, yeşil iç çamaşırı olduğunu gördüğüm çocuk, içki şişesini eline aldı ve avucunun içine döküp içmeye başladı. Masadakiler çocuğa tempo tutuyordu. Çocuk içkiyi bu şekilde bitirip sarhoş odu.

        * WHITE’TA 01.30’DA barın üstünde dans ederken içkiyi fazla kaçıran çocuk, elinde içki kadehleriyle duran iki kızın üzerine düştü. Kızlar çocuğa gülüp ayağa kalkmasına yardım etti.

        * BYBLOS’TA 24.00’TE kendinden geçerek dans eden bir kız, sevgilisinin kucağına oturdu ve öpüşmeye başladılar. Sonra da birbirlerinden ayrılmadan kalkıp dans ettiler.

        Diğer Yazılar