Brezilyalı yenge Alican'a âşık
Bu yaz hızlı geçecek. Ben en başından söylemiştim. Bodrum’dan çapkınlık fotoğrafları gelmeye başladı bile. Mesela geçen hafta Ümit Karan’ın deniz kenarındaki fotoğrafları olaydı. Tabii Ümit’in, “Çok ses vardı, kulağına bir şey söylüyordum” tarzındaki açıklaması daha da olaydı bence. Bu erkeklerin çapkınlık sonrası böyle açıklama yapmalarına çok gülüyorum. Neyse Bodrum, Çeşme gibi İstanbul geceleri kadar gündüzleri de çok hareketli. Öyle böyle değil. Her yerde birileri çıkıyor karşıma. Sürekli yeni bir aşk duyuyorum. Mesela cumartesi gecesi Beyoğlu’nda bir mekânda otururken bir arkadaşımdan “Alican Ulusoy ile Martha Graeff Reinada sarmaş dolaş’’ diye mesaj geldi. Ben Reina’ya gitmediğim için orada yaşananları ancak duyuyorum, göremiyorum. Alican Ulusoy da her aşk haberini yalanladığı için çok üstünde durmadım açıkçası. Ancak bir gün sonra Funfatale’de düzenlenen Carlsberg Sundaze by Urbanbug partisinde karşıma çıkmasınlar mı? Olay tamamen benim partiye birazcık erken gitmemle gelişti gerçekten. Alican, gözlerini ayıramadığı yeni sevgilisi Martha ve ablası Merva Ulusoy ile kahvaltı ediyordu. Yanlarında küçük bir kız vardı. Zannediyorum Merva Ulusoy’un kızıydı. Aytek Şavkan ile kısa bir süre önce boşanan Brezilyalı Martha Graeff’i izledim bir süre. Alican’ın tabağındaki yemekleri tek tek kesip hazırlıyor, ara ara elini tutuyor ve çok cilveli gülücükler atıyordu. Alican Bey de bu durumdan çok memnun, yerinde duramıyordu. Bir ara hatta DJ kabinine gidip çalan şarkının ne olduğunu bile sordu. Ne diyelim hayırlısı olsun. Uzun soluklu olur inşallah.
Ben sana yandım Zühtü
Beyrut yazımdan sonra kimi görsem bana oraları soruyor. O kadar çok mail aldım ki, anlatamam. Birçok kişi tatil rotalarını Beyrut’a çevirmiş bile. O zaman da söylemiştim şimdi de söylüyorum, ‘Eğlence seviyorsanız durmayın’ derim. Ancak ben bugünlerde başka bir şeye takıldım. Neye mi? Ankara yöresinin meşhur türküsü ‘Zühtü’ye. Nereye gitsem ‘Ben sana yandım Zühtü’ çalıyor. Sırf o değil, “Hey Corç versene borç”, sonra “Bir sen, bir ben bir de bebek.” Yani anlayacağınız hep eski şarkılar ile eğleniyor insanlar. Galiba, Sezen Aksu, Onno Tunç’u unuttu yazamıyor ve acilen Aysel Gürel’in yeniden hayata dönmesi gerekiyor. Nev bile eski şarkılardan medet ummuş. Geçen Nadide Sultan’ı duydum o da öyle. Ne oluyor ben anlamadım. Aslında yeni şarkıların sözleri güzel ama galiba aranjelerinde bir sorun var. O yüzden bizi avuçlarının içine alamıyor bu son dönem şarkıları diye düşünüyorum. Ama Tarkan’ın albümünden umutluyum. Bu yüzden onun albümünü sabırsızlıkla bekliyorum.
Siz uyurken
NAHİDE 02.30’DA bir kız mekânın içindeki merdivenleri görmedi ve öyle bir düştü ki anlatamam. Ayakkabısı ayağından çıktı. Kızı zorla kaldırıp oturttular ama kız gülüyordu. Çünkü çok ama çok sarhoştu.
NİŞANTAŞI 01.30’DA Midpoint’in önünde bir kız bağıra çağıra telefonla konuşuyor. “Ya tamam hadi bekliyorum. Geliyorum diyorsun gelmiyorsun” sonra duruyor duruyor, “Bak şimdi burada avazım çıktığı kadar bağıracağım” diyor ama zaten bağırıyor.
BEBEK 02.00’DE Nurgül Yeşilçay, tek başına deniz kenarında yürüyor. Ama hararetli bir şekilde telefonla konuşuyor.