Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Evet sonunda itiraf ediyorum. Mehmet Ali Erbil’in 26 yaşındaki genç çıtır sevgilisi benim. Cadde’de Mehmet Ali Erbil ile fotoğrafımı görünce “Yok artık!” dedim. Çünkü çakma muhabir beni Mehmet Ali Erbil’in sevgilisi zannetmiş. 26 yaşında görüp “Çıtır” demiş bana. Sağolsun, var olsun. Vallahi hoşuma gitmedi dersem yalan olur. Hangi kadının hoşuna gitmez ki, olduğundan küçük gözükmek. Ama işin aslı başka. Hem de çok başka. Hatta facia. Eşeğin kulağına su kaçırıyorlar. Herkes muhabir, herkes paparazzi oldu bu memlekette. Kafasına göre konuşup ahkâm kesiyorlar, bu işi çok iyi biliyorlar gibi. Hem de bunu sıradan, bu işle alakası olmayanlar yapıyor. Ben 16 yıldır aşk-meşk yazıyorum. Ama şimdiye kadar doğru olmayan hiçbir şeyin altına imzamı atmadım. Her şeyden önce komik olmamak adına. Neyse, o geceye gelirsek... Beni tanıyan, yazılarımı takip eden bilir. Ben her yerde gezip dolaşıyorum. Her yerde herkesle karşılaşabilirim. Sarılıp öpüşebilirim. O gece de Mehmet Ali Erbil ve ekibiyle yemek yiyip yoluma devam ettim. Masadan kalktıktan sonra arabaya giderken 3 dakika yürüme mesafesindeki görüntüdür o. Nizam Pide’nin karşısındaki mekânın kamera görüntülerinden alınıp verilmiş. Bir mekâncı, nasıl bir zihniyetle, böyle yalan bir habere bir gazeteyi ve gazeteciyi yönlendirebilir ki? Yani durum çok vahim ve tehlikeli bir hal almaya başlamış göründüğü üzere. O yüzden sokaktaki vatandaşın çektiği, yolladığı fotoğraflara çok taviz vermemek gerektiğini düşünüyorum. Bu arada Mehmet Ali’nin sevgilisi o masada olsaydı bir gazeteci olarak bunu da ilk ben yazardım zaten.

        Lunapark zamanı

        Gece müdavimleri ramazan ayında biraz dinlenecek gibi. Her yer sessiz sakin. Tabii eğlence var ama ramazan dolayısıyla bir sakinlik de hâkim. İnsanlar Cihangir Firuzağa Kahvesi'nde oturup çekirdek çitliyor-lar mesela. Cihagir'de sokak aralarında kapıların önünde oturanlar var. Tabii sıcağın da etkisi var ama ramazan bir başka işte. Biz de bir değişiklik yapıp lunaparka gidelim dedik. Hep kulüplere, barlara gitmek için önünden geçtiğimiz Maçka Küçükçiftlik Lunaparkı'nda öyle bir eğlendim ki anlatamam. Gondol, çarpışan arabalar falan derken çocukluğumu yaşadım yeniden diyebilirim. Bu arada "Serseriler doludur, aman taciz ederler, gitmeyelim" falan diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Son derece modern insanlar vardı ve eğleniyorlardı. Kimsenin kimseyle ilgilendiği bile yoktu. Bir gece değişiklik yapın ve çocukluğunuzu yaşayın derim.

        Hayri Bey, bir yatak çalabilir y miyim?

        Eğer bizler gibi sabaha karşı yatıp "Aman ne olacak, nerede olsa uyurum" diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. Asıl o zaman önemli yatak. Çünkü zaten 4-5 saat uyuyorsunuz. Onda da rahatsız bir yatak olursa aman aman hiç çekilmez. Bodrum Grand Yazıcı Otel'deki yataklar şahane. Yatakta değil de sanki bulutun üzerinde yatıyorsunuz. Yani öyle güzel uyuyorsunuz ki, hiç kalkmak istemiyorsunuz. İtiraf ediyorum; ben, kamyonu dayayıp yatağı çalmayı bile düşündüm. Hayri Yazıcı, otelin her detayıyla ilgilendiği gibi yataklarla da ilgilenmiş ve kendisi uyuyup test etmiş. 40 yılın tecrübesi bu olsa gerek. Bodrum Kalesi'nin karşısına konuşlanmış şahane manzaranın olduğu yerde kendinizi otelde değil de evinizde hissediyorsunuz. O kadar rahat ve huzurlu yani. Hayri Yazıcı ve eşi Lale Hanım konuklarıyla öyle güzel ilgileniyorlar ki, 3 gün gelip 20 gün kalanlar var. Ben de birkaç gün o uzatanlardan oldum. Yıllık izinlerimde hep Bodrum'a giderim. Ve izinde olduğumu unutup uyumam, sabahlara kadar yine çalışırım. Bu sefer harbiden izin yaptım ve uyudum. Yataklardan olsa gerek. Ama çalma planım hâlâ devam ediyor Hayri Bey, haberiniz olsun, otelin arkasından kamyon yanaştıracağım. Gece hallederim bu işi sanırım.

        Siz uyurken

        TOPHANE'DE 01.30'DA nargile içen bir adamın yan koltuğuna, yanında oturan arkadaşı "Aay çok bunaldım" diyerek uzandı ve horul horul uyudu. Sonra da, "Hadi kendime geldim" diye kalktı ve eğlenmeye gitti.

        ■ FINDIKLI'DA 00.30'DA yan arabadaki adam dikkatimi çekti. Üzerindeki tişörtü çıkarmış araba kullanıyordu. Benim baktığımı fark edince, "Ne bakıyorsun? Sıcak, bunaldım! Anlıyor musun!" diye bağırdı.

        NEVİZADE'DE 02.00'DE yol ortasında yürüyen bir kadın bağıra bağıra telefonda konuşuyordu. Arkasındaki araba korna çalıyor, kadın kenara çekilmiyordu. Sonra arkasını dönüp şoföre öyle bir bağırdı ki, bir anda ortalık karıştı.

        Diğer Yazılar