İnşallah bu işi öğreneceğiz
Bugün Hakan Yıldırım'ın yapacağı Koton defilesi ile son bulacak İstanbul Fashion Week için bir gün inşallah, "Muhteşem organizasyondu, söylenecek tek bir kelime bile yok" diye yazacağım. Ama olmuyor. Mesela Sex and the City'nin ünlü tasarımcısı Patricia Field ve İtalyan Vogue'un beyni 79'luk Anna Piaggi ilk gün defileleri rahat izleyemediler. Çünkü yer bulamadılar. Hatta onlarla hiç kimse ilgilenmedi, tanımadı. Atıl Kutoğlu defilesine gelen Anna Piaggi sonunda yer bulup oturdu oturmasına da ancak mankenlerin ayak parmaklarını aradan dereden görebildi sanırım. Tek bir kayafetin ucunu gördüğünü zannetmiyorum. Çünkü önünde bir sürü insan vardı. Ama bu hata Bora Aksu defilesinde düzeldi. Piaggi gelince oturan iki kişi yerinden kaldırılıp o oturtuldu. Tamam son dakika gelenler tabii ki ayakta izleyecek. Bütün dünyada bu böyle. Ancak bazı misafirleri de dikkate almak gerektiğini düşünüyorum. Neyse ilk gün izlediğim Gizia defilesinde yedi Christian Dior mankeni podyuma çıktı. Ve defilede tek Türk manken Tuğçe Kazaz oldu. Ama bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Tuğçe hepsine fark attı. Çok başarılıydı. Bu sırf benim değil defileyi izleyen herkesin fikriydi. Bu arada geçtiğimiz yıllarda karma defilelerde adını duyuran Simay Bülbül ile Özgür Masur da yaptıkları tek özel defilelerle beğeni topladılar. Bahar Korçan defilesini ise 250 kişinin katıldığı Harbiye'deki Radyo Evi Binası'nda yaptı. 12 kıyafetten oluşan mini defile hoş bir fikirdi. Radyo Evi'nin Bahar Korçan için büyük bir önemi varmış meğer. Bahar Hanım, 8 yaşında Radyo Evi'nde tiyatro ve seslendirme yapmış. Ve ilk sigortası da 8 yaşında yapılmış. Ne hoş. Şimdi orada defile yapan ünlü bir modacı. Bu arada Bahar Korçan Sao Paula'daki Fashion VVeek'te de defile yapacak ilk Türk modacısı olacakmış. Bu arada Bahar Hanım, Fashion VVeek'teki hataların farkında olduğunu söyleyip, "Hataların hepsini görüyoruz" dedi.
Gözaltına BALIK YUMURTASI
Vallahi bu sosyetenin hanımları beni her seferinde şaşırtıyor. Duyduklarımla her seferinde “Yok artık” diyorum. Geçen gün Fashion Week defilesinde gördüğüm Siren Ertan için yanımdaki arkadaşım, “Kadın olay gözüküyor” deyince bir öbür yanımızdaki arkadaşım, “Hayatım ondaki bakım bizde de olsa biz de öyle güzel gözükürüz” dedi. Neyse sonra konuşma devam etti. Meğerse Siren Hanım, oksijen maskeleri, spa falan filan derken gözaltına ve yüzünün belli bölümlerine balık yumurtası maskesi yapıyormuş. Birazcık pahalı olan bu bakım ürünü yüzü tazeliyor ve gençleştiriyormuş. Balık yumurtasına biraz para bayılıyorsunuz ama sonra genç ve güzel görünüyorsunuz. Güzel iş. Çirkin kadın yoktur, bakımlı kadın vardır lafı bir kez daha kanıtlanmış oldu. Ama paran kadar tabii...
Ece sessiz sedasız dükkânı kapattı
Ece Sükan sessiz sedasız Nişantaşı’ndaki Vintage mağazasını kapatmış. Geçen gün önünden geçiyordum, “Allah allah başka bir yere mi taşındı” acaba dedim. Ama yok tamamen kapatmış. Kimisi “iflas etti” diyor, kimisi de Türkiye’de “Vintage anlaşılmaz. O dükkân yurtdışında olsaydı patlardı” diyor. Bence de, Ece’nin dükkânı muhteşemdi ve yurtdışında olsaydı gerçekten çok iş yapardı. Neyse hayırlı olsun. Kendisine sordum şimdilik o işlere veda etmiş. Bir dükkân kapandı ama önümüzdeki günlerde çok dükkân açılıyor. Mesela İletişim Danışmanı Özgür Aras, Tepebaşı’nda “eelence” isimli farklı bir mekân ile kış aylarında gece kuşlarını coşturacak. Ben gittim gördüm, şu an da hazırlanıyor. Ama bu kış orada coşacağız gibi geldi bana hazır olun. “eelence”nin yanında birçok ünlü isim ile de çalışan Özgür Aras, koltuğunun altına başka bir işi daha aldı ve Süper FM’in de marka elçisi oldu. O kadar çok yeni projesi var ki, sürekli düşünüyor ve tasarlıyor. Galiba önümüzdeki günlerde hep Özgür’ün yaptığı işleri konuşacağız. Bu arada Gökhan Özen için bana bir sürü mail geliyor. Meraklısına, Gökhan balayından döner dönmez stüdyoya kapandı. Şimdi bayram sonu çıkartacak albümü için çalışıyor. Şarkılar olay diyorum. Beklediğinize değecek. Biraz daha sabır.