'Gel Asmalı Konak günlerine dönelim'
Bu teklifi Özcan Deniz, Nurgül Yeşilçay’a yapmış. Hem de senaryosunu kendisinin yazdığı, ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Ya Sonra’ sinema filmi için. Çiçekler, çikolatalar ile Nurgül’e giden Özcan Deniz, “Gel yeniden ‘Asmalı Konak’ günlerine dönelim. Bizi bir çift olarak çok yakıştırıyorlar. Türkiye bizi birlikte izlemeyi çok seviyor” diyerek teklifte bulunmuş. Hatırlarsanız, ‘Asmalı Konak’ın yayınladığı günlerde herkes diziyi izlerdi. Hatta o dönem dizi en çok reytingi alıyordu. Finali, milli maçtan daha çok reyting almıştı. Kadınlar Seymen Ağa gibi bir erkek hayal ederken kendilerini de Bahar’ın yerine koyuyorlardı. Sokakta da bir sürü ‘Seymen Ağa’lar oluşmuştu. Bu düşünce ile teklifi götürmüş Özcan Deniz. Ama duyduğuma göre, Nurgül biraz kapris yapıp “Asmalı Konak’taki Bahar değilim artık. Ben Nurgül Yeşilçay’ım. Benim oynadığım her şey tutuyor” diyerek çok ağır isteklerde bulunmuş. İyi mi yapmış kötü mü yapmış bilinmez ama ben de Özcan Deniz ile Nurgül Yeşilçay’ı çok yakıştırıyorum. Özcan, ‘Asmalı Konak’ tan sonra Naz Elmas, Burcu Kara, Vildan Atasever, Meltem Cumbul, gibi güzellerle kamera karşısına geçti, ama olmadı. O etkiyi yakalayamadı. Ben de o dönem Özcan ile karşılaştığımda, “Ne yap et, Nurgül’ü kandır” demiştim. Ama olmamış. Keşke olsaydı. Özcan Deniz, partner olarak sürekli ayrılıp barıştığı sevgilisi Fahriye Evcen’i bile düşünmüş. Ama çevresi onay vermeyince vazgeçmiş. Neyse, şimdi tekrar Naz Elmas ile kamera karşısında Özcan Deniz. Bu kez Deniz Çakır da var. İnşallah bu iki güzel hem Özcan’a hem de filme iyi gelir.
Serdar bana dans dersi versene
Bu sene iki kez Serdar Ortaç konseri izledim. İlki Harbiye Açıkhava’da, ikincisi de Kıbrıs Rocks Otel’de. İkisinde de şaşkınlıkla gözlerimi sahneden ayıramadım. Serdar Ortaç’ın kendine özgü dans figürleri görülmeye değer. Tuhaf desem değil, garip desem hiç değil, seksi ya da güzel desem o da değil. Bilemedim. Ama rahatsız olmuyorsunuz. Her figür de başka bir şey hissettiriyor size. Gülmek, ağlamak, şaşırmak gibi yani... Şarkıyı söylerken yaşıyor Serdar. Sanki klip çekiyor sahnede yeniden yeniden... Ceketini çıkarıyor, giyiyor, kemerini atıyor, sallıyor, yeniden takıyor. Eldiven giyip çıkarıyor. Adeta mini bir şov sergiliyor. Neyse, ben de Serdar’ı izlerken istem dışı onun yaptığı hareketleri yaparken buldum kendimi. Tuhaf hareketler bunlar, anlamı yok. Anlam da aramıyorsunuz zaten yapın gitsin. Bu arada kadınlar bayılıyor Serdar’a. Bunu bu sene bir kez daha gördüm. Genci yaşlısı ölüp bitiyor. Ben de, Serdar’ın danslarını da sevmeye başladım, hatta bana dans dersi bile vermesini istiyorum ama alışamadığım tek şey Serdar’ın kıyafetleri. Vokalisti Nihal hazırlıyormuş kıyafetlerini, ama bence daha profesyonel ellere teslim etse kendini daha iyi olacak. Muşamba pantolonlardan da kendini kurtarmış olur.
Yakında tek tuş ile ışınlanacağız
Sanırım artık yapacağımız tek şey telefonumuzun bir tuşuna basmak olacak. Yani düşünsenize; Amerika’ya gitmek istiyorsunuz, evinizde otururken avucunuzun içinde duran minik telefonunuzun bir tuşuna basıyorsunuz ve saniyesinde oradasınız. Tamam biraz hayal ama bir gün sanki o da olacak... Gerçi biz göremeyiz. Neyse, şimdi bunu neden mi yazdım, mobil ödeme yüzünden. Meğer telefonla alışveriş yapılabiliyormuş. Yani para, cüzdan, kredi kartı yavaş yavaş tarihe karışıyor. Tek yapmanız gereken telefon numaranızı vermek. Ücreti ise ertesi ay faturanıza yansıyormuş. Ben çok sevdim sistemi. Hoşuma gitti. Şu anda mobil ödeme şekli Turkcell ve Avea’da varmış. Vodafone da üzerinde çalışıyormuş. Yakında tüm kullanıcılarda olacak yani. Şahane geldi bana. Bu sistem hızla yayılırsa “Çantamı çaldırdım, kredi kartlarım gitti” gibi telaşelerimiz de olmayacak. Ver numaranı, yap alışverişini durumu yani. İyiymiş... Çanta taşımak istemeyen particanlar için de bulunmaz kolaylık.
Siz uyurken
TEKYÖN 02.00’DE bir erkek dans pistinde öyle bir dans ediyordu ki, adeta kendinden geçmişti. Bir ara kendini yerden yere attı. Transa geçmiş gibi bir hali vardı. Ben dahil herkesi korkuttu.
KANYON SİNEMA ÇIKIŞI 00.30’DA merdivenlerden inerken önümde bir erkek ile kadın tartışıyordu. Kadın, “Ne yani, elimi tutsan ne olur” diyor, adam da, “Kusura bakma canım, tarzım değil. İşine geliyorsa” diyordu.
ARNAVUTKÖY VİRA VİRA 01.00’DE tuvalette tanımadığım bir kadın makyaj tazeliyordu. Bana dönüp, “Canım bak bakim, güzel olmuş muyum?” diye sordu. Ben de biraz şaşkın, “Güzel” dedim. Sonra “Oh tamam o zaman” deyip çıkıp gitti.