Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kıbrıs bayram da tıklım tıklımdı. Ama kuru bir kalabalık vardı diyebilirim. Geçmiş yıllardaki tecrübelerime dayanarak söylüyorum; eskinin ihtişamı yoktu. Ama tabii uzun yıllar sonra böyle bir hareketlenmenin olması bile insanın hoşuna gidiyor. Mesela sokaklar da kalabalıktı ve herkes alışveriş yapıyordu. Özellikle de çakma çantacıda iğne atsanız yere düşmüyordu. Ünü her yere ulaşan bu çakma çantacıya bu sefer ben de gittim. Ben, çok bilenen markaların çantalarını kullanmıyorum. Çünkü her çantanın çakmasının olduğu ülkemizde orijinal çantaya verdiğim paraya acıyorum. Bizi enayi yerine koyduklarını düşünüyorum. O gün çakma çantacıda bunu bir kez daha farkettim. Çünkü yanımdaki arkadaşımın 4 bin 250 TL verip aldığı marka çantasının çakmasını 300 dolara görünce gülmekten kendimi alamadım. Üşenmedim, oturup dikişlerine kadar karşılaştırdım. Hiç fark yoktu. Tek bir dişikte bile. Eğer ben de Chanel, Prada, Hermes, Louise Vuitton gibi marka çantalara düşkün olsaydım itiraf ediyorum ki, çakmacıdan çıkmazdım. Ne gerek var ki, o kadar para ödemeye. Her gün başka bir çanta ile boy gösterirdim. Tıpkı ünlülerimiz gibi. Ünlü isimler de bunu fark etmiş olacak ki, çakma çanta nimetlerinden yararlanıyorlar. Sosyetik güzellerden tutun da magazinin ünlü isimlerine kadar herkesin çakma çanta kullanmışlığı vardır. Mesela Bülent Ersoy Kapalıçarşı'daki çakma çantacıda yakalanmıştı. Neyse, Kıbrıs'taki çantacıdan da alışveriş yapmış Bülent Ersoy. Ve 16 bin TL verip en son çıkan modellerin hepsinden satın almış mesela. Ne diyelim, güle güle kullansın.

        Özel keseci ve çiğbörek sefası

        Bayramın ilk günü sahneye çıkan Ajda Pekkan'ın olmayan gafı ve yırtmacını açması konuşuldu. Fermuarını seyirci karşısında açıp, daha sonra arkasını dönerek kapatmasını ve sık sık yırtmacının kapalı olup olmadığını kontrol etmesini kendisine yakıştıramadım. Eğer arkasını dönüp açsaydı ve seyirciye öyle dönseydi daha şık olurdu. Ya da fermuar açık sahneye çıksa da olurdu. Aslında hiçbiri de olmasa olurdu. Yani başarısız bir hareketti. Akıllarda "Ne alaka, ne yapmaya çalıştı acaba?" diye kalacak. Neyse ben asıl bir gün sonrası ile ilgilendim. Kıbrıs tatilini beş gün uzatan Ajda Pekkan konser sonrasında gün boyu hamam ve jakuzi keyfi yaptı. Uyandığı zaman odaya iyi kese yapan bir kadın ve çiğbörek istedi. Çiğbörekleri de jakuzi keyfi yaparak yedi. Denize nazır, güneşin altında jakuzi içinde çiğbörek yemek bana çok ilginç geldi. Enteresan bir keyif.

        Sıkılmadan gülmek

        İşim gereği yıllardır sanatçılarla içiçeyim. Sahte gülüşlere çok tanıklık ettim. Kamera ışıkları karşısında gülüp, sonrasında bambaşka olanları bilirim. Kimisinin işi düştüğünde "Canım" deyip sarıldığını ama işi olmadığı zaman "suratıma" bakmadığını da bilirim. Zamanı gelince onlardan da bahsedilir ama ben şimdi Seda Sayan'dan bahsedeceğim.Yanına gelip konuşan, fotoğraf çektirmek isteyen hayranlarına usanmadan poz verip gülümsediğini ve sonrasında "Of bıktım" diye bir ifadeye bürünmediğini gördüm. Hiç sahte olmadığını bir kez daha farkettim. Aynı gördüğünüz gibi, olduğu gibi. Dönüş yolunda aynı uçaktaydık. Herkes gibi aynı sıradaydı. Bir başka ayrıcalık istemedi. Türk Hava Yolları'nın üç saatlik rotarına bile bir kez "Of" demedi. Gecenin o saatinde yanına gidip fotoğraf çektirmek isteyenlerle tek tek konuşup gülümsedi. Sabah 05.00'de fotoğraf çektirmek isteyenleri kırmıyordu. Büyük sabır işi. O saatte insanın saçı başı dağılır. Uyku sersemi olur. Yorgunluk çöker. Her şey olur. Yani poz vermek istemese de anlarım. Ama o bunu yapmadı. Herkese gülümsedi. Bazıları gibi güneş gözlüğünün arkasına saklanmadı. Yıllardır aynı yerde kalmanın sırrı bu sanırım. Mütevazi olmak. Ve geldiğin yeri unutmamak.

        Siz uyurken

        *** Kıbrıs Rocks Otel önü 02.00'de iki taksi bekliyor. Kızlardan birisi, ayağını sıkmış olan topuklu ayakkabısını çıkartıp eline aldı ve "Dayanamayacağım artık. Bu ayakkabıları da çöpe atacağım" deyip taksiye bindi.

        *** Kıbrıs Mercure 01.00'de Ebru Aydın sahnede şarkı söylüyor. Bir adam Ebru Aydın'a o gün her istediği şarkı kadar şampanya gönderdi.

        *** Kıbrıs Merit Otel 03.00'de casino tuvaletinde sohbet eden iki kız arkadaş aynı zamanda, tanıştıkları erkekler hakkında da yorum yapıyorlardı. Kızlardan birisi, "Ben aşık oldum. Yarın evlebilirim. Hem de çok zengin" diyordu.

        Diğer Yazılar