Ayak izinden başka iz bırakma
HAFTA sonu Kastamonu, Ilgaz Dağı Büyük Hacat Zirvesi derken son zamanlarda simsiyah bir dünyanın içinde yaşadığımı fark ettim. Gece gündüz yaşamanın zorluğu da bu sanırım. Bir süre sonra aynı renk görmeye başlıyorsunuz. Ama, bu hafta sonu unuttuğum doğanın renklerini gördüm. Onu da geçin, 1873 metrede 50 bin hektarlık ormanı kontrol eden küçük bir evde yaşayan mütevazı insanlarla tanıştım. Gördüğümüz, bildiğimiz şeylerin çok çok ötesinde yaşayan mutlu insanlar. Ama ben bununla da yetinmedim dağ, bayır çamur demeden araba kullandım. Hatta iki dağ arasından uçtum. Yani bu hafta sonu aşk-meşk, kaçamakları es geçip Lassa Competus Keşif Konvoyu'na katıldım. Türkiye'nin doğal ve kültürel değerlerini tanımak, doğanın güzelliğini ve zenginliğini yakından deneyimlemek için 7 yıldır gerçekleştirilen konvoydan çok şey öğrendim. 2587 metreye araba ile tırmanmanın ve sonrasında o yoldan çamurlara batarak inmenin keyfini yaşadım. Ve aslında şehirde araba kullanmadığımızı fark ettim. Kendi aramızda yol alırken telsizle konuşmanın ne kadar keyifli olduğunu hatırladım. Rehberimiz Ümit Bey'in, "Ayak izinizden başka bir iz bırakmayın" sözünü beynime kazıdım. Kastamonu yöresine ait leziz yemeklerin tadına baktım. Ha bir de, ben hep "Gazeteci oturmamalı, gezmeli, yaşamalı. Haberi içinde hissetmeli" diyorum ya, işte bu hafta sonu Cüneyt Özdemir, "Gazeteci yağmur, çamur, kar, fırtına, dağ, bayır dinlemez gözlemler, çalışır hatta olmaması gereken yerde internet bulur dünya ile ilişkisini koparmaz" durumunu kanıtladı. Ve intennet bağlantısını kurup 2587 metrede yazısını yazıp Radikale ulaştırdı. Uçmadı ama olsun. Ben onun yerine iki kez uçtum. Ha bu arada doğa falan diyorum ama geceleri siz uyurken benim de uyuduğumu zannetmeyin. Kastamonu'da Kütük Bar'da Ahmet Tufan'ı dinledim. Gayet başarılıydı ancak Kütük Bar'ın tek eksiği tuvaleti olmamasıydı. O yüzden 'Siz Uyurken' Kastamonu Kütük Bar'dan bildiremiyorum.
Denizin kilolarından bıkmadınız mı?
DENİZ Sekiyi gören muhabirin ilk sorduğu soru, "Kilolarınızı ne zaman vereceksiniz?"
oluyor. O da haklı olarak isyan ediyor. Bir kadın için en berbat sorudur bu. Yani herkes Demet Şener, Ebru Sallı olmak zorunda değil ki. Tamam Deniz Sekiye kilo hiç ama hiç yakışmıyor. Ama geçirdiği zor günlerden sonra böyle kilo alması çok normal. Ben o zor günleri geride bıraktığı zaman yine eski günlere döneceğini biliyorum. Bunun için en azından gayret ediyor. Hele şu hazırladığı albümü bir çıkarsın da.. 0 zaman eski Deniz'e dönecektir. Aralıkta çıkarıyormuş Deniz albümü. Yılbaşı hediyesi olacakmış hem kendine, hem de sevenlerine. Deniz özlenen bir albüm yaptığını ve keyifle dinleneceğini söylüyor. Ne yalan söyleyeyim ben Deniz Seki şarkılarını seven biri olarak dört gözle bekliyorum.
Aklıma takılanlar
Ayşegül Aldinç, "İlişkide kadın gençse, erkeğin parası çoktur" demiş. Ben de Twitter'dan, "Ya erkek gençse?" diye sordum, herkes bana "Kadının parası çoktur" diye yanıt verdi. Ama ben katılmıyorum. Kadın ve erkek doğası bana göre farklı. Erkek gençse ve kadının yaşı büyük ise onunla parası için değil, anne şefkati aradığı için birliktedir.
■ GEÇEN gün bir eczaneye girdim. Yaşlı bir adam Viagra istiyordu. Eczacı da, "Önce kadını göreyim" diyerek harika bir espri yaptı. Ama eczanenin sahibi ile yaşlı adam tanışıyorlar. Sadece o anlık bir espriydi. Lütfen kimse ayaklanmasın!
■ ŞİMDİLERDE 70'lilerin en çok konuştuğu, konu "Artık geceler 90'lılara kaldı. Biz yaşlandık' oluyor. Haksız değiller. Gerçekten artık mekânların en sıkı müşterileri 90'lılar. Üstelik babalarının kredi kartlarıyla Rus işadamlarının açtırdığı en pahalı içkileri açtırıp sabahlara kadar eğleniyorlar.
■BİR gazeteci Twitter'da bir şeyi eleştiriyorsa bence arkasında durmalı. Yani "New Yorkta Beş Minare" filminden çıkar çıkmaz eleştirip daha sonra köşesinde övgüler yağdırıyorsa bence iyi bir gazeteci-yazar değildir.