Ajda'nın U dönüşünü kimseler anlamadı
Üç haftadır Nahide Palas'da Selami Şahin fırtınası esiyor. Ama son galasında biraz performans düşüktü. İlk iki programda olduğu gibi insanları coşturamadı. Hele ki gece yarısını beş gece 'Onuncu Yıl Marşı'nı okuyup ardından da gözyaşı dökmesi ve sonrasında "Atatürk için okuyorum" diyerek "Özledim teninin kokusunu özledim" demesi biraz komikti. Neyse bunu da geçtik mekânda bulunanlar Süperstar'ın tavrını biraz çekiştirdi diyebilirim. Ajda Pekkan, Selami Şahin'i dinlemeye bir saat önce karar verip mekane gelince yer problemi yaşandı haliyle. Neyse, yetkililer sahnenin tam karşısında harika bir masaya oturttular Süperstar’ı. Ancak Ajda Pekkan oturduğu yeri beğenmeyip değişiklik yaptı ve kapıya yakın bir yere geçti. Neyse bunu da geçelim. Selami Şahin sahneye çıktıktan yarım saat sonra Ajda Pekkan'ın yanına gidip sahneye çıkarmak istedi. İkili el ele tutuştu. Ajda Pekkan sahneye tam çıkacaktı ki, bir anda U dönüşü yapıp hızla dışarıya çıktı. Hatta en dışarıya. Çıkıp gitti. Tabii sonrasında bu davranışını hiç kimseler anlamadı. Selami Şahin de orada öylesine kaldı. Sonra Pekkan Beyoğlu'ndaki 45’liğe, ardından da Şamdan'a gitti. Umarım gittiği diğer mekânlarda kaçan keyfi yerine gelmiştir...
Dikkat şehrin göbeğinde aslan var
Son günlerde herkes, Akatlar'daki Palmali Şirketler Grubu Genel Merkez Binası'nın bahçesinde bakılan bir aslan yavrusundan bahsediyor. Şehrin göbeğinde, hatta içinde ve çevre binalardan görülen bu yavru aslan, bakıcısı tarafından tasması ile bahçede gezdirilip oyun oynatılıyormuş. Zamanla büyüyecek olan bu aslan yavrusu hep orada kalmayacakmış tabii. Aslan yavrusu Palmali'nin patronu Mubariz Mansimov'un kardeşi Marif Mansinov'a ait. Marif Bey'i hatırlarsınız. Son günlerde pahalı arabasıyla dillerde. Hani, fiyatı 2 milyon Euro olan, 2.5 saniyede 100 km. hıza çıka bilen, aynı zamanda dünyanın en hızlı otomobili olarak da bilinen Bugatti Veyron'un sahibi. Ah ah ne diyelim. Tek aslanımız eksikti. Güzel falan diyeceğim ama şehrin göbeğinde olması biraz tuhaf geldi bana. Bilemedim. Karar sizin.
Temenni ediyorum
• Her sene merakla beklenen Victoria's Secret'ın melekleri yine podyumda. Ne yalan söyleyeyim meleklere bakmaya ben doyamıyorum, erkekler ne yapsın. Muhteşemler. İnşallah şu fani dün yada, bizim de bir meleğimiz bu şölende yerini alır diye temenni ediyorum.
• Sinan Akçıl'ı çok uzun yıllardır tanırım. Belki şu basın dünyasında ilk tanıyanlardanım. Son yıllardaki gelişimini hızla ve şaşkınlıkla izliyorum. Ve ben eski, en eski Sinan'ı özledim. Kendisi ne hızla biraz daha sessizlik ve kaliteli duruş temenni ediyorum.
• Son zamanlarda Emina Sandal, Burcu Esmersoy ve Nurgül Yeşilçay'ın, "Bak işte bizim söylemediğimiz şeyleri yazmışlar" türünden açıklamalarını okumuşsunuzdur. Ve ben artık, sanatçıların önce söyleyip sonrada inkâr etmemelerini temenni ediyorum.
• Son günlerde "New Yorkta Beş Minare" filmi ile yine gündemde olan Mahsun Kırmızıgül'ün, Ferzan Özpetek gibi film bittikten sonra kenarına çekilip yapılan hem övgü hem de eleştirileri büyük olgunlukla köşesinden izlemesini temenni ediyorum.
Siz uyurken
• Nahide 00.30’da önümdeki masada oturan bir çift inanın abartmıyorum, yanımda oturan kişi de şahittir gece boyunca birbirlerinden gözlerini, ellerini ve dudaklarını ayırmadılar.
• Ghetto 02.00’de tuvalette iki kız makyaj tazeliyorlar. Kızlardan birisi gözlerini o kadar siyah kalemle boyadı ki, yanındaki arkadaşı, “Çok korkunç oldun. Cadılar Bayramı’nda değiliz kızım. Korkacak insanlar senden” diye eleştirdi.
• Çiçek Pasajı 01.00’de bir çift oturuyor. Yanlarına çiçekçi geldi ve adam kadına jest olsun diye çocuğun elindeki tüm çiçekleri aldı. Ancak az para verince, çiçekçi tüm gülleri alıp “Cimri!” diyerek masayı terk etti.