Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HANİ güzel bir an yaşar ve onu hayatınızın sonuna kadar unutmak istemezsiniz ya. İşte ben de o gece Kıbrıs'ta öyle bir gece yaşadım. Unutulmaz ve unutulmaması gereken, tadının damağımda kaldığı lezzetli bir gece... Zuhal Olcay sahneye çıkar çıkmaz, "En sevdiğim eski kocam ve dostlarım" diyerek başladı şarkılarına. Şarkılarının tümünü tiyatral bir şekilde yorumladı ki, sormayın. E karşısında ilk eşi Selçuk Yöntem, Gülenay Kalkan, Tarık Ünlüoğlu, Demet Akbağ, Zafer Çika, Oya Başar, Ali Karagöz'ü de görünce daha da bir coştu ve coşturdu. Zuhal Olcay, "En sevdiğim eski kocam" diye hitap ettiği Selçuk Yöntem için, "Üç kez evlendim. Ben en çok ilk eşim Selçuk'u ve kızımın babası Zafer'i sevdim. Hâlâ da severim. Diğerini sevmiyorum" diyerek son eşi Haluk Bilginer'e de gönderme yapmadan edemedi. Ama zaten her şarkıda Haluk Bilginer'e kızgınlığını alaycı bir tavırla da ifade etmedi dersem yalan olur. Çok da iyi etti ve bize harika anlamlı, duygulu ve unutulmaz bir gece yaşattı. Erkeklerin unuttuğu bir gerçek var ki, kadınlar asla unutmazlar. Bunu o gece bir kez daha fark ettim. Bunun dışında, o gece, hem Zuhal Olcay'ı hem de harika insanların oturduğu o masayı izlerken çok şey düşündüm... Güzel anılar ve dostluklar biriktirmek büyük bir servet; program sonrasında bir araya gelen bu eski dostlar ile yapılan sohbet ise paha biçilmezdi. Zuhal Olcay ile Selçuk Yöntem'in muhabbeti müthişti. Boşandıktan sonra böyle saygın bir arkadaşlığı kurmak çok zor. Ama onlar bunu başarmış. Evlendikleri zaman Zuhal Olcay 19, Selçuk Yöntem ise 23 yaşındaymış. 3.5 yıl evli kalmışlar. O günleri hatırlayıp güldüler, eğlendiler ve hasret giderdiler...

        E şimdi ne olacak Tuğba?

        TUĞBA Coşkun ile Önder Fırat'ın aynı uçak ile Bodrum'a gittiklerini yazdığım zaman Mehmet Ali Erbil kızmış, "Tuğba'nın uçak biletini ben aldım. Böyle bir şey yok. Sen benim arkadaşımsın, önce insan bana sorar. O çocuğumun annesi. Hem o gün tek uçak vardı. Aynı uçağa denk gelmeleri çok normal" demiş, ardından da gazetelere, "Tuğba'nın böyle bir şerefsizlik yapacağına inanmıyorum" diyerek beni yalanlamıştı. Yeri gelmişken söyleyeyim; o gün Bodrum'a tek değil üç uçuş vardı. Neyse, aslında Mehmet Ali Erbil, gözünün önündeki gerçeklere değil de eski eşine inanmayı seçince Tuğba da beni mahkemeye vermişti. Beni mahkemeye vermesi önemli değil de, keşke Tuğba da eski eşinin gösterdiği hassasiyeti gösterebilseydi. Ama olmadı. Bir kez daha yakalandı Önder Fırat ile. Tabii haklı olarak sonunda Mehmet Ali Erbil, "Bizi enayi yerine koydular" diyerek son noktayı koydu. Peki şimdi ne olacak Tuğba'cığım. Şimdi de mi yalanlayacaksın; yani yine mi kandıracaksın Mehmet Ali Erbil'i ve bizleri? Aslında sen bizi değil, sadece kendini kandırıyorsun ama neyse. Asıl ilginç olan yanı şu, senin Küba fotoğraflarının çıktığı gün herkes, "Biz Mehmet Ali'nin yerinde olsak yalanlarına aldanarak verdiği 5 milyon TL'yi söke söke geri alırız" diye konuşuyorlardı. Kim bilir belki Mehmet Ali Erbil artık düşürüldüğü tuzağı görür de daha fazla gecikmeden harekete geçer.

        Aşk kadına yakışıyor

        OYA Başar ve sevgilisi Ali Karagöz ile havaalanında karşılaştım. Onları uzaktan biraz izledim. Gerçekten etrafa ışık saçıyorlardı. Birbirlerine bakmaları, dokunmaları, gülümsemeleri görülmeye değerdi. Bir şeyi fark ettim ki, aşkın ve ilişkinin bir günde tükendiği günümüzde özlemişim böyle bir görüntüyü. Daha sonra kaldıkları Rocks Otel'de sık sık bir araya geldik. Ve kesinlikle şuna karar verdim ki, aşk Oya Başar'a çok yakışmış. Daha da bir güzelleşmiş. Aşkına sahip çıkmasını da çok sevdim. İkili yürüdükleri yere ışık saçıyorlar inanın. Bu aşk ışık hızıyla da nikâh masasına gider mi bilimem ama Oya Başar'ın kahkahaları tatil boyunca çınladı. Ve otelin sahipleri Ertan ve Havva Ertekin tam bir bayram havası estirdi Kıbrıs'ta. Yine dostlar bir araya geldi ve güzel günler yaşandı. Kaliteden ödün vermemek için yapılan her adım amacına ulaştı sanırım.

        Siz uyurken

        ■ ASMALIMESCİT Hardal'da 00.30'da bir çift ellerinde kelepçeyle geziyordu. Dayanamadım sordum. Meğer çocuk kızı kelepçelemiş ve anahtarı da saklamış; kıza da vermiyormoş. Pes vallahi, daha neler göreceğiz.

        ■ LOVE, 03.00'te bir kadın sevgilisine öyle bir sarılmış ki, bırakmıyordu. Yanındaki arkadaşı "Bıraksana, boğacaksın çocuğu" dediği zaman, "Yok bırakmam. Asılıyorlar" dedi.

        ■ LOKAL 01.30'da bir kadın yere oturmuş ağlıyordu. Daha doğrusu hem ağlıyor, hem gülüyordu. Sanırım alkolün etkisiyle bu durumdaydı. Arkadaşları da kendisine gelmesi için zorla kahve içirmeye çalışıyorlardı.

        Diğer Yazılar